Son Yazılar

25 Haziran 2016 Cumartesi

Düğün Vaaar




     Sanıyorum yakında düğün var :) Ablam evleniyor. Aileler tanıştı söz için tarih belirlendi geriye kalan bir yüzük bir kahve bir de gelinlik. Çok uzatmazlar sanıyorum. O heyecanlı ben ondan heyecanlıyım. Sözde giyeyim diye on çeşit elbise aldım hala kararsız kararsız elbise bakıyorum. Bir çekmece takı doldurdum olur ya o gün biri kopar bir şey olur vazgeçerim birinden falan alternatifim çok olsun. Ondan bile daha çok ciddiye aldım sanırım. E ilk defa gelinin kız kardeşi olacağım kolay değil. Fotoğraflarda en iyi ben çıkmalıyım, en doğru kombini de ben yapmalıyım bir daha o ana geri dönme imkanım yok. 

     Gerçi ben söz var dedim ama babam biraz yokuşa sürüyor. Çocuğun tabiri caizse ıcığını cıcığını çıkardı hala düşünüyor. 'Kızım siz erkekleri bilmezsiniz bakalım ben kadar el üstünde tutabilecekler mi sizi hemen veremem diyor' Adam haklı, yeni nesil güven oluşturmuyor ki. Bir de Karadenizliyiz biz. Bizim memleket ataerkil değil aksine anaerkildir. Kadın idare eder her şeyi bu yüzden pek çok şeyde kadının söz hakkı daha fazladır. Bakmayın dizilerde falan Karadenizin farklı yansıtıldığına. Karadeniz kadını çok cevvaldir, ne istiyorsa ne düşünüyorsa söyler, hakkını mutlaka alır, mücadele eder, istediği olana kadar inatlaşır, çok aşırı fedakardır ama kolay kadın değildirler her babayiğidin harcı değil güçlü kadın idare etmek. Başka şehirlerde erkekler genelde egemen olduğundan ya da ülkede maço oranı çok yüksek olduğundan babam biraz endişeli yaklaşıyor doğal olarak. Hani şu küçük gözüken ama aslında çoğu evlilikte büyük sorun oluşturan kültür şoku meselesi.

     Mesela 'kız veriyoruz' demeyiz biz, 'oğlan alıyoruz bir evladımız daha oldu' deriz. Kız koca evine gittiği zaman ailesinden kopmuş sayılmaz, baba evi her zaman eskisi gibi evidir, orada yabancı muamelesi görmez. Geçen yıl 80 yaşındaki bir akrabamız kızını evlendirirken düğün sonrası şöyle dedi; 'bak kizum habura goca evun ha oyan da benum evum bu oğlan seni uzerse birine diyecesun gelup gotüreceğum seni, ben oğlan kahri çek diye büyutmedum seni'. Aha tam da böyledir bizim şehrin insanı. Pek çok yerde kız evlendirilirken ora artık kocanın evi uyumlu ol dönme derler ya bizim orada tam dersi düğün günü 1 dakika sonra dahi desen ki istemiyorum alır geliriz derler. Evde tatsız bir konu mu oldu hemen ara anlat derler. Kızlar anlatmazlar tabi ailelerine, bilirler ki büyür. Az çok duymuşsunuzdur bilirsiniz, kalabalık sülaleler, kız üzgün diye duyulursa artık kaç kişi damadın kaç kemiğini kırar hesap bile edilemez. Kızımızı üzdün diye tek kavgada 16 kemiği kırılan biliyorum ondan mıdır bilinmez bizim oradan kız alanlar pek üzmez el üstünde tutarlar eşlerini. Kızlar büyüklerinin nasıl deli cesaretli ve aniden parlayan insanlar olduklarını bildikleri için evliliklerinde mutsuz olasalar da mutluyum derler bazen.

