Son Yazılar

30 Kasım 2015 Pazartesi

Görgüsüzlük Alameti Davranışlar

- Arabayı kadifeyle ya da naylonla kaplamak. Aman arabanıza bir şey olur mazallah kıyafet de giydirin üstüne. Herkesin tek işi gücü sizin arabanız zaten.


- Yere tükürme hobisi. Hep tükürün oldu mu insanlar sizin balgamlı tükürüklerinizi görmekten zevk alıyorlardır.



- Param çok her şeyi yaparım. Nah yaparsın. Basit kadınlarla gün geçirirsin sen onları kullanıyorum sanarsın esas onlar seni kullanır. Hem donuna kadar yer hem de başka adamlarla eş zamanlı takılır. Ne kadar çok para o kadar rahat hayat onlara göre. İstediğin her eve her şeye sahip olamazsın her şey hiç bir zaman senin olmaz. Hava attığın paran dışında insanların seninle konuşmalarını sağlayacak hiç bir şeyin yok.




- Yere izmarit atayım. Çöp yanımda ama çöpleri ve sigara izmaritlerini yere atmayı seviyorum çünkü malım, görgüsüzüm, çevreye zarar vermek benim için şahane bir hobi.




- Hayvan katletme zevki. Hayvan ne ki ya tekme atarsın uçar gider kedi köpek eğlenmek için değil mi zaten hepsi insanlar için yaratılmadı mı?




- Küfür sevgisi. Küfür bir ahlak problemi dikkat et zeki insanlar ya da kültürlü saygın gerçekten yetişmiş ailelerin çocuklarının kelime hazineleri oldukça geniştir. Kendilerini ifade etmekte güçlük çekmezler. Küfredeni Allah'ın sevmediğine dair yüzlerce şey okuyabilirsin. Ama okuma, gerek yok. Çünkü herkes dilinden pamuk şekerler yayamaz, herkes sevilen sayılan biri olamaz. Kadınlara da küfret. Her naneye küfret sen. Kankaların anana küfretsin gül sen. Pezevenklik ruhuna işlediyse dilin düzgün olsa ne olur?




- Para çok anam her ay mobilya değistiriyoruz. Ne güzel ne güzel. İnsanlar açlıktan ölsün sen de öyle merhametsizim ki insanlar böcek gibi hepsi fakir hepsi. Banane açlardan kim açsa gitsin çalışsın de e mi? Senin o koltuklarına misafir çocukları kussun, mürekkeplere bulansın inşallah.

- Biz çocuğumuzu özgür yetiştiriyoruz. Her şeyi konuşabilsin özgüvenli olsun diye. Ama sizin çocuk özgüvenli olmamış ki terminatör olmuş, saygısız, terbiyesiz, şımarık bir baş belası olmuş. Burnu kaf dağına gitmiş orada kalmış dönememiş de. Şimdi ilerde yakışıklıyım herkesi tavlarım zihniyle red cevabı aldığı tüm kadınlara çamur atacak bu. Öğretmen eğitmeye çalışacak sus sen benim paramla çalışıyorsun diyecek. Sen baş edemeyeceksin eğitimciler komşulae yüzüne gülecek de her gün dua edecekler Neptüne taşınıp gitmeniz için.



- Herkes bana hayran. He kezbanım he kamilim herkes sana hayran. Sana gülümseyen kız sana aşık, sana trafikte yol veren kız seninle evlenecek. Eğer gülümsediyse karşı cins bitmiştir o size deli divanedir yürüyebilirsiniz.




- Ben her şeyi çözerim ama lafla ama dayakla. Hayvanlar dövüşerek anlaşır ama özendim ya konuşmaya kafayı çalıştırmaya çözüm üretmeye ne gerek var. Zaten çok düşünme beyin devreleri yanar falan Allah muhafaza. Vur ye iki yumruk çözülsün. Ne güzel be aklın yolu bir.




     Hiç bir şey olmayabilirsin. Ailen mesleğin paran şartların. Sahip olduğun kıymetli hiç bir şey olamayabilir hayatta. Zaten çok şey olmana da gerek yok, insan ol yeter!

28 Kasım 2015 Cumartesi

Bir Erkeğin Sizden Hoşlandığını Gösteren Belirtiler

1. Sizinle konuşurken daima iyi bir dinleyici olur. Aranızdaki göz temasına önem verir. Konuşmalarınız esnasında araya kaynayan üçüncü şahıslardan hoşlanmaz ve bunu açıkça belli eder. Hele araya giren arkadaşınızın cinsiyeti erkekse o çocuğu gebertmek ister, kafasında sık sık suratına kocaman bir yumruk indirdiği hayali dolanır.


2. Saçmalar. Hele ilk başlarda ne konuşması gerektiğini tam olarak bilmez. Suskun kalmaktansa her konuda konuşarak sizi tanımaya çalışmayı tercih eder. Konu konuyu açar ve bazen çok absürt yerlere varır. Ülkeler arası politikalar ve dün izlediği maçtaki kaçan gol gibi :) Bu yüzden zaman zaman komik duruma düştüğü olur.


3. Hoşlanıyormuş gibi davranmaz. Daha doğrusu davranmadığını sanır. Tepkinizden ve sizi tamamen kaybetmekten korktuğu için hemen hislerini göstermez. Bir öyle bir böyle davranır. Hatta bazen hızını alamayarak kötü davranabilir. Aşırı ilgili gözükmemek hislerini saklar sanır.


4. Sizi başkalarına anlatıyorsa tamamdır. Çünkü erkekler geçici ilişkilerden kolay kolay ailelerine ve arkadaşlarına bahsetmezler. 


5. Arkadaşlarınızla tanışır ve kaliteli vakit geçirmeye çalışır. En iyi arkadaşınızın gözüne girmek kalbinize giden yolda ilk adımdır. Kendisini beğendirirse sevilme ihtimalinin daha yüksek olduğunu düşünür. Arkadaşlarınız muhakkak birlikte geçirdiğiniz eğlenceli zamanlardan ve huylarınızdan bahsedeceklerdir. Bu durum da sizi daha yakından tanıması için şahane bir fırsat yaratır.



27 Kasım 2015 Cuma

Parfüm Demişken

   
     Kokuya aşırı duyarlı biri olarak parfümsüz yapamıyorum. Senelerdir benimle bütünleşmiş bir kokum var, seviyorum da aslında kokusunu ama sanırım değiştirmek istiyorum. Bir sürü parfüm kullandım bu ara, hiç biri cuk oturmadı üstüme sanki. Saçıma ayağıma bile sıkarım parfümü yine de kalmaz ya sinir hastası olurum.

     Kavun, çilek, karpuz gibi meyve sebze aromalı parfümler hiç bana gôre değil, kendimi.yemek gibi hissediyorum :D Çok ağır olmayan ama kalıcı parfümler de o kadar az ki. Öncelikle Caldion, Emotion, Adidas gibi kokuları sevmiyorum. Avon parfümleriyle hele hiç aram yok.

     Lisedeyken bir ara Pur blanca ve little black dress kullanmışlığım var. Kokularını sevmiştim öyle aman aman değillerse de iyidiler yani. Ama sıktıktan 5 dakika sonra nasıl oluyorsa yok oluyorlardı. Hiç bir anlamı yok yani o parfümü sıkmanın.

