Son Yazılar

18 Haziran 2016 Cumartesi

Kıskançlık Bir Hastalık


     Evet kıskançlık bir hastalık ve tedavisi yok. Uysallaştırılabiliyor fakat tedavi edilemiyor. Güven eksikliği falan diyorlar ya saçmalık. Bir çeşit sahiplenme dürtüsü bir kere bu, sevgi fazlalığı.

     Hayır kesinlikle bu kötü huyu savunmuyorum. Sadece kıskanç insanların da anlaşılması gerektiğini düşündüğüm için bir de bizim açımızdan bakılmasını istiyorum. Bence gayet mantıklı :)

     Kıskançlık karşındaki insana ya da hayat standartlarına göre oluşmuyor, sonradan da değişmiyor. Sadece karşındakine göre seviyesi değişiyor. Çok iyi biriyse az kıskanıyorsun kötüyse çok. Mesela ben kendimi bildim bileli bedenimin 3te 2si kıskançlıktan oluşmuştur. 6 yaşımdan 25ime dek karşı cinse en ufak bir şey hissettiğim an kıskanmışımdır. Bazısında bu fark edilmeyecek kadar az olurken bazısında aşırının aşırısı olmuş ve karşı tarafa yansımıştır.

     İlkokuldaydım tam 6 yaşında. Bizim sınıfta bir çocuktan hoşlanıyordum, şiirler yazıyordum falan. Başka yer kalmamış gibi sınıftaki tüm kızlar da askıda onun montunun yanına asıyorlardı montlarını. Her sabah üşenmeden montları en uçlara atıp sağına kendi montumu soluna da kankasının montunu asıyordum. Bunu evde falan görmedim, kimseden de duymadım, çevremde de yoktu. Çocuğu kıskanıyormuşum demek, bunun kıskançlık olduğunu sonradan anladım tabi.

     İlkokul 3 teyim gene aynı çocuk. İlk üç yıl bu çocuktu şuan düşününce çok komik geliyor. Sen ne bilirsin aşkı meşki çocuğu değil mi daha lavaboya boyun yetişmiyor senin neyine gerek bu işler? İşte Allah insanı çift yaratmış ya, ta doğduğu andan itibaren karşı cinse ilgisi var. O zamanlar adı aşk değil, ilgi. Çocuk aklı işte ilgiyi aşk meşk sanıyor, daha aşkın ne olduğunu dahi bilmeden. Neyse efenim bizim sınıfta bir kız var hoca bu ikisini aynı sıraya oturttu ben kızı konuşturuyorum diye. Gidip aralarına oturasım geldi. Sen ne biçim öğretmensin senin neyine gerek ikisini bir ara oturtmak değil mi? Arkaya dönüp sırtıma bulaşan silgi tozundan kavga çıkardığımı hatırlıyorum. Sonra çocuk bana eşolueşek dedi böyle bastıra bastıra bir tokat attım suratında elimin izi çıktı. Hoca geldi sonra, beni çok severdi söylemesi ayıp ne yaptı sana dedi, küfretti dedim, bir tokat da o yapıştırdı. Çocuk yerde, zerre içim acımadı. Sonra öğretmen çabuk öpüşün barışın dedi, reddettim, beni çocuğa çocuğu bana itti zorla sarıldırdı güyya barıştık. Ama o hikaye orda bitti. Sonra taşındık zaten biz başa okula geçtim. O çocuk lisede bile okuluma selam yolluyordu şimdiyi soracak olursanız hiç görüşmedik yüz yüze, görüşmek istemedim ama duydum ki nişanlanmış. Allah mutlu etsin.

     İlkokul 4 teyim kızın biri gelip Emin senden hoşlanıyor dedi. Emin mi Emin kim ya? Sınıfta 2 tane Emin var. Biri sürekli şarkı söyleyen sesi güzel Emin, diğeriyse sürekli ders çalışan aşırı zeki Emin. Kafam karıştı ikisi de çok popüler çocuklar. Hoşlanmak ne ya hala ne demek olduğunu bilmiyorum. Ablama sordum o bana inşallah çalışkan olandır zeki çocuklar iyidir derslerinde yardım eder demişti. HAHAHA şuan ne mantıkla olduğunu bilmiyorum ama onun da kafa güzelmiş belli ki. Bu konu epey müddet kapandı. Sene sonuna yakındı ki sesi güzel Eminin hoşlandığını öğrendim. Hatıra defterime herkesi yazdırmış onu es geçmiştim. İlgimi çekmiyor ya tabi. Gittim yazdırdım. Eve geldim bir okudum ki saydırmış bu bana. Bu nasıl hoşlanma, nefret ediyor belli ki. Ablama anlattım erkekler hoşlandığı kızlara kötü davranır dedi. Ve tabi yine ona güvendim. Gittim okula benden mi hoşlanıyorsun dedim Ebrudan hoşlanıyorum dedi. Ebru da okulun kaşarı. Ne demek Ebrudan hoşlanmak. Hayır ben hoşlanmıyorum ama bana yazdığını bildiğim çocuk karşıma çıkıp Ebrudan hoşlanıyorum diyor, ikisini de yolmalıyım. Neden bilmiyorum o zaman böyle düşünmüştüm. Sıra arkadaşım Ebru düştüğünden Emin bacağına baktı dedi bir de. O hışımla gidip Emin'i dövmüştüm. Seni sapık dediğimi hatırlıyorum, bananeyse. Ego yapmışım herhalde, über saçmalık.

