Son Yazılar

23 Eylül 2015 Çarşamba

Türkiye'de Öğrenci Olmak

     İkokul 3'teyim ablam da 5'te. Aynı okula gidiyoruz o zamanlar Erzurum'dayız. Önemli biri gelecekmiş topladılar sırayla bizi bir yere. 1-5 arası tüm ilkokul var herkes kendi sırasında bekliyor. Erzurum dedim bakın, nerdeyse 10 sene önce kışın ortası o kadar soğuk ki ellerimiz kıpkırmızı hissetmiyoruz. Burunlarımız kıpkırmızı diye birbirimize bakıp dalga geçiyoruz. Kar yağıyordu, iki öğretmen gelip montları toplayın dedi. Kendi aralarında konuşmalarını duyduk.
Önemli biri gelecekmiş ya okul önlüğüyle olmalıymış herkes tek tip. Şimdiki aklım olsa hayatta çıkarmazdım ama çocuktuk öğretmendiler her denilen yapılırdı. Çok iyi bir öğretmenim vardı beni her daim korur gözetlerdi o itiraz etmişti çok net hatırlıyorum ama yine de biz o montları çıkardık. Bakan mıydı vali miydi kimdi hiç hatırlamıyorum tek hatırladığım önemli birk olduğu. Orada öylece kaç saat bekledik.bilmiyorum ama epey oldu ayak parmaklarımızı hissetmiyorduk yanımdaki kızla ağlamaya başladım üşüdüm diye arkamdaki çocuk bayılmıştı. Çok korkmuştuk ya hiç bayılan görmemiştik çünkü daha önce. 
     Çoook uzun bir süre daha bekledik biz orada. Baktılar olmayacak ayılan bayılan moraran çocuklar var dişlerimiz birbirine çarpıyor montları geri verdiler. Nasıl bir vicdan küçücük çocukları -20 derecede öyle bekletir insan anlamıyor. Babam gelip almıştı bizi arkadaşlarım hala bekliyorlardı eve gider gitmez ablamla ellerimizi suya soktuk ısınmak için. Ayaklar parmaklarım hiç kıpırdamıyordu saatler sonra açıldı.
Okuma yazmayı öğrendiğim günden beri hep günlük tuttum o yüzden her şeyi o kadar net hatırlıyorum ki maalesef. 
     Ortaokuldaydım bir fen hocam vardı öyle nefret ederdim ki ondan anlatamam. 2 saatlik derste 6 7 sayfa yazı yazardık ellerimiz kopardı anlatmazdı pek sadece yazdırırdı öyle öğrendiğimizi sanardı demek ya da kolayına gelirdi bilmiyorum. Sınıfta kafasında belirlediği favori öğrenciler vardı onlara anlatır onlara soru sorardı onlar dışında kimseyi muhatap almazdı ben hep kaldırırdım parmağımı yanımdaki arkadaşım da. Bizi görmemezlikten gelirdi hep. Bu yüzden çoğunluğun yazılı sonuçları berbattı öğrenemezdik ki çünkü. Babasını tanığı öğrencilere bol keseden not verirdi geri kalalardan fazla fazla kırardı. Nefret ederdim ya dersinden de kendisinden de. Onun yüzünden feni hiç sevmedim öğrenemedim. Bir arkadaşım vardı babasını tanırdı yanımda otururdu kız sınavlarda bazen adını yazar bazen tek soru yapar geçerdi dersi bir kere benden 4 soru almış bana yeter diyip çıkmıştı 70 aldığı sınavdan ben 40 almıştım bu adaletini anlatmama yeter sanırım. Biz boşuna çabalardık işte. 
     Lisede de bir bedenci girerdi dersimize 'rahat hazir ol yürü tamam serbestsiniz' bu düzende geçerdi dersler. Sonra gider çayını yudumlardı. Yürürken konuştun diye tek kelime ya selpak mı istedin saçını öyle bir çekerdi ki boynundan ses gelirdi elinde kalırdı saç. Bir müdür yardımcımız vardı hele elinde sopa merdivenlerden çıkan öğrencilerin bacaklarına vururdu. Neden biliyor musunuz? Sebep yok. Neden yaptığını hiç anlamadım sanırım hobisiydi