     Amor amor kullandım bir ara. Gerçekten kokusunu çok sevdim ama o da beklediğim kalıcılıkta değildi. Gucci rush herkesleştiğinden almaya bile yeltenmedim, kızılay çadırında satılıyormuşsacına herkeste aynı parfümü koklamaktan gına geldi. Efil efil parfüm arayışındayım şimdi. Deneye deneye bulacağım sanırım. Siz de tavsiyelerde bulunursanız çok sevinirim. Yol göstermiş olursunuz bana da. Sevgiler  :)

Dipnot : En güzel koku herkesin kendisine has ten kokusudur, bu kesin. Ama yine de parfüm şart :)

Güncellemeeee : Parfüm alacağım diye burnumu bıraktım da geldim :) Migrenim var bir de baharatlı keskin kokular beynimi zonklatıyor. Neyse efenim kafamda Dior Hypnotic Poison, Lancome Poeme ve Chloe seçeneklerinden birini almak vardı.Ama üç marka da yoktu. Nasıl olmaz ddiğinizi duyar gibiyim ben de anlamadım. O çok övülen Burberry Classic ve Chanel Chance' i o kadar beğenmedim ki zincirleseler yine sıkmaz insan öyle diyim. Zevk meselesi tabi de üretim hatası olduklarını düşündüm açıkçası :) Angel zaten sevmediğim koku. Çok seçeneğim yoktu aslında seçimimi beğendiğim ve daha önce de kullandığım Amor Amor'dan yana kullandım. Umarım bütünleşirim de hayatımın parfümü olur diyeceğim de hiç sanmıyorum. Bulamadıklarımı da hafta sonu deneyip kendime uygun olanı temin ederim dedim. Güzel kokulu günler :)

26 Kasım 2015 Perşembe

Dur Ben Artık Diyeyim

   
 Sır küpü gibi insanım. Demiyorum değil diyemiyorum. Çünkü insanlar genelde bana çağ atlatacak sırlarını söylüyorlar. Psikologluğu seviyorum alıştım da. İlkokuldan beri herkes anlatır orada sorun yok da senin kaldıramadığını ben nasıl kaldırayım be canım ya. Keşke paylaştırabilsek az dertleri. Bazen aşırı yükleme oluyor bana dinlenmek istiyorum bu defa da kırılıyorlar.

     Mesela üniversitede bir çocuk yeni eve çıktığından tüm sınıfın yeni ev ziyaretine geleceğini benim de akşam gelmemi söylemişti. Ben de kabul etmiştim. Ta ki akşam içime bir sıkıntı oturana dek. Sınıftakilerle aram olmadığından onlara sormam diye düşünmüş  ama sınıftan bir kızın numarası vardı ona sordum. Benim haberim yok dedi. Sonra diğerlerinin numaralarını aldım tek tek sordum ve öyle bir şeyden kimsenin haberi yok. Ev arkadaşlarını kız atmak üzere de evden şutlamış o gün için. Bunu öğrendiğimde korkunç sinirlendim. Bu olay olduğunda 1. Sınıftaydım ve şehre daha yeni gelmiştim. Nasıl biri olduğum biliniyordu ama ne düşündü neye güvendi bilemiyorum. Sabah erken gelmesini söyledim erkenden okula gittim saydım bir de tartakladım. Zırlayarak özür diledi.

     4 sene aynı sınıfta o insanın rahatsız edici bakışlarına maruz kalarak okudum. En yakınlarım dahil bir kişiye bile anlatamadım arkadaş. Sen bu çocukla niye konuşmuyorsun diyorlar sebep yok. Sınıf pikniği var ben gitmiyorum neden sebep yok. Üstelik bunu bana sınıfımdan iki kişi yapmaya kalktı. Öteki acil paraya sıkıştım şurdayım gelmezsem şöyle böyle olacak diye çağırmıştı. İşin aslını sonra farkına varmıştım. Kadın olmak ne zor şey şu pis dünyada. Herhalde 4teyken sevgilime anlatmıştım ilişkinin başında ona kadar kimseye bir şey diyemedim. Neden bilmiyorum.

     Eski sevgilinin bir çok arkadaşı vardı kıskanç olduğundan pek samimi olmazdım hani kırılmasın rahatsız olmasın diye. Öncelikle şunu söylemek isterim yıllarca en yakın arkadaşlarım kardeşim dediğim insanlar hep erkek oldu. O yüzden sanırım erkeklerin davranışlarını anlayabiliyorum. Yanlış anlamalarım yoktur. Yanlış anlaşılmaya sebebiyet veren davranışlarım da. Seviyeli bir samimiyettir benimkisi yerimi sınırımı daima bilirim. Neyse yakın bir arkadaşı vardı benim tepsi lakabını koyduğum onun verdiği rahatsızlığı çıkıp da cümle aleme diyemedim ya. Deseydim rahatlardım deseydim rezil rüsva olurdu. Ama senelerce diyemedim. Daha en son bana mesaj atalı herhalde 1 ay oldu. O kadar söyleyeyim.

     Peşine bir yakın arkadaşı daha var. Arkasından baya saydırdığı. Ben derdini diniyor tavsiye veriyordum kızlarla arasını yapıyordum çocuğun. Önce her gün aramalar başladı sonra övgüler sonra geceleri aramalar sonra günde 10-15 kez aramalar. Ablam evde telefonumun çalmasından ve o konuşmanın saat sürmesinden aşırı rahatsız oluyordu. Yanlış anlaşılır eski sevgilinin arkadaşı kes irtibatı gitsin dedi. Ben de psikolojisi kötü bana da çok şey anlattı diye borçlu gibi hissediyordum kendimi. Ama durumun çirkin bir hal almaya ramak kaldığını görünce tak diye kestim irtibatı. Bir şey de demedim. Ne diyebilirdim ki. Alacağın tlf kılıfından çoraba kadar beni aramandan rahatsız oldum konuşmaların sevgili gibi mi? Midem kaldırmazdı şu cümleye bile. Ulan eski sevgili tüm arkadaşların ayrı şerefsizmiş ne içtiniz de böyle zavallı oldunuz diyemedim ya. Kadın görünce kendini parçalayan mallar diyemedim. Şöyle bir çatıya çıkıp sıraya dizip şerefsiz şerefsiz şerefsiz diyemedim tek tek.

     Millete haksızlık edilince bıdır bıdır konuşuyorum. Kimse sana böyle yapamaz hemen had bildirmeliyuz'ler havada uçuşuyor. Çenem bir düşüyor yağlı kapı gibi daha artık durdurabilene aşk olsun. Kendime gelince niye aşırı sabrediyorum onu bilmiyorum ya gerçekten anlamıyorum. Aşırı sabrediyorum sonra da pişman oluyorum. Keşke şunu bunu deseydim diyorum bana mı kaldı hep insanların çirkinliklerini örtmek. De gitsin de mi? Karar verdim ama hundan sonra kapatmayacağım tak tak anında söyleyeceğim ne varsa. Rezil olan olsun şişiyorum ya bana da günah.

Bahçıvan Çorbası


Malzemeler;
- 1 adet pırasa
- 1 adet havuç
- 1 bardak erişte
- 1 çay bardağı bulgur
- 500 gram koyun eti
-1 adet kereviz
- 4 yaprak lahane 
- Yarım çay bardağı sıvı yağ
×Terbiyesi için ; 2 yumurta sarısı ve 1 limon suyu

Yapılışı;
Soğanlar halka halka doğranır ve pembeleşinceye dek sıvı yağda pişirilir. Kuş başı doğranmış et eklenip kavrulduktan sonra salça ilave edilerek karıştırılır. Et pişerken sebzeler ve bulgur ilave edilir. Et ve sebzeler pişinde de tuz, karabiber ve erişte ilave edilir. Erişteler piştikten sonra terbiyesi eklenerek, sıcak servis edilir.

