Son Yazılar

8 Kasım 2015 Pazar

Sinsi Diyaloglar Serisi


- Dürümünüz soğanlı mı olsun soğansız mı?
+ Soğansız lütfen
- Sevgiliniz var sanırım
+ Hık?

- Yarın oralarda işim var benim de görüşelim diyecem de enişte kızmasın?
+ Hık?

- Seni gördüm gibi oldu sen miydin emin olmadığımdan gelmedim yanına sen de mi bizim orada oturuyorsun?
+ Sizin ora? Hık?

- Ben yapamadım ödevi de anlamadığımdan sen bi örneğini atsan fikrim olsa
+ Fikir mi? Hık? (kopyaladı)

5 yorum:

  1. Çaresizlikten verecek cevap bulamayıp sadece yutkunabilen jnsan sesi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel birşeymiş. Bundan sonra kullanırım :D Birde birşeyi merak ediyorum. Yazdıkça mutsuz mu oluyorsun mutlu mu ? Gerçeklerin farkına varmak seni mutlu mu ediyor yoksa mutsuz mu ? Çünkü insan hayatındaki çoğu şeyin farkına yazılarını yazarken farkına varıyor. Eksiklerinide, artılarını da. Yani en iyisi umursamak değil midir ? Ama umursamazsak gerçeklerinde farkına varmayız. O zaman ileriki yaşlarda bazı gerçekleri ister istemez göreceğiz. Fakat bu sefer ömrümüz gidecek. ve derslerimizi o zaman çıkarttığımızda iş işten geçmiş olacak. Ama şimdi genç yaşlarımızda yazarsak bazı doğru gözlemlerimizi, doğru olayları, çoğu şeyin farkına erken varırsak başlarda biraz mutsuz yapsada bu bizi. O acı gerçeklere alıştığımız için yaşamak daha kolay geçecek. Daha rahat ve daha özgür hissedeceğiz. Özgür olmak. İşte bence insan bazı gerçeklerin özüne vardığı zaman özgürleşir. Toplum genellemelerinden kaçmalıdır insan. Her insan belli bir şeye yöneldiği zaman, onu soruşturabilmek için yeterli bir zekaya, yeterli cesarete o tabuları yıkmak için gerekiyor diye düşünüyorum. Bu yüzden blog yazarları daha fazla yazı yazmalıdırlar. Duygu ve düşünceler üzerine yazılan blogları insanların özgürleşme yolundaki adımlardan biri olduğuna inanıyorum. İnsan her açıdan bakabilmelidir değil mi ? Önemli olan tek bir açıdan bakarak diğer tarafı görmemek değildir heralde. Bakış açısını geliştirmeli insan. Bir insanın ne kadar özgürse o kadar geniş açıdan bakabileceğine inanıyorum. İnsanlar kendi hayat felsefelerini yaratmalılar.

      Sil
  2. Yazmaya başladığımda ilkokuldaydım konuşan sinek falan vari enteresan enteresan hikayeler yazardım. 6 yaşından beri de günlük tutuyorum her günü yazmışım. Yaş ilerledikçe kırgınlıklarımı mutluluklarımı da yazmışım. Yazdıklarımı okuduğumda unuttuğum aslında ne kadar güzel şeyler varmış deyip bunun beni mutlu ettiğini fark ettim yazdıkça rahatladım büyüdüm olgunlaştım sanki kendi değişimimi hayatımda bir kamera varmış gibi izledim yanlışlarımı daha net görüp tekrarlamamaya çalıştım. Bir de çok üzülen üzüldüğünde paylaşan biri değilimdir. Çoook üzüldüğüm zamanlar oldu, insanları güvenmenin çok doğru olmadığını düşündüğüm zamanlar. İşte o zamanlarda beni dinleyen ama lâl bir sırdaşa ihtiyacım vardı. Böyle kendime kalem kağıdı sırdaş bildim. Yazdıkça öfkem azaldı kırgınlıklarım azaldı içime atıp oturmak zorunda kalmadım hiç. Bir dr yapılan her kötülüğü küçük de olsa yazdım, bildiğim her şeyi. Hani unutmayayım da nefretim hep sıcak kalsın gördükçe tiksineyim diye. İyilikler de aynı şekilde her birini yazdım ki unutup da nankörlük etmeyeyim kimseye. İnsan hayatında çoğu şeyi yazarken farkına varıyor demişsin o kadar doğru bir laf ki bu. Ben de yazdıklarımı okurken farkediyorum. Yazdıkça özgürleşme konusuna da katılıyorum kuş gibi hafifliyor insan. Masumiyetinden kaybetmeden çocukliğundan uzaklaşmadan özgürleşebilse bir de keşke. Ben de okuduğum her blog yazısında bir şeyleri daha farklı oturtuyorum kafamda. Herkes yazsın istiyorum hatta ben de. Ne kadar çok yazılırsa o kadar okuruz biz de kendimize kata kata büyür, büyüdükçe de daha iyi yazarız. O zaman mürekkebimiz bol olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen :) Mürekkebimiz bol olsun. :) Teşekkür ediyorum :)

      Sil

cpm fun 2