     Biz de işte yavaş yavaş o evreye geliyoruz; kız vermeyip oğlan alma evresine. Tüm sülale hummalı bir şekilde çocuğu araştırmakta. Kimlerle çıkmış, arkadaş çevresi iyi mi kötü mü, üniversitede kaldığı dersler, iş yerindeki insanlarla uyumu, komşularıyla uyumu, kadınlara bakış açısı, küfürbaz mı, içer mi, oruç tutar mı tutmaz mı, cumalara gider mi bunlar temelden araştırılır. Hatta öyle bir evreye gelir ki olay; ilkokul öğretmeni, ortaokulda takıldığı intermet cafeler, sosyal medya hesapları, alışkanlıkları, borçları, iddaa at yarışı ikramiye gibi haram paraya meyledip meyletmediği, aile ilişkileri, ailesinde ayrılmış ya da mutsuz evlilik var mı, paraya kıymet verir mi, görgü kurallarına riayet eder mi, maddiyatı nasıl kızı geçindirmeye yeter mi, askerde takıldığı insanlar gittiği yerler (özellikle okul ve asker arkadaşlarına didik didik sordurulur damat adayı), inancı, ahlaki yapısı araştırılır.

     Hatta bazı yörelere tuhaf gelebilir ama Kuran'da Nisa suresinde 'zina eden kadın yalnız zina eden erkekle zina eden erkek yalnız zina eden kadınla evlenebilir' hükmüne riayeten İslama uygun Allah'ın kurallarına uygun bir evlilik olabilmesi açısından kız bakireyse bakir erkek değilse bakir olmayan erkekle evlendirilir. Yani erkeğin bekareti de kadınınki kadar önemlidir, araştırılır. (Oralarda bakir erkekler bakire kızlarla evlenir bu yüzden merak etmeyin yani memleketlerinde ahlaklı erkek çok olduğundan kriterleri de bu yöndedir ailelerin. Olmadı zorunda değiller hani kendi memleketlerinde onlarca temiz çocuk var onlardan birine verirler kızlarını. Düşünce yapıları böyledir.) 

     Damat adayı dostuna düşmanına sorulur. Takıldığı tüm mekanlara bakılır, yanlış kötü bir yerlere hayatında bir kere olsun gitmiş mi? Bir bakarsın don markasına kadar karşıdakinin kendisi hakkında bilmediği şeyleri dahi kız tarafı şak şak vuruverir oğlanın ve ailesinin yüzüne. Hiç layık olmayacak biriyse yani çok çok kötü çıkar da iyi gözükürse bizim kızımıza layık mısın sen denir evden kovulur. Bir daha iki dünya bir araya gelse o iki insan aynı caddeden dahi yürütülmez. Böyledir işte bizde işler. 

     O yüzden şimdi düşünüyorum mesela iyi ki kaldırıp da üniversiteden birilerini getirmemişim ailemin önüne. E vermeyeceklerdi zaten kim bilir neler neler çıkacaktı kesin tiksinirdim zaten kimi getirsem. O yüzden en iyisi yetiştiğin gibi ve ailenin istediği gibi biriyle olmak. Kusursuz gözüken insanlarda bile neler bulabilen memleketimin güzel büyükleri o insanların her türlü pisliklerini bulurdu. Kafalarından geçenleri kulak kiri yapar da çıkarır yedirirlerdi vallahi. 

     Neyse ki şuanki damat adayımız on numara beş yıldız bir beyefendi. Tek bir kusur bulamadık kendisinde. Maşallah. Umarım tez zamanda sözü halleder düğün vaktini konuşuruz. Ben de delirmiş gibi alışveriş yapmaya kaldığım yerden devam ederim. Şöyle bir gece yarısına kadar yeri inlete inlete horonumuzu oynar, hep mutlu olmaları için güzel dileklerde bulunur, ayakkabı altından ismimiz silindi mi diye bakarak geleceğimize dair güzel anlamlar çıkarırız.

2 yorum:

  1. Hayırlı uğurlu olsun inşallah Rabbım tamamını erdirsin inşallah ...Güzel telaşlar :)

    YanıtlaSil

cpm fun 2