Bahar Çorbası


Malzemeler;
- 1 bardak pirinç
- 10 sap ıspanak
- 8 bardak et suyu
- 3 kaşık zeytinyağı
- 1 bardak bezelye
- 1 demet maydanoz
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 1 çay kaşığı karabiber

Yapılışı;
Et suyu derin bir tencereye konularak konularak kaynatılır. İçine pirinç ıspanak ve bezelye eklenene dek kısık ateşte pişirilir. Tuz ve karabiber ilave edilir. Maydanoz ve zeytinyağı eklenerek sıcak servis yapılır.

Aşık Kadın Gider Mi?

     Kadınlar erkeklere oranla daha güçlü, daha olgun ve daha mantık odaklıdırlar. Duygusal gözükmelerine rağmen oldukça kalp-beyin ikilisini dengede tutmaya çalışırlar. Erkeklerin çoğunun şikayet ettiği şeydir kadınların bırakıp gitmesi. Oysa hiç bir kadın durduk yere bırakıp gitmez, genelde bırakılmış ilişkinin iplerini bırakır artık yorulduğunda ve çabasının sonuç vermediğini anladığında. Kadın ne kadar aşık olursa olsun neden gider bir bakalım;

1) Karşısındaki yalan söylüyorsa; kadınlar için aşktan ve hatta hayattaki her şeyden daha önemli olan tek şey güvendir. Bir kadın önce sırtını dayayabileceği bir adam ister karşısında. Sonsuz güvenebileceği, tek bir an bile kendisine yalan söylendiğinden şüphe duymayacağı bir adam. Her kadın hayatındaki adamı gelecekteki eşi statüsüne koyar çünkü. İyi bir eş, iyi bir baba görmek ister karşısında. Yalan söylemek bir alışkanlık olduğu için bunun tekrarlanacağını bilir. Karşısında kendisine yalan söylerken vicdanı rahatsız olmayan bir adam gördüğünde bırakır ipleri, umudunu yitirir, verdiği değerin kıymet görmediğini karşısındakinin kendisi gibi olmadığını görür, boşa kürek çekmek aptal yerine konmak istemez ve yapması gerekeni yapar, gider. Onu kaybetme korkusu olmayan bir erkeğin kendisine daha fazla zarar verememesi için gider. Yalan söylemedim ama doğru da söylemedim efsanesini bırakın. Saklamak da yalandır sakladığınız şeyleri yüzde doksan kadınlar bilip itiraf etmenizi beklerler. Gelmeyen o itiraf ardına bakmayan bir kadın yaratır işte.

2) Erkek sürekli çalışıyorsa ; evet çalışan ve sorumluluk sahibi olan bir erkek her daim kadınlarda olumlu etkiler oluşturur. Ama çalışmakta bir yere kadar. Kadınlar için en önemli şey ilgi. Onunla ne kadar kaliteli zaman geçirdiğiniz, işiniz yerine onu tercih ettiğinizi görmek onun için çok mühim. İlgisiz ve sevgisiz kaldığında belki özler umuduyla gider, giderken soğur çünkü o kadar alışmıştır ki sevgilinin varken yok olmasına yokluğunu hissetmekte zorlanır.

3) Erkek dinlemeyi bilmiyorsa ; Kadınlar için iletişim ilişkinin en temel olgusu, olmazsa olmazı. Sizi sevgiyle dinleyen bir adam her daim anlamaya çalışan bir adamın yerini kimse tutamaz. Aksine her daim susturan saçmalama diyen fikirlerine önem vermeyen erkek de daima kaybeder. Dinlemek karşındakine kıymet vermektir. Kıymet ver ki kıymet göresin. Çoğunlukla kadınlar 'konuşmalıyız' der bir sorun olduğunda. Bu cümle kadının çözmek istedikleri olduğunun habercisidir. Ama erkekler korkar bu cümleden. Konuşmayı erteler, devamlı kadını suçlar falan falan. Böyle olunca konuşulamayan sorunlar çığ gibi büyür. Zamanı gelince de en sağlam yerinden kopar.

3) Erkek çifte standartçıysa ; Türk toplumunda çok görülür bu. Erkeğe verilen aşırı haklar ve kadının kısıtlayıcı yaşamı çifte standardın yaşam biçimine dönmesine neden olur. Erkek gezer kıskanır gece takılır içmeye gider tatillere gider ama kadın evde oturmalıdır. Aynısını yapsa kıyamet kopar ama erkek erkektir işte o haklar ona kromozomlarıyla verilmiş gibi davranır. Şunu giyme şunla konuşma şunla görüşme erkek arkadaşlarını sil. Ya sen? Ben erkek işte öhöm. Kadın kafasına dank eder etmez olanca hızıyla kaçar.

4) Kadın erkeğin ailesini sevmiyor ya da sorun yaşıyorsa ; kadınlar gençken oldukça mırmırcıdırlar. Yani hesaplı kitaplı konuşmaktan çok öfkeyle konuşurlar. O yüzden kendilerine yapılan şeyi yanlış anlama ya da anlatma olayları yoktur. Erkek ailesi yalan söyler kadın bunu dile getirince sen yanlış anlamışsın olur. Yahu kocaman kadın neyi nasıl anlayacağını bilmez mi? Bazı çok art niyetli korkunç aileler vardır oraya hiç girmeyeceğim. Ailenin yaşantısına bakar kadın ailemle yaşayış ve kültür olarak uyuyor mu ailesi diye bakar. Çünkü bilir kadın, biriyle evlenmek ailesiyle evlenmektir. Bir ömür kendisinde tahammül edecek gücü görmediyse, erkeğin de kadını desteklemeyip ailesine karşı ezebileceğini gördüyse gider, hem de koşa koşa gider.

5) Saygısız erkek ; hani büyüklerimiz hep der. Aşk bir yere kadar. Cicim ayları geçip geçim ayları başlayınca sana adamın karakteri ve saygısı kalacak. Bir erkeği adam yapan büyüklerine ve kendinden zayıfa duyduğu saygıdır. Ailem de hep bana karşımdaki insanı tanımak istiyorsam onu kızdırmamı öğütler. Hep de işe yaramıştır bu yöntem. Kavga anında bile sabır gösteriyorsa ne konuştuğunu biliyorsa kişiliklidir o, adamdır. Zaten çok az var böylesi. Kadınına saygı duyamayan kendisine de duymaz, kadının ailesine de duymaz, yarın çocuklarına da duymaz. Bunu bilen kadın da ben kıymetliyim, ailemin biriciğiyim, dünyada saygılı efendi bir sürü insan var kadere teslim oldum der ve gider.

25 Kasım 2015 Çarşamba

Balık Çorbası

 
   Malzemeler:
- 1 kilo beyaz etli balık
- 3 adet soğan
- 10 su bardağı su
- 2 havuç
- 1 kereviz
- 1 dmeet maydanoz
×Terbiyesi için ; 1 yumurta sarısı, tuz, karabiber, 2 limon suyu

     Yapılışı :
     Balıklar temizlenip tencereye konur. Üzerine rendelenmiş soğan ve tuz eklenir. Suyun hepsi eklenerek pişirmeye bırakılır. Soğuyunca balık tencereden çıkarılır tabağa alınır. Balığın suyuna doğranmış havuç, patates ve kereviz ilave edilir. Sebzeler haşlanırken balığın kılçıkları ayıklanırken parçalara bölünür. Sebzeler haşlandıktan sonra robottan geçirilir. Ezilmiş sebze suyu telrar tencereye konur. İçine ayıklanmış balıklar ilave edilerek kaynatılır.
     Diğer yandan 2 yumurta sarısı ile limon suyu köpürünceye kadar çırpılır. İçine kaynamakta olan balık suyundan ilave edilir. Bu karışım kaynayan balık çorbasına eklenir. Üzerine maydanoz eklenerek servis edilir.

