Son Yazılar

18 Eylül 2016 Pazar

Aga'nın Hikayesi


     Tatil bitti nihayet ben de evime barkıma döndüm, bloğuma kavuştum yeniden. Dönerken Aga'yı gördüm, bir kahvenin köşesine çökmüş eliyle yerdeki çöpleri bir kenara itiyordu. Epey yaşlanmış, biraz eğilmiş haliyle, yüzünde önceki gülümsemesi de yoktu. Peki kimdi Aga?

     Gerçek ismini bilmiyorum bizim oralarda deli dedikleri bir adam. Deli olduğunu inanmak güç. Sebep şu; evet konuştuklarını anlamak biraz güç ama sürekli kitap okuyor, çöp topluyor, gördüğü tanıdıklara gülümseyerek selam veriyor, mutlu olunca çocuk gibi seviniyor, evlerin ya da bahçelerin açık kalmış kapılarını örtüyor. Kendi halinde bir mazlum işte.

     Pek çok yaşlıdan Aga'nın hikayesini dinlemişizdir. Tam net bilen yok ama türlü hikayeler dolanmakta. Kesin olan hikayesini anlatayım ben size. Aga yaklaşık 60 küsür yıl önce küçük bir ilçede doğmuş gariban bir ailenin çocuğuymuş. İlkokulda ve ortaokulda aşırı zeki olması yönüyle herkesin dikkatini çekmiş. Durmadan nefes almadan kitap okuyormuş. Gençliğinin bir döneminde aşırı zengin olmuş diyorlar burasına net emin değilim. Kısa bir sürede de tüm mal varlığını kaybetmiş. Zenginlikten kara lastikli yaşama geçiş onun için zor olmuş. Kimsenin kimseyi sevemeyeceği kadar seviyormuş bir güzeli, onu da ailesi vermemiş Aga'ya. Sevdiği de yar olunca başkasına aklını kaybetmiş Aga. Bir gün bayır aşağı yuvarlanmış, bir kaç gün sonra bulmuşlar onu. O günden sonra da işte yaşlı annesiyle kendi halinde bir yaşam sürmeye başlamış. İnsanlar da onun kitap okuma sevgisini bildiklerinden her hafta evlerinin önüne kitap bırakırlarmış, Aga da alır gider okurmuş. (Lakabını da eskiler koymuş.)

     Ben çocukken Aga'nın yanından geçemezdim, çok korkardım. Çocuklar 'deli o' derlerdi. Dedemle birlikte geçerdik hep, dedemle selamlaşır, kısa muhabbet ederlerdi. Dedemi nasıl sevdiğini görürdüm, insanlar ona neden kötü davranırdı onu da anlamazdım. Öyle mi davranmak gerekirdi, ne yapmalıydı, nasıl davranmak doğruydu onu da bilmiyordum. Çocuktum ya işte yetişkinler ne diyorsa ona göre davranıyordum.

     Çünkü çocukken ne zaman yaramazlık yapsam teyzem seni Aga'ya vereceğim alıp götürecek diye tehdit ederdi. Orada yaşayan yetişkinlerin çoğu yapardı bunu. Yetişkinlerin bir adamı başına gelen kötü olaylar yüzünden canavarmış gibi göstermeleri doğru bir şey miydi? Şimdi hatırlıyorum mesela çocuklar hep dalga geçerlerdi, taş atarlardı ağlardı kızardı bağırırdı. Tek bir yetişkin de çocuğuna niye yapıyorsun evladım demiyor muydu şimdi sorgulayınca anlayamıyorum. Ondan korktuğum zamanlar için de çok pişmanım, şimdiki aklım olsa her sabah gördüğümde selam verir halini hatrını sorardım. Bir dahaki gidişimde dolu dolu kitap götüreceğim inşallah. 

      Sevgili Aga kötü olan çocuklar değil yetişkinler, seni ağlatan, taşlayan o çocuklara bir şey yapamadığım için yıllar sonra dahi vicdanım sızlıyor, senden korktuğum her an için de özür dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

cpm fun 2