 İstiklâl Marşı okunduktan sonra topluca yukarı çıkarken vururdu bacaklarımıza. Aslında o bize doğru rastgele sallardı da şanssız olanlara denk gelirdi diyelim. Okula girmekten bile nefret ederdim sayelerinde. 
     Bir Tarih hocamız vardı formanın üstüne renkli polar giydin mesela ya da saçın kısa toplayamadin topuz gibi tutturdun kıyamet kopardı. Koca bulmak için yapıyormuşuz gerçekten inanılmaz. Saçım kısacıktı rastlamamak için köşe kapmaca oynardık hiç bir şey yapmadığımız halde gururumuzu incitir rezil ederdi bizi. Derslerinde de erkek öğrenciler çıkar saçmalar hemen artıları kaparlardı kızlara aynı muamele yok. Ben çıkardım 5 sayfa anlatırdım ezberim iyidir kelimesi kelimesi anlatırdım tek soru sorardı üstüne bilemeyince bir sürü söylenir basardı sıfırı. Tarihi severdim iyiydi de tarihim ama hocadan ve o dersten nefret etmiştim artık. 
     Okul kapısı 8.30da kapanırdı 8.35te gittim diyelim açmazlardı kapıyı ikinci derse kadar dışarıda Erzurum gibi şehirde sabah soğuğunda beklerdin. Ben servis yüzünden 3-4 defa geç kalmıştım da kirpiklerimde buz oluşmuştu o kadar diyim.
     Matematik derslerime müdür geliyordu herhalde en işkencesi buydu. Tek soruyu yazar yazar siler çözemezdi. Ve bizden bu koşullarda matematik öğrenmemiz beklendi. İngilizce derslerinde her yıl 12 zaman gördük. Mezun olduğumuzda tek kelime ingilizce konuşamıyor ve anlamıyorduk tek bildiğimiz 12 zaman onu da nerede kullanacağımızı bilmiyorduk.
     Şimdi bu koşullarda biz okumayı üretmeyi nasıl sevebilirdik? Her şeyi kendi çabamızla yaptık. Çok iyi hocalarım da oldu tabi onlardan hayata dair de derslere dair de çok şey öğrendim sağ olsunlar iyi ki vardılar. 
     Hayvan bile dövülmemeliyken küçücük çocukları döverek eğitmeye çalışmak nedir veli toplantılarında velilerimize yalan söyleyen hocalar vardı ya. Mesela o dönem hiç arama olmamış 'arama yapıldı kızınızın çantasında ahlaksız şeyler bulduk' demişlerdi dedikleri kişi en yakın arkadaşlarımdan biriydi. Ve kızın alakası yok zaten arama falan ya yapılmamıştı. Benim de ruj sürdüğümü iddia ederlerdi ulan öyle bir tipim de yok üniversiteye kadar rujun ne olduğunu bilmedim sigara içiyor derlerdi bazılarının ailelerine ve alakası yoktu Allah akıl versin.
     Bizim koca bir öğrencilik hayatımızı ziyan ettiler. Bize oldu bizden sonraki ôğrencilere aynılarının olmasını istemiyorum. Üniversite daha fenaydı ırk din dil ayrımı yapan hocalar vardı. Hatta bir kez bir sınavda 6 sayfa yazmıştım da (ezber iyidir demiştim birebir kitabi yazarım) 10 vermişti hoca bir de yüzüme 'o kafa kağıdıyla  dersimden asla geçemezsin' gerçekten hayret verici! Ne torpiller ne fenalıklara şahit olduk efenim yine de pes etmedik okuduk mezun olduk şimdi de hayallerimiz için çabalamaya devam ediyoruz. Bitti çok şükür okuldan nefret ettiğimiz o çile günler, bitti ama nasıl bitti bir de bize sormak lazım..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

cpm fun 2