Anadolu Çorbası


Malzemeler :
 - 2 çorba kaşığı margarin
- 3 çorba kaşığı salça
- 1 fincan haşlanmış pirinç
- 3 adet doğranmış sivri biber
- 6 bardak tavuk suyu
- 1 adet kabuksuz dilinmiş domates
- 2 kahve fincanı un 

     Yapılışı :
     Un yağ ile birlikte kısık ateşte kavurulur. Üzerine salça ilave edilerek karıştırılır. Tavuk suyu ve tuz eklenir. Kaynayınca pirinç biber ve domates ilave edilir. 20-25 dakika pişmeye bırakılır. Arzuya göre maydanozla servis edilebilir.


Adana Çorbası

 
   
Malzemeler :
- 1 su bardağı nohut
- 3 çorba kaşığı domates salçası
- 200 gram kıyma
- İki bardak et suyu
- Nane, kekik, tuz ve karabiber
- 1 limonun suyu
    
     Yapılışı :
     Nohutlar akşamdan ıslatılır. Sulandırılmış salça ateşte birkaç dakika pişirilir. Üzerine et suyu ve 6 bardak ılık su ilave edilir.  Nohut ve tuz koyarak pişirilmeye bırakılır. Kıyma fındık büyüklüğünde yuvarlanarak köfte biçimi verilir, kaynamakta olan nohutlara ilave edilir. Piştikten sonra limon suyu nane tuz karabiber ve kekik ilave edilir. Sıcak servis edilir.

24 Kasım 2015 Salı

Şimdi

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun,
Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyor,
Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin

Cemal Süreya



İşitin

İşitin Ey Yarenler
Kıymetli nesnedir aşk,
Değmelere bitinmez
Hürmetli nesnedir aşk

Yunus Emre


Sen

Sen kalabalık çöllerde bir kalabalık gibisin
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin,
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür
Sen hem bir hastalık hem sağlık gibisin

Özdemir Asaf


Bir de Sonbahar

Bir ölüm vefalı, 
Bir de sonbahar..

Cahit Zarifoğlu


Her Şey

Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey

Sait Faik Abasıyanık


Yaşamak

Yaşamak;
Yamacındaki şehri aş eren yanardağ gibi..

İbrahim Tenekeci


23 Kasım 2015 Pazartesi

DİKKAAAT

Türkmen kardeşlerimize destek için #Türkmen yaz 2868'e gönder. Lütfen destek olalım lütfen. Dualarımızı da eksik etmeyelim.



Sakın

Bir insanı değiştirebilir miyim diye girme bir yola. Ben bu huyuna katlanabilir miyim diye gir. Kimse değişmez çünkü uğraşıp didindiğinle kalırsın. Ömrün gider, aklın gider, kendin değişirsin de yanlışını doğru gören insanı değiştiremezsin işte.


Ekşir

Eğer kalp temiz değilse içine döktüğünüz her şey ekşir.


Abartmayın

Fazla abartmayın. Çünkü yerlere göklere sığdıramadığınız aşk, bir gün bir hoşçakal'a sığacak.



Öyle Ya

Her nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir


Fırsat Tepme Şampiyonluğum

     Fırsatları sırayla tepikleyip tepikleyip zaman geçince de üzülüp dizlerini dövme konusunda uzmanım.

Doğru Bilinen Yanlışlar


1) Grip oldum, antibiyotik alayım hemen geçsin ; yanlış. Grip için antibiyotik kullanılmaz, daha çok geçmeyen solunum yolu enfeksiyonları için kullanılır. Grip için grip ilaçları kullanılmalı. Sık antibiyotik kullanımı bağışıklık sisteminizin zayıflamasına ve daha sık grip olmamıza neden olur. Üstelik antibiyotiğin çok fazla yan etkileri bulunmakta.

2) Grip aşısı olursam grip olmam; yanlış. Grip aşısının böyle bir vaadi yoktur. Yalnızca vücudunuzu virüslere karşı dirençlı kılar. Yine grip olursunuz fakat daha çabuk ve daha hafif geçirirsiniz.

3) Çamaşır suyu en iyi temizlik aracıdır; yanlış. Çamaşır suyuyla yaptığınız dezenfekte işlemini kimyasal oranı minimum olan deterjanlarla da yapabilirsiniz. Çamaşır suyu yalnızca ciğerlerinize ve ellerinize zarar vermenize neden olur. Yurt dışında pek çok ülkede sağlığa tehdit unsuru görülerek yasaklanmış durumdadır.

4) Kan ve mürekkep lekesi asla çıkmaz; yanlış. Mürekkep lekesi saç spreyi ve beyaz sabunla, kan lekesi ise bulaşık deterjanıyla kolayca çıkar.

5) Saç kazınınca daha gür ve canlı çıkar; yanlış. Saçın sağlıklı bir şekilde uzamasının kazımayla alakası yoktur. Saç ağaç değil ki budamayla serpilsin.

Kal

Sen temiz kal, 
Nasibini Allah korur


Nerelere Bıraksam

Kısacık, yoğun bir akşam
Şaşırdım, hüznümü nerelere bıraksam

Turgut Uyar


Yetmezdi

Şiirden anlayan bir kadını öyle alelade şekilde sevemezdiniz,
Yetmezdi...

Ah Muhsin Ünlü


Anılar

     Anılarla dolu daracık sokaktaki o patika yol tüm kestirmelerden daha güzeldir aslında.


22 Kasım 2015 Pazar

Bir Sınav Klasiği

 

   Eveeet bugün 95 almak için girdim Ales'e. Ciddi ciddi zor bi sınavdı. Ümitliyim ama nasip bakalım. Ama ben bu yazıyı bu sınavı anlatmak için değil de her sınav istisnasız başıma gelen saçmalıkları anlatmak için yazıyorum;

1. Sınav başlar başlamaz WC'ye giden bağırsakları bozuk bir adet gözetmen : Evet, ortayaşlı erkek bir gözetmen sımava girdiğim sınıfa en yakın lavaboya gider. Ve orada 40-45 dakika kalır. Suyu da sonuna kadar açar kendi gürültüsünü bastırmak için. Ama unuttuğu şey suyun bağırsak gürültüsündan daha iğrenç olmasa da daha fazla olmasıdır. Sımav boyu tüm öğrenciler nıh nıhlayarak psikolojileri harap şekilde sorularla cebelleşir. Her sınavda nasıl oluyor da bir gözetmen o ilk 45 dakikayı mahvediyor, okulu inletip midemi alt üst ediyor, gerçekten anlamıyorum. Son 45 dakika gelse olmuyor mu? En azından matematikte :(

2. Yasaklar Çilesi : Kahkülü olanlar bilir, tel tokasız toplanmaz kahkül. Nedense sınavda gözümüzün önüne saç düşmemesini sağlayan yegâne icat olan tel toka yasaktır. Daha mühimi evden çıkıyorsun, kapıyı kilitliyorsun, anahtarı alacaksın zönk kalıyorsun öyle, alamıyorsun anahtarı. Kime bırakacaksın şimdi, dönüşü kapıda kalmak istemezsin. Komşuya bıraksan her komşuya güvenilir mi? Hadi bıraktın diyelim dış kapı nolacak? Hafta sonu apartmanda kim olur ki dış kapıyı açsın sana? Emanete mi vereceksin? Tamam da her okulda emanet olmuyor ki. Benim sınava girdiğim hic bir okulda yoktu emanet hep dışarı gömdüm ben. Ha bir de para mevzusu var tabi bozuk para yasak. İyi güzel hoş da kağıt parayı veriyorsun otobüse sabahın körü adam bir sürü bozuk geri veriyor sana. Napacaksın hadi bakalım. Dışarı koyuyorsun kuytuya gören olduysa alıyor hatta emanete veriyorsun önce çıkan alıp gidiyor. Geçen sınava Ankara'da girmiştim, parayı emanete veremedim kuytu bir yere koymuştum alıp götürmüşler. Balgattan Küçükesata yürümüştüm. Bir de yol çalışması varmış tabelaları çıkarıp ters koymuşlar ters yürümüş geri dönüp tekrar düz yoldan yürümüştüm. Tam 2.5 saat yürümüştüm ya korkunçtu. Tel toka, anahtarlık, bozuk parayla nasıl kopya çekilebileceğini biri bana anlatsın Allah aşkına. Zira benim beynim bu olasılığı düşününce error veriyor.