     5-6-7 de bir vukuatım yoktu. 8in birinci döneminde kankam teklif etmişti onu hatırlıyorum. Aşırı yakışıklı bir çocuktu ama hiç o gözle bakmamıştım. Başka bir kankasıyla aşırı samimi gördüğüm için reddetmiştim. Bir de bu var. Birini kıskandığımda hiç var olmamışçasına soğuyorum. Yani eğer aşık değilsem bir kişiyi yalnızca bir kez kıskanma hakkım var. Tek şansı var, kötü kullandığında bitiyor. O yüzden biriyle olmam daha da zorlaşıyor. Kıskanınca diğer kızlar gibi gidip yolsam ya, soğuyor direk irtibatı kesiyorum. 1-2 saat içerisinde unutuyorum.

     Lisede bir çocuğu sevdiğimi sanıyordum ama hiç kıskandığımı hatırlamıyorum. Lisede göz çapkınıydım bir ona bir buna bu da hoşmuş o da öteki de derdim açılana kadar beğenirdim birini çocuk açılınca tüm büyü bozulurdu. O yüzden belki de tek kişiye odaklanamadığım ve sevemediğim için kıskanmaya vakit ve gerek duymamış olabilirim. Kimse yargılamasın kimseyle çıkmıyorduk işte malum ergenlik, hormonlar falan falan.

     Bir ilişkim olduğunda hele hatırlıyorum bir kez aramıştım gazete okuyordu çocuk ben de gidip aynı gazeteyi almıştım okuyayım bari diye her şeyi onla aynı yapmak zorundaydım sanki senin neyine gerek gazete almak? Gazetenin son sayfasında yarı çıplak bir mankenin fotosu vardı. Beynime nasıl kan sıçradığını hatırlıyorum. Arayıp saçma sapan bir konu bulup kavga çıkarmıştım. Çünkü o kadın resmini görmüştür kesin gözü çıksın diye kendi kendime söylenirken sakinleşemiyordum, acısını çıkarmalı karşımdakini cezalandırmalıydım. Nasıl bir psikoloji olduğunu şuan anlayamıyorum ama o zaman çok mantıklı gelmişti, Kendi kendime kıskanıp karşı tarafa söyleyemeyip kavga çıkardığım çok olmuştur. İyi biri olsaydı pişman olurdum ama şuan da keşke yapmasaydım demiyorum da daha fazla da yapsaydım olurdu zaten iyi bir sevgiliydim. Neyse bir dahaki insana artık. Kendi kendime devamlı telkin veriyorum aman hayatına biri girerse çok kıskanma, kıskansan da belli etme diye. İnanıyorum bir dahaki insanda başaracağım bunu. Gitgide daha az kıskanç oluyorum, hayat sağ olsun. Aman siz siz olun lütfen benim kadar yoğun kıskançlık duygusuyla yoğrulmayın, yoğruluyorsanız da belli etmeyin kendi içinizde yaşayın, sonra hem yıpranıyor hem de yıpratıyor insan.

1 yorum:

  1. Kıskançlık duygusu, sizin de dediğiniz gibi sahiplenmeden ileri gelir. Ancak ölçüsü çok zor ayarlanılıyor. Çok şiddetli olması, hem kendini hem karşındakini yıpratan bir duygu. Eğer üçüncül kişilerin araya girmesinden korkuluyorsa ve yıpratıcı bir kıskançlıksa bence geçmişte yaşanmış bir güvensizlik durumu olabiliyor. Ancak elbette ki her kıskançlığı güvensizlik diye tanımlayamayız. İnşallah bu duyguya mahal vermeyecek insanlarla karşılaşırız :)

    YanıtlaSil

cpm fun 2