Son Yazılar

29 Ekim 2015 Perşembe

Griye Çala Çala Büyüyoruz İşte...

     Hayat öyle hızlı akıyor ki çift rakamlı yaşlara geldiğimden beri. Hatırlıyorum da 13 yaşındayken hep yaşımı sorduklarında hala 13 bir türlü bitmedi büyüyemedim derdim. Sanki o yaş seneler sürdü gibi gelmişti. 17den sonrasını takip edemedim. Bir kaç kırgınlığımı saymazsam iyi şeyler yaşadım genelde. Dedem çocukken uyumadan önce hep dua etmemi söylerdi. Dua edince kötü şeyler yaşamaz kötü insanlar tanımazmış insanlar, Allah çocukları sever dualarını geri çevirmezmiş.
Hep Allah'ı sevdim ben de, beni sevdiğini hissederek düşünerek. Büyüklerin hayat acımasız, biri seni kırarsa sen de onu kırma ama haksızlığa karşı da sessiz kalma nasihatlerinden sezerdim sadece kötü insanlar olduğunu.
     İlkokuldaydım. Park vardı evimizin yanında. Biz 5-6 arkadaştık akşama dek dışarıda oynardık. Şişman iki çocuğu olan bir kadın vardı, hiç unutmam o gelince kaçardı tüm keyfimiz. Biz parkta neye binsek kadın gelip bizi indirir kendi çocuklarını bindirirdi. İnmek istemeyince de üstümüze gelir dövmekle tehdit ederdi. Ne kötü kadın derdim içimden. Çok küçüktük öyle ya kocaman kadındı bir iki şey der susardık korkardık dövmesinden bizi, döverse canımız yanardı ya belki kanardı da bir yerlerimiz o zaman annelerimiz de kızardı. Beyaz bir sayfada leke gibiydi o kadın. Çamur gibi. Tüm çocukların hayatına sıçrayan bir leke gibi. Herkes sarılmazdı işte hayatta herkes sevmezdi çocukları, kimisi böyleydi demek ki. Dedemin kötüler var dediği de buydu belki. Bu kadını mı tanıyordu aceba? Olabilir ben bundan başka kötü tanımadım çünkü. 
     İlkokul 4'teyim. Yeni taşındık mahalleye, biraz tuhaf. Sınıfta haşere bir çocuk var iri bir de. Her hafta kendisine birini belirliyor okul çıkışı var gücüyle dövüyordu genelde de alt sınıflardan. O hafta bana sardı. Ben de epey güçlüyüm ama o büyük, kocaman. Çıkışı boğuştuk, kollarını bacaklarını mormor ettim o da benimkini. Ben savunuyorum kendimi ama saçlarımı yoluyor çocuk. Napacağımı bilmiyorum ailem akrabalarım ya da çevremde böyle bişey görmedim çünkü ben, çocukların birbirine vurduğunu hiç görmedim. Nasıl bir yer burası? Bu bir kez de değil üst üste her gün olmaya başladı. Karar verdim dövüşmeyeceğim onla saçımı tutmasına müsade etmeyeceğim. Koşmaya karar verdim eve koşarak gitmeye. Bu onu daha çok hırslandırdı. Demirle vurduğunu hatırlıyorum en son sanırım fenalaşmıştım. Gurur da var serde kimseye diyemiyorum. En son hocaya şikayet yolunu buldum aile çağrıldı falan noldu hiç bir şey. Aile baş edemiyormuş umrunda bile değil ailenin, böyle şeyler de oluyormuş hayatta. Ben kurtuldum ama diğer çocuklae için aynı şeyler devam etti. Neyseki o okulda ve mahallede 1 yıl kaldım sadece çocuk halim anca o kadarını kaldırırdı zaten herhalde. 
     Lise 1'deyim. Okulun en efendi ve yakışıklı çocuklardan biri bana asılıyor. Kafam karışık, kafamda hep lisede kimseyle olmayın lise aşkları yalan, çocukluk nasihatleri dönüp dolaşıyor. O iyi biri, âşık değilim ama iyi işte hoş. Ama arkadaş olabiliriz ilerde belki büyüdüğümüzde.. Her şey güzel gidiyordu ta ki sınıfta çok samimi olmadığım ama selamlaşıp bi iki kelime sohbet ettiğim kız bir kağıt verene dek. Evde okumam gereken bir kağıtmış. Kağıtta yazan 'sen onunla konuştukça ben ölüyorum görmüyorsun' Kafama çakılıyor bu söz. Nutkum tutuluyor. Aşk değil sevgi değil tamam hoşlantı sadece. Tüm gece düşünüyorum. Sabah söyleyebildiğ tek şey 'tamam'. Sıra değişiliyor muhabbet kesiliyor. Çünkü ben birinin mutsuz olmasına sebep olmamalıyım. Bu sene bana fedakârlığı, arkadaşlığın erkeklerden daha önemli olduğunu öğretiyor. 
     Lise 2'deyim. Hala bir kaç falso dışında herkes ne kadar da iyi diye düşünüyorum. Aşırı.fedakar dost canlısı sacma tavırlarım sürüyor. İlk arkadaş kazığımı yiyorum, bayağı iyi kazık üstelik. Lavaboya ağlayarak girip gülerek çıkmayı öğreniyorum, insanın kötü biri yüzünden maske takmak zorunda kalabildiğini öğreniyorum. Kendimi güçlü hissediyorum ama dünya yükü üzerime yüklenmiş ama ben çekip atmışım gibi. Ergenim daha biliyorum uzun hayat var önümde. İlk kez birine beddua ediyorum iftiraları için ediyorum, içim rahat 5-6 ay sonra gülerken görüyorum ahımın tutuşunu perişanlığı ve o hep perişan kalıyor senelerce. Kalbi temiz tutmayı, sabretmeyi, kimseye güvenmemeyi, Allah'ın adaletine de sonsuz güvenmeyi öğreniyorum. 
     Üniversitedeyim. Hayatımın en büyük derslerini aldığım dönem bu. 4 yılda belki 20 yaş büyüyorum zihnen ve ruhen. Irk din dil mezhep ayrımı yapan öğrencileri, hocaları her yerde yemek yenmediğini, bazen emeğinin ziyan olabildiğini, adaletsizlikleri 5 kuruşa satılan insanlae olabildiğini, mücadele etmeyi, ölürcesine sevmeyi, herkesi kendim gibi bilmemem gerektiğini, âşık olunca gözümün kör olmaması gerektiğini, insanların değişmeyeceğini öğreniyorum. Bembeyaz süt gibi doğmuşum oysa tanıdığım her kötüde biraz masumiyetim kaybettiğimi hissediyorum, karaya çalmasa da kalbim ve hayatım grileşiyor. Grileşe grileşe büyüyorum işte...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

cpm fun 2