3. Girişte duran ufak tefek şirin amca : Bu amca herkese sınav salonunu bulması için tarif eder, ya da bizzat eşlik eder. Göbüşlü ve al yanaklıdır. Sınav sabahı görebileceğiniz tek güler yüzlü insandır kendisi. Hep olsundur.

4. Abla bırakemmiciler : Sınav sonrası mutlaka köşede bekleyen yardımsever bir vatandaşımız olur. Gittiğin yerden yolu geçiyordur ve yardım etmek için can atıyordur. Nedense bu nezaket erkeklere hiç yapılmaz da hep kadınlara yapılır. Güvenilmediğinden ve dünyanın zaten çivisi çıktığından kibarca reddedilir.

5. Sınav Abazası : Arkanızdan gelen 'pardon' sesiyle irkilirsiniz. Hatta bazen kimliğinizden gördüğü isimle seslenir bazısı. 'Pardon bakar mısınız, biz aynı sınıfta sınava girdik galiba, sınav hakkında konuşuruz belki' kalıp cümlesi hiç değişmez. Bak bak. Ne konuşacan bitmiş gitmiş sınav hakkında? Ben A yaptım, sen C, aman tüh tüh, neyse canın sağolsun. Kötü yapsak nolacak iyi yapsak nolacak zaten geçmiş bitmiş. Ayak üstü konuş desen yok ille şurda mı konuşsak burda mılar havada uçuşacak. Cevabım hep aynıdır 'bitmiş şeylerle ilgili konuşmayı sevmem teşekkürler iyi günler' Sınav sonrası zaten sinirli olurum, burnuna yumruk atmamış olmama sevinip uzaklaşmalı karşımdaki. Allah'tan genelde öyle yapıyorlar. Üsteleyen çoook nadir. Bir de mantıklı ol bana bir bak. Sınava düğüne gelir gibi gelmiş bin kat makyajlı kızlar var onlara yürüsene, bile bile yanlış adrese geliyorsun sen. Eşofmanımı çekmişim, yüzümde gram makyaj yok, saçımı bile zar zor taramışım, sence ben sevgili ya da koca istiyor muyum şuan? Şu tipimle bir de gelip mır mırlayıp dalga geçer gibi beni germe. 2 saatlik sınavda bile kız kesebiliyor buluşma ayarlama atağı yapabiliyorsan 24 saatini ne kadar dolu ve yetenek patlaması geçirdiğini tahmin edebiliyorum. Yapma, yapmayın.

Affetme Çocuk

Dünya öyle bir dünya ki her seferinde en çok zararı gören zavallı tertemiz çocuklar oluyor. Ve dünya öyle bir dünya ki herkes bunu bilmesine rağmen hiç kimse kör, sağır ve dilsizi oynamaktan utanç duymuyor.


19 Kasım 2015 Perşembe

Arkadaş Kurbanıyım

     Bir arkadaşım var tam bir sorunlu evet yazıya böyle başlamak istemezdim ama bu kelime yine iyi yani. Neden arkadaşsın o zaman denmeden cevap vereyim, ben arkadaş değilim o benle arkadaş. Üstelik kocası gibi bağlanmış bana.

     Üzülüyorum birini kırınca ben, kıramıyorum da. Neyse efenim bu kız üniversite boyunca fakültelerinde ne kadar bana haber yollamaya çabalayan yakışıklı var hepsini nakavt etti. O arkadaşım gôzüktüğünden önce nabız yoklamaya gelirlermiş o da yok o sana bakmaz şu özelliği sevmez flört etme bıdı bıdı kaparmış hep. Bunu mezun olurken itiraf etti. Mezun olduktan sonra çocuklar bana dedi bunu gerçi bi de onların fakültede bir kaç kişi.

    Neyse efenim bir arkadaşım var benim bu fakültede. O zamanlar tanışıyorduk ama samimi değildik ismen ve simaen tanışıklıktı daha sonra arkadaş olduk işte. Kendisi benim saygı duyduğum seviyeli, düzgün adam gibi bir adamdır yani, arkadaş gibi de bir arkadaş. Kız bana mesaj atmış bu çocukla aranda bir şeyler olsun diye. Şaştım kaldım tabi kısmetime elektro şoklu battaniyeler kapayan kız bana niye böyle bir taleple gelmiş olabilir. Ne diyorsun arkadaşız muhabbetleri geçti tabi arada. Sen git bana sormadan çocuğa ben asılıyormuşum izlenimi ver. Sen ne zaman evleneceksin bizim kız da evli değil birini arıyor sana bu ara mesaj attı mı bilmem ne yazmış. Hiç erkek arayan biri değilimdir hele böyle basit hareketler. Çocuk da hiç sevmez böyle şeyleri çok ciddi seviyeli bir insan. Benle lak diye irtibatı kesti çocuk bir anda ben olayı anlayamadım tabi. Biraz önce itiraf etti kız benim iyiliğim için yapmış. Bana faydası olan düzgün insan zaten çok az şu hayatta ne dediyse artık daha fazlasını bilmiyorum arkadaşımı kaybettim. Üstelik hem rezil oldum hem mahcup. Ben bişey düşünsem zaten konuşurum sen kimsin ki hiç alakasız şu olay.

     Gerçekten insana en yakınları zarar veriyor hep. Bu kızın bana kaçıncı yapışı sayamadım. Kıskançlıktan düdüklü tencereye dönmüş hala aynı hareketler. Bir de benden 5 yaş büyük kız kocaman insan. Akşam akşam canım sıkıldı. Ağlayıp zırlasa da irtibatı kesecem artık. Acilen kiloyla çikolata yiyip Oğuzhan Koç albümü dinlemeliyim. Rezil olduğumda böyle yapar genelde. Kafama kese kağıdı geçiresim var. Aah aah..

18 Kasım 2015 Çarşamba

Diyemem..

     Hep iyiyim derim ki ben. Hiç iyi değilim dediğimi hatırlamam. Bazen iyi olmadığım zamanlar da olur ama yine de demem işte. Diyemem kötü insan çok, düşman çok üzülmesin isterim. Bazen ağır yükler taşırım omzumda bak burda yük var diyemem.

     Bazen derin yarıklar taşırım gögüs kafesimin taa derininde. Bak burda yara var diyemem. Diyemem işte. Bazen bir an olur soluğum kesilir gibi olur da yardım et soluğum kesildi diyemem.
     Kimseyi arayıp da ben kötü hissediyorum diyemem. O telefonu üzgünken elime katiyyen alamam. Biri yarama basar da bastın diyemem, gülümserim ki anlamasın da sevinmesin kendi kendine. Ne de olsa yarın iyi olurum ben.

