Son Yazılar

10 Mart 2016 Perşembe

Uyduk mu?



     Girdiğim her ortama uyum sağladığımı söyler insanlar . Doğrudur. Çoğunlukla ben de öyle hissederim ama bu hayat boyu böyle olmadı tabi.


     İlkokuldaydım. Sınıf arkadaşlarım kendilerini tuvalet kağıdına sarıp mumyacılık oynuyorlardı. 30 çocuk, ben hariç hepsi yapıyordu bunu. Öğretmen her gün çıldırıyordu, dövünce de suç. Evdekilere hepsinin manyak olduğunu, kafayı yediklerini söylüyordum. Okula çok erken yazıldım, hepsinden iki yaş küçük olduğum için ortama uyum sağlamakta sorun yaşadığımdan endişeleniyorlardı.


     Ortaokulda beden derslerini o kadar anlamsız buluyordum ki anlatamam. Benim için bariz şekilde zaman kaybıydı. Hiç bir şey katmıyordu ki bize. Onun yerine gider yatardım daha iyi, ya da annemin pekmezli pudingimi yiyerek Tv başında pineklerdim. En azından mutluluk verici. Hocaya da söylerdim bu çok anlamsız diye. Rahat hazır ol tamam şimdi serbestsiniz ne bu? Dışarı da çıkarmazlardı, tek eğlencemiz kendi çapımızda oynadığımız voleyboldu. Ama o da sıkıyordu. Çünkü kızlar kenara geçip dedikodu yapmalıydı erkekler de futbol oynamalıydı ve mutlaka ders sonunda biri bir yerini sakatlamış olmalıydı.


     Lisede kimse birbirini dinlemez herkes bir ağızdan konuşurdu, kafam davul gibi olurdu eve gelince. Mesela bazı embesiller sıraya ayaklarını uzatıp 'hocağ yiyorsa gel galdır' gibi nahoş, anlamsız, küstah tavırlara girerlerdi. Merak ederdim evde babasına yapsa o ayağı kırılmaz mı burada neyin tribinde diye. Ne zaman sınıf boyansa tavana ayakkabı izlerini çıkarırlardı kirletmeyin derdim de dinlemezlerdi, hele o kantin sıralarına saçma sapan ergen hislerini yazan, bahçedeki ağaçlara kalp yapacam diye ağacın gövdesini söküp kaldıranlar, işte onları döve döve ağlatmak isterdim.


     Lise 1in sonunda -14 yaşımdayken ki artık büyümüştüm kendimi yetişkin sanıyordum komik ama öyle- aileme kendimle ilgili kararlar vermemin mantıklı olduğunu, lisenin saçma sapan bir yer olduğunu oraya yalnızca eğlenmek için gittiğimi hiç bir sey öğrenmediğimi söylemiştim. 'Eyvah okumayacak mısın' endişesine girmişlerdi. Gereksiz bir endişeydi. Sadece anlatmak istediğim okulun bir tımarhane olduğuydu. Okul hoşlandığımız çocuklara bakış attığımız, dedikodu yaptığımız, hocaların taklitlerini yaptığımız bir eğlence merkeziydi. Farkında olduğum bunun böyle olmaması gerekliliğiydi.


     Yaşadığım şehirdeki en disiplinli okuldu. Öyle ki ayakkabındaki bağcıktan, saçındaki renkli tokadan, kışın dakika geciken servisinden dolayı okula alınmadığın olurdu. Ne kadar da mantıklı (!) Bir müdür yardımcısı vardı, her sabah merdivenlerden çıkan öğrencilerin bacaklarına koca bir sopayla vururdu artık o kalabalıkta kime denk gelirse. Sebep? Sebep yok. Keyfi öyle istiyor. Böyle bir saçmalık var mı ya? Bir kez beni sıyırdı geçti de yanımdaki arkadaşıma denk geldi o sopa. Dönüp sesim çıktığı kadar bağırdığımı hatırlıyorum, evet yüzde doksan dayak yiyecektim ama kendimi susturamadım. Balık gibi surata bakıp ' yürü get bu sopaynan gafan dagıtırım' dedi. Ha ha ha şimdi anlatınca komik geliyor ama o zaman çok onur kırıcı olduğunu düşünmüştüm.


