Son Yazılar

8 Mart 2016 Salı

Bir Falcı Polisiyesi


    Üniversitedeyiz. Kızlar yurdunda yine dedikodular uzay. Kızlardan biri 'duydunuz mu bilmem ne cafede bir çocuk varmış fal bakıyormuş acayip ucuz ve her şeyi biliyormuş' diyor. Saçma geliyor bana, boş, imkansız, para tuzağı bunlar. Kim bilebilir ki geleceği? Neyse ben dalga geçerken nasıl oluyorsa kendimi o cafede falcının karşısında buluyorum. Absürt absürt şeyler söylüyor bana. Yakın arkadaşlarımdan biriyle çıkacağımı ama uzun sürmeyeceğini falan. Kahkaha atıyorum adam bozuluyor. Ve bir yıl sonra arkadaşımla çıkıyorum cidden. O zaman geliyor aklıma söyledikleri. 


     Bir ara konuşurken yine kızlar methetmeye başlıyor şunu bildi bunu bildi diye. Zaten kafam aşure ya kalkıp gidiyorum tekrar. '20 gün sonra ayrılıp barışacaksınız sonra çok çabalayacaksın ama seni üst üste öyle kıracak ki gidecek bir daha ardına bakamayacaksın' diyor. Aramız bomba gibi şahane anlaşıyoruz dedikleri anlamsız geliyor. Ama gel gelelim 20 gün sonra ayrılır gibi oluyoruz, sonra dediği gibi yeniden devam. Tesadüf diyorum tesadüf olmasa da insanın kaderinde yollar vardır ben o yolu kendim seçer olacakları değiştirebilirim diyorum.

     Tekrar tekrar gidiyoruz kızlarla. Hiç birimize istediğimiz şeyleri söylemiyor vicdansız. Yüze yakın kağıt açtırıyor 2 kahve üst üste içiyorum hep aynı şeyi söylüyor inatla 'bu değil kaderindeki'. Boğazına sarılasım geliyor. Sen kimsin ki neresen bileceksin deyip çemkirip kalkıyorum. 'Kızlar ben bir daha gitmeyeceğim bu adam insanları mutsuz etmekten hoşlanan bir yalancı ' diyorum. 


     Aradan aylar geçiyor ben balık beyinliyim ya hepsini unutuyorum. Ta ki anlattığı gibi paramparça olduğumu hissedene dek. 'Gücün yetmeyecek, değmeyecek, senin için mükemmel biri var vazgeç ve bekle' deyişi çınlanıyor kulağımda. Hayır bunu istemiyorum. Şeytan o adam. Hayatıma hükmedebilirim sırf onun dediği olmasın diye daha fazla mücadele edeceğim diyorum. Ediyorum da. Karşı koymak sadece yorulmama neden oluyor. Bitiyor ve ben evime dönmeden önce yorgun argın o cafeye yeniden gidiyorum. 

     Bu defa fal baktırmak için değil tövbeliyim artık fal mal yok. Beni görür görmez 'hoş geldin bitti mi? Üzülme sevdiğin bunun 10 misli daha iyi bir adam ondan bir kızın ve bir oğlun olacak hayat boyu güleceksin seni hiç üzmeyecek' diyor gidiyor. Kes sesini diyorum. Bu cümle beni o zaman mutlu etmiyor. Çünkü bana uğraşma dediği her şeyde mücadele edip onun haklı çıkmış olmasını hazmedemiyorum. Kim olursa olsun ben demiştim demesine müsaade etmek istemiyorum. Zaten çevremden yüzlerce 'o sana hiç uyuyor muydu saf mısın' cümlesini duyup çenelerini kapatmaktan yorgun düşmüşüm bir de onun triplerini çekemeyeceğimi düşünüyorum. 


     Sanki onun suçuymuş gibi davranıyorum. O yapmış, beynime girmiş, uğursuz uğursuz konuşup çekmiş gibi. Aslında alakası yok. Olacak her şeyi değiştirebiliriz sanıyoruz, çok güçlüyüz sanıyoruz oysa yaprak bile kımıldatamıyoruz hayatta. Başta üzülüyorum ama sonra kendi kendime iyi ki değiştiremiyoruz diyorum. Zamanla neyim benim için daha iyi olduğunu görüyorum. 

     Aslında bu psikolojinin de olaylar zincirinin de falcılarla ve söyledikleriyle alakası yok. Falcılar zaten iyi şeyler söylemezler hiç bir zaman. 4 sene olmuştur falın yanından dahi geçmeyeli hatta dile bile almayalı. Koca bir ders oldu bana bu 'fal ve türevlerine tamah etme, bırak hayatta olacaklar oluruna varsın, mutlu olabildiğin kadar olmaya bak' şeklinde.

     

1 yorum:

  1. Çok doğru demişsin. Hem de fal bir zaman sonra bağımlılık yapıyor kendimden biliyorum . O yüzden en iyisini yapmışsın

    YanıtlaSil

cpm fun 2