     Herkes derdini anlatır da ben yeter anlatmayın yoruldum dinlemekten diyemem. Hakkım olur da verilene razı gelip hakkım olana hakkımdı diyemem. Dertten dönüp durduğum gecenin sabahında yorgundum, yoğundum derim de uyuyamadım derdim vardı diyemem.

     İnsanlar nankör ya hani çiğ süt içmiş ya hani taa derine inip de gel derinlerimde yük var kimsenin bilmediklerini anlatayım diyemem. Yüzün solgun, yorgun musun uykusuz mu denilince yoo iyiyim derim de günlerce çektiğim migren krizlerinin lafını edemem.

     Sesim çok çıkar benim, aniden parlar aniden söner derler aslında da çıkması gereken yerde çıkamaz da sesim gider en olmayacak yerde çıkar. Gözyaşım da yok ağlayamam ben ağlayıp da şu ekranı bulanık göremem zamanında hor kullanmaktan kalmamış gözyaşım kurumuş öyle diyorlar. İşte ağlayamayan insan içine ağlar diyemem.

     Gece vakti ihtiyacım olursa en yakın dostuma kalkıp gideyim ya da arayayım diyemem. Uyuyordur derim yorgundur derim sabaha hissettiklerim geçer derim. Öyle de olur. Sabah kalkar en güzel gülümsememi asarım yüzüme, iltifatları alırım, herkes gülümseyişimden bahseder ve ben dün alakası bile olmayan olmam gereken güçlü kadın oluveririm.

Yapmayın

 
   Bir insandan ışık hızıyla soğumanızı sağlayan yegane özellik: ısrarcılık. Karşınızdaki insanın düşüncelerini ve isteklerini önemsememek aslında bu. Sizi bilmem ama benim en nefret ettiğim özellik bu. Genelde insanlarla tartışma sebebim de kendisi. Herkesin aklı, zevkleri var kimsenin sizin aklınıza ihtiyacı yok sevgili ısrarcı değişik tipler. Ben ışık hızıyla soğuyorum cidden.

     En canlı örnekleri misafirlikte yaşanır bu özelliğin. Evin hanımı yemeği koyar senin sevmediğin bir yemektir sen zorla yersin emek etmiş ayıp olmasın diye. Öğüresin gelir saklarsın ya hani. Tabak boşalınca elinize sağlık dersin boş tabağı gören ev sahibesi tabağı alır ve yeniden dolduracağını söyler. Sen istemediğini doyduğunu söylersin ama yine o ısrarla yemek koymakta diretir. Defalarca reddedersin ama o tabak dolar. Bakın bunu yapmayın. Size gelen insan zaten sizle belli bir samimiyete sahiptir, yemek isterse söyler çekinmez. Bu sebeple fenalaşmışlığım bile var benim. Ve sonuç: e o evler mimlenir, tarafımca yemeğe bir daha o evlere gidilmez.

     Hatırlamak istemediğim pek çok tartışmam da olmuştur bu konuda. Eski sevgilim korkunç derecede ısrarcı biriydi. Ne yiyeceğim konusunda özellikle. Bir yere gidersek ne yiyeceğimi söylerdim ya şunu mu yesen derdi. Buraya kadar her şey normal. Çünkü insan tavsiye verebilir karşısındakinin iyiliğini düşünebilir. Ama kendi istediğinde diretmemeli. Bırak karşındaki istediğini yesin bebek mi yani akıl edemiyor mu değil mi? Neyse efenim bir de garsona döner şunu getir sen bize derdi ya ben delirirdim. Defalarca susmuşluğum ve istemediğim şeyleri yemişliğim vardır. Hiç de öyle bir insan değilimdir ha, sırf tartışmamak için. Yiyecek satın alırken de yaptığı bir şeydi. Yani var böyle insanlar. Senin kararın isteğin önemli değil yeterki kendi istediği olsun. Bir beyaz peynir davası var hele minicik bir mevzu istediğim olmamasına rağmen kabağın başıma patladığı hala hatırlamamaya çalışırım. Hatırladığıma kendime sinir olurum. Sonuç: sevdiğin bile olsa kararlarına saygı duymayan her adamdan gün be gün soğursun.

     Arkadaşlar arasında kim daha ısrarcıysa o daha çok düşünüyormuş gibi bir yanılgı var galiba. Bence şunu sürseydin. Ama şunu sürsen daha iyiydi, boş ver ya onu sür. Dediğimi sürmedin mi? Seni dünyanın öbür ucuna süreceğim ama nezaketimden susuyorum diyesi geliyor insanın. Sen tavsiyeni yaptın ille dediğim olsun diye niye diretiyorsun. Sen istiyorsan sen sür ne demeye her yapılanın takibindesin? Sonuç: ne kadar çırpınsa da asla en iyi arkadaş olamayacak bu insan.

     Dedem. Evet benim hayatımda tanıdığım en ama en ısrarcı insan dedem. Çocukken bize her gün 1 saat Kuran okutmak isterdi. Dedemle Kuran okumayı severdim ben ama doğru zamanda. Sabah 9-11 arası izlediğim bir çocuk programı vardı ve aşırı severdim ve dedem hep o saatte gelir okutmak isterdi. O kadar direnirdim ki ne izlediğimden bir şey anlardım ne okuduğumdan. 1 saat sonra okusak nolur ki? Olmaz çünkü o tam o saatte istiyor. Dedem bayılsın bugün uyuyakalsın grip olsun falan diye dua ederdim. Ne kötü hareket ama napiyim çocukluk işte :) Bu arada hala aşırı ısrarcı. Meyve dil mesela gelir o bıçakla değil başka bıçakla yap der. Aslında manası yok, bıçakların birbirinden farkı da yok ama o öyle istiyor ve sen dediği bıçağı kullanana dek başında durup söylenir. Ve sen sırf nefes almak için kullanırsın. Sonuç: sonuç monuç yok dede o işte, dedeye hürmet edilir saygıdan bir şey denmez, yanında iş yapılmaz daha az görüşülür ama sevilmeye devam edilir :)

16 Kasım 2015 Pazartesi

İyidir İşte

     
     Kadınları duygusuzlukla suçluyorlar, aşktan anlamamakla falan. Duyduğum en aptalca şey bu. Kalpsizler, hemen başkasını buluyorlar diyorlar. Acı duymuyor değil duyuyorlar üstelik idrak bile edemeyeceğiniz kadar çok duyuyorlar.

     Ama siz o süreçte devamlı çirkinleştiğiniz ve mutsuzluğundan mutlu olduğunuz için ona daha fazla acı verip keyif almamanız için saklıyorlar işte. Mış gibi yapıyorlar. Mutluymuş gibi, umrunda değilmiş gibi, hayatlarına başkası girmiş gibi..Yastıklarını ıslatan gözyaşlarına sebep olup bir de onu görmeyi bekleyeceğinize saçma sapan genellemeler yapmaktan vazgeçin, fark edin artık aşkta en kötü kadın bile en iyi erkekten iyidir işte..

15 Kasım 2015 Pazar

Tesadüfler Zinciri

     Kısa bir süre önce müzisyen bir arkadaşla tanıştım. Ben de müzik alanında çok şey yapmak istediğimden ondan bir şeyler öğrenirim diye düşündüm ama bir şey öğrenmedim :D

    Her neyse işte çocuğun ilkokulda devamlı söylediği bir şarkı varmış. Ve bilin bakalım o şarkı başka kimin ilkokulda devamlı söylediği şarkıydı? Evet, benim. İlkokul mezuniyetimde de söylemiştim hatta.