     Türk filmleri izleyip ağlardı kızlar. 40 kez izledikleri filmleri 10 kez de yorumlarlardı. Çok tuhaftı insan 10 kez izlediği filme hala nasıl ağlayabilirdi? Üstelik o oyunculuklara. Neyse bu konuda bir şey demek istemiyorum. Erkekler zaten şunu mu düşürsem bunu mu havasındaydı hep. Tamam anlıyorum o dönem hormonlar sağolsun tüm ergenler olarak her gün aşık olduğumuzu sanıyorduk ama zararsızdık. Biraz mantıklı olmalıydı herkes. Ev telefonunu arayıp ses dinlerlerdi güyya, Kral Tv'den İsmail Yk şarkısı gönderirlerdi bir de. Bir bakın hangi kız bunlara tav olur, katıla katıla gülmez? Cevap veriyorum hiç biri :D


     Aradığım aşk burada yoktu, bu insanlar çocuktu. Ben de çocuktum, ben daha çocuktum ama ben mantıksal yaklaşabiliyordum her şeye. 3 düşünüp 1 yapıyordum hep. 3 sene sen öğrencilere aynı şeyleri anlatıyorsun ama hala üçgenden bir dik indiremiyor öğrenciler. Günde 6 saatlerini yiyorsun ama kafalar geldiği gibi dönüyor eve. Bunda bir problem var, o boşa geçen vakitte ya eğitimcide ya da sistemde bir problem var bu kesin.


     Üniversiteyi kazandığımda umarım lise gibi mantıksız insanlara rastlamam demiştim. Tahmin ettiğiniz gibi tabi ki rastladım, kanka bile oldum, sonuçta üniversite en cins insan tiplerini görebileceğiniz yer. Tamam kabul ediyorum ben de pek normal sayılmam, ondan mı çekiyorum aceba bak bunu hiç düşünmemistim, olası :D Ama olsun nihayet olmam gereken yerdeydim bu insanlara bir şeyler kazandırabilirdim. Aslında istediğim saçmalama özgürlüğüymüş onu gördüm. Bu defa çocuk olan bendim, çevremde mantığımı zorlayacak şeyler olmuyordu, zaten ben her manyaklığı yapıyor oluyordum :D Oradan sonra sanırım var olduğum hiç bir yeri yadırgamadım, uyum bir süreç, bu süreci makul şekilde atlatabilmek için önce en kötü yerlerden başlaman, sonra insanlara benzemen ve onların sana benzemelerini izlemen gerekiyor. 'Uydum mu ya da bana uydular mı' diye sormayı bırakıp her gittiğin yere kendini ait hissedebildiğinde işte o her yerden ve tüm insandan bir parça olan insan olabiliyorsun :)

7 yorum:

  1. O lise dönemlerinde bu kafa yapısı süper takdir ettim :) bende okula erken başlayanlardanım senin gibi. Bu yazını okuyunca şu anda düşündüğüm tek şey lise dönemimde ben uymuşum etrafa :)) Ama üniversitede aklım başıma gelmişti kendime uydurttum :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendine uydurmak daha iyi ben de onu keşfettim en güzeli cidden sıfır yadırgama :)

      Sil
  2. hayatın her aşamasında sen de insanlara uyuyorsun, insanlarda sana bir şekilde uyuyor.Bunu o an anlamıyorsun, anıların canlandıkça anlıyorsun.etkileşim hayatın gayesi bence. Eğlenceli yazı için teşekkür ederim. Ben de beklerim .sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim güzel yorumunuz için mutlaka uğrayacağım :)

      Sil
  3. Yazınızı çok beğendim, ayak uydurmak istememişsiniz belli ki, ben daha çok onlardanmış gibi yapardım bir yere kadar tabi. Bir yerden sonra her şey olması gerektiği gibi oluyor zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüzde yüz katılıyorum. Teşekkürler :)

      Sil
  4. Aklıma ne getirdin Ahsen'ciğim.Okul bizi zamanımızda da türlü saçmalıklarla doluydu :))
    Ben sınıf başkanı olmuştum lise 1 de.Hiç sevmediğim bir dönemdir.Hocamız geç kalmış ve sınıf kudurmuştu.Hişt, hoşt derken 'Sizi şikayet edeceğim' diyerek hızla sınıftan çıktım ki müdür muavininimiz (Sabri K...ı)hocamla burun buruna geldik ve bana sıkı bir tokat aşketti ki, derhal çantamı aldım ve okulu terk ettim.Sonrasını ne sen sor ne de ben söyleyeyim.Bir de yazının bir bölümü bana şunu hatırlattı, güldürdün beni :)) Sekiz ya da dokuz yaşlarım.Uşak'ta idik, balkondan ciddi bakışlarla bakarmışım annem rahmetli anlatırdı.İnip oynamazdın onlarla, dik dik bakardın.'Anne' demişim ,'şu kızları inip bir dövebilir miyim?'İşte böyle canım.Beni taaa geçmişime götürdün sağol .Sevgiler.

    YanıtlaSil

cpm fun 2