     Peki ortaokul? Ortaokulda da en sevdiğimiz şarkı aynıymış lisede de. Hatta arkadaşlarımızın bizden istek yaptığı parçalar da. Tamam şöyle düşünebiliriz aynı devrin çocuklarıyız ve benzer zevklere sahip olmamız normal. Peki aynı şarkıcıları beğenmemiz?

     Bir kaç duyulmamış grup vardır şarkıları pek güzeldir. Herkese söylemem işte onları ben kıymetli görürüm ne bileyim işte. Çocuk o gruplarda sevdiğim şarkıları seçip paylaşıyor hep. Öyle bir muhabbetimiz olmadı, karşımda erkek versiyonum duruyor gibi. Konuşmalar espriler falan. Beni klonlamış olabilirler mi ki :D

     Tek yumurta ikizi gibi. Yabancı insanların birbirine bu kadar benzemesi normal mi ki? Neyse daha alakasız çok fazla aynı şey var onları sıralamayacağım da normalde tesadüfe inanmazdım ben, bu vesileyle tesadüfe de inanmış oldum.

     Bu arada çocuğa yürümüyorum okur falan neme lazım rencide olmiyim şimdi durduk yere. Tamam bir ara hoş gelmiş olabilir ama o kadar hoşluk sadece. Allah sahibine bağışlasıncılık :D Kesinlikle yürümüyorum. Umarım denk gelip de okumaz :D Bu yazıyı valla yazış amacımı da bimiyorum sanırım aşırı şaşkınlığımı paylaşma gereği duydum. Nutkum falan tutuldu çünkü.

     Güzel tesadüfler hep sizi bulsun o zaman. Sevgiler :)

Kader

   
     Bazen her şey çok saçma geliyor. Kaderin hayatın neresinde olduğunu çözmek kafamı ağrıtıyor. Madem her olana her karşımıza çıkana kader diyeceğiz, o zaman irademiz niye var? Madem irademizle hareket ediyor her seçimi biz yapıyoruz, o zaman neden her şey isteğimiz dışında gelişiyor, biz önemli kararlarımızı koca koca engeller yüzünden veremiyoruz.

     Kendimiz için en çok istediğimiz en iyi gördüğümüz şeyleri yapamıyoruz mesela. Sonra herkes sözleşmişcesine tek bir ağızdan 'demek ki senin için iyi değilmiş' diyorlar. Ya iyiydiyse? İstediğin doğrultuda gitseydi, ya iyi olsaydı? Bazen seçim hakkımız olmadığına inanıyorum. Çatlasan da patlasan da seçemiyorsun arkadaş. Ama ben böyle istemiyordum diyorsun, diyorsun da bir şey değişmiyor ki. Eğer kader bu kadar mutlak ve katî bir şeyse söyleyin çabalamayalım her şeyi oluruna bırakalım en azından yorulmamış oluruz. Yok eğer düşündüğüm gibi ben seçiyorsam her şey nasıl seçtiğimin aksine ilerliyor ipin ucu alıp gidiveriyor fark etmeden. Hayat tamamen elimizde olsaydı her şeyi mahvederdik kabul. Ama ne kadarı elimde bilmek isterdim. Mesela aşk. Kesinlikle aşık olmak bizim elimizde değil. Bir anda oluveriyor. Hayırlısıysa olsun diyoruz mesela, her şey bir anda bizi o insana yönlendiriyor. Sanki hayat ayağa kalkıyor ve tüm yolları o insana çıkarıyor. Sonra emek ediyorsun falan hiç beklediğin gibi olmuyor. Sonu geliyor bitiyor yeni yollar çizmeye çabalıyorsun falanm. Hayır yani daimi değildin niye geldin mübarek diyesi geliyor insanın. Ne diye her yol ona çıktı o zaman? Niye tanıştık karşılaştık? İstediğimiz alanda yoğunlaşamayacaktık da niye her yol o alana çıkardı bizi? Madem olmayacaktı ne diye labirentte dolanan deney fareleri gibi amaçsızca hep başa sardık? Vallahi anlamıyorum. Anlayanlar anlamayanlara anlatsınlar. Huh.

13 Kasım 2015 Cuma

Sizi Küçük Önyargıcı Zavallılar

 
     Geçen yıl bir üniversiteye yüksek lisans yapmak amaçlı gitmiştim. Daha doğrusu önden bir konuşma amaçlı Yds'yi veremezsem özel öğrenci kategorisinde ders alırım bu üniversitede alır yürürüm diye düşünmüştüm.

     Aslında ben bu üniversiteyi düşünmemiştim hiç. İstemedim de. Ailem istedi işte. Türkiye'de iyiliğini ispatlamış sayılı üniversitelerden biri ya hesapta. Neyse işte çıktım yola ama ayaklarım geri geri gidiyor neden bilmem. Fakülteye girdim zaten o kadar saat yol yaptım cılkım çıktı. Bölüm başkanının öğrencileri seçtiğini söylediler. Girdim içeri. Gayet naziğim hatta naziğin naziği. Derdimi anlattım. Daha doğrusu adımı ve niyetimi söyledim. Konuşma şöyle devam etti. (h.m : hoca müsvettesi, b : ben)
H.m. : Nerelisin sen?
B : ...
H.m. : Karadenizlileri hiç sevmem çok bağnaz olurlar üstelik aşırı milliyetçi.
B : (sessiz kaldım geleceğim için)
H.m. : Zaten şive konuşuyorsun belli
B : Şive mi? Farkında değilim yanlış bir şey mi söyledim hocam?
H.m. : Evet 'ya' dedin ya şive işte
B : (ya demedim hiç üstelik şive de konuşmam çünkü hiç Karadenizde yaşamadım. Sakinliğimi korumaya çalışıyorum her engelde çemkiremem) Pardon hocam farkında değilim normalde şive konuşmam.
H.m. : Şimdi sen bizim üniversitede y.lisans ve kariyer planlıyorsun öyle mi? Ben bizim okul mezunu olmayan kimseyi almıyorum bölüme genelde. Şimdi bir öğrencim var y.lisans onun bile kabul etmiyorum tezini, 4 senedir sürünüyor alsam onu alırım. Neyse bir şartım var kabul edersen olabilir.
B : Şart?
H.m. : Birinci sınıflarla birlikte 4. Sınıfa kadar olan tüm derslere yeniden gireceksin bu üniversitenin eğitimini alacaksın sonra başlayacağız.
B. : Ben 4 sene zaten eğitim gördüm kendi üniversitemde alanımda iyi olduğuma inanıyorum. Her alanda sınav yapabilir soru sorabilirsiniz böylece yeterli olup olmadığımı görürsünüz.
H.m : (bir müddet sessizlik o kadar mantıklı ki söylediğim, kabul etmemek için direniyor) Kabul etmiyorum burası ... üniversitesi ne bileyim ben taşrada mı eğitim aldın ne öğrendin nasıl güvenirim üniversitemizin bir imajı var dersime girmeyeni alamam.
B : (Psikologların dediği 10'dan geri sayma ritüellerini yapmaya çalışıyorum ama yapamıyorum zekama bakması gerekirken nedir bu hareketler padişah gibi kendimden korkuyorum evet şimdi ağzımdan çıkacakları tutamayabilirim sabahtan beri mimikler aşağılamalar karşımdaki insan üslupta ve görgü kurallarında ilkokul çocukları kadar bile değil ama ego uzay) Peki bu nerede yazıyor yani bir prosedür mü başvurduğumda sanırım jüriler karar verecek bu madde üniversitenin prosedüründe yoksa ben başvurayım kabul edilirsem dediğiniz gibi dersleri alırım. ( bu kadar ılımlı olmam konusunda şaşkın karşımdaki ben de şaşkınım)
H.m. : Buranın prosedürü benim ben ne istersem o olur istediğim alınır istediğim alınmaz, buraya girdin tüm hocalardan geçtin diyelim benden nasıl geçeceksin uğraşırsın 7 senelik doktora öğrencim var benim yeterli olana kadar da geçirmiyorum.
B. : (Adam üniversitede at koşturuyor kafasına göre üsluba bak bu nasıl akademisyen? Kendimi daha fazla tutamayacağım geç kalınmış cevabı vereceğim ayağa kalktım yaklaştım ve yüksek tonla konuştum) Siz kendinizi be sanıyorsunuz? Buraya insanlar eğitim almaya ya da eğitimci olmaya geliyorlar insanlara yararlı olmaya siz oturmuş şu şöyle başarısız diye mutluluğunuzu anlatıyorsunuz öğrencilerin başarısızlığı eğitimcinin başarısızlığıdır eminim tüm öğrencileriniz sizden nefret ediyor emekli olacağınız günü iple çekiyordur. Burası sizin köşkünüz değil kafanıza göre insanların kaderine yön veremezsiniz daha bir bayanla nasıl konuşacağınızı bilmiyorsunuz ve şu koltukta oturuyor insanları aşağılıyorsunuz siz nereden geldiniz ki taşra diye illeri aşağılayacaksınız. Karadenizlilerin tırnağı olamazsınız kurban olun her birine ben bu memlekete ait olmaktan gurur duyuyorum. Bu mesleğin en temel kaidesi insanlara, ırklara, dinlere, dillere eşit mesafede olmakken siz daha öğrenciyken öğrenmeniz gereken bu ilkeyi şu mertebede öğrenememişsiniz o koltuğa oturduğunuz yıllara yazık. Ben dilediğim üniversitede devam ederim ama siz bir kaç seneye emekli olacaksınız ve herkes rahat edecek arkanızdan şükür diyecekler insanların nefret ettiği faşist biri olarak umarım yalnızlığa mahkum olur Karadenizlilere muhtaç olursunuz. (Kapıyı çarpıp çıktığımdan arkamdan söylenenleri duymadım umrumda da değil)
     Çıktığımda dik durduğum için mutluydum ama kalbim kırılmıştı. Daha kötüsü babam çok istiyordu burayı ondan. Arayınca ne diyeceğimi bilemedim üzülmesinler diye anlatamadım da işte. Ne bileyim. Benim kendimi ispata ihtiyacım yoktu ama ispatlardım da her derse çalışıyordum zaten bilgilerimi unutmamak için en ıvır zıvır olana bile. Keşke iki anatomi sorusu sorsaydım da bilemeseydi dedim kendi kendime kazık sorsam belki bilemezdi neyse öyle bir fırsatım olmadı. Zaten bölümüm pek bir üniversitede yok, burayı da tamamen kapatmış oldum. Soranlara da bir şey diyemedim çok acayip bir his ya anlatamam. Yersiz ön yargılar gerçekten tuhaf. Beni benimle yargılasana. Bir de herkes sever Karadenizlileri vatanlarını seviyor olmaları nasıl kötü bir özellik olabilir ya. İnanamıyorum. Neyse oraya girmemen hayırlı olmuştu aslında o zaman kırıldığımdan bunu göremedim. Girip o hocanın ömrümü tüketmesini de çekebilirdim. Onun yerine kendi istediğim üniversiteden aldım yüksek lisans derslerini. Üstelik çok da iyi oldu. Ama ne biliyim bunu hiç unutmadım umarım kendisiyle karşılaşırız ve halimi görürüm bir gün.
     Ön yargıyla ilgili benim yazabileceğim yüzlerce olay var aslında. Ama buraya yazsam hiç biri sığmayacağı için beni en çok kızdıranı yazdım. Allah bu satırları okuyan herkesi uzak tutsun bu tiplerden. Irkımız, dilimiz, dilimiz, rengimiz, yaşadığımız topraklar farklı olsa da ağladığımızda hepimiz aynı acıyı güldüğümüzde aynı sevinci hissediyor aynı toprağa bir bez parçasıyla gömülüyorsak hepimiz biriz aynıyız aslında boşa taraf seçme gayemiz olmasın.

Sigarayı Neden Bırakayım?

- Çünkü seni seven, sana doyasıya sarılmak isteyen, seninle daha çok zaman geçirmek isteyen insanlar var. Ve senin yüzünden senden uzak kalıyorlar. Kokunu yüzüne vurarak seni kırmıyorlar ama sana daha yalın olabilme umuduyla yanına yaklaşmaya da yanaşamıyorlar, yüzünü ekşitiyor çoğu görmüyorsun.

12 Kasım 2015 Perşembe

Kadınlar Abartıyor Mu?

           
     7-8 yaşlarında bir kız çocuğusun. Annen ve çevrende seni seven herkes sana telkinlerde bulunuyor 'yabancıların verdiği hiç bir şeyi alma, kimsenin sana dokunmasına izin verme, sarılma, herkes dersteyken tuvalete tek başına girme'. Sebep? Kötü insanlar var. Çok kötü. 7 yaşında kötü insanları idrak edemezsin ki.

Doğru Bakım Ürünü Kullanmak

            
     Bakımlı olayım ama ucuz yolla olsun düşüncesiyle edindiğiniz ürünleri kullanmak kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülük. Kadınları görüyorum bazen marketten pazardan üç beş liralık rujları alıp alıp kullanıyorlar hayret ediyorum. Ya sağlığınız o kadar ucuz mu?

11 Kasım 2015 Çarşamba

Sözde Fakeler

     En sevdiğim özelliğim yazı tipinden yazanın kim olduğunu saniyede anlamam. Yazı tipini ne kadar değiştirmeye çalışırsa çalışsın bir ya da iki harfte mutlaka fire veriyor karşınızdaki. El yazısı da aynı hemen tanırım.

Yorgun Ruh Yorgun Beden Yorgun Kafa

   

     Mesleğimi yapmam bu ülkede çok zor hatta imkansıza yakın. Her alanda önümüz bu kadar tıkanmaya çalışılıyorken hele. Ben inatla sevdiğim işi eğitimini aldığım işi yapmak istiyorum. İdeallerimin peşinden kararlılıkla gitmek istiyorum. Ama ne zaman adım atsam hah şimdi oldu desem aptal saptal engeller çıkıyor karşıma.    

Korkulu Rüyam : Pırasa

     Evet en çok korktuğum şeylerden biridir pırasa. İkinci korkum pırasa pişen evde bulunmuş olmak.
Korkunç bir duyarlılığım var mümkün değil pişen yerde duramıyorum. Gözlerimden o gün boyunca yaşlar geliyor nefes alamıyorum yüzüm kızarıp gözlerimle birlikte davul gibi şişiyor.

Saç Bakımında Favori Şampuanlar


3. Fyto Sarımsak Özlü Şampuan : Bu şampuanı geçen yıl sarımsaklı olması nedeniyle büyük bir endişeyle aktardan almıştım. Bayağı büyük ve bereketli olması nedeniyle sık saçımı yıkamama rağmen epey süre kullandım ben bunu.

10 Kasım 2015 Salı

Sevdiğimde..


Birini sevdiğimde onu dudağımın üstündeki minik çukura hapsedicem. 
Çıkıp gidemesin, benim bi parçam olsun da hep benimle kalsın diye...

Sc

ss