Son Yazılar

21 Ekim 2016 Cuma

İşsizliğin Dibi



     Bugün işsizliğin dibine vurdum. İşim olmadığından değil kendime dair bir şeyler aradığımdan. Hayatımın eksik sayfalarını görmek istedim, günlüğe dahi yazmadığım eyleri. Tabi ki bunu da en yakın arkadaşım Ayşenur'la konuşma geçmişimi okuyarak yapabilecektim. 


     2012'den başladım, her mesajı tek tek okudum. Yaptığım her çocukluğu, ağladığım her anı, teklif edenleri, düşündüklerimi, hayallerimi, dert yanmalarımı kısaca çocukluğumu orada buldum. Nelere üzülmüşüm neleri takmışım ne hissetmişim hepsi ordaymış ya. 


      Vaz geçtiğim insanlardan neden vazgeçtiklerim, fotoğraflar, videolar, totemler, dualar, beddualar her şey ama her şey oradaymış. Kendimin değil de bir yabancının günlüğünü okuyormuşum gibi hissettim. 


     Evet silmedim senelerdir duruyor mesajlar. Zaten mesaj silme gibi bir huyum yoktur hemen hemen herkesinkiler durur. Geçmişi görmenin beni ileriye taşıdığını düşünürüm.


     Hep derler ya 'ne kadar gerizekalıymışım' diye hiç öyle demedim Allah'a şükür. Ne kadar güçlüymüş, sabırlı ve inançlıymışum dedim. Belki yaşımız büyüdükçe hassaslığımızı yitiriyoruz duyarsızlaşıyoruz ama daha kolay aşıyoruz zorlukları. 


     Şu anki halime şükretmek için şahane bir aktivite oldu. Eğer günlük yazmıyorsanız mutlaka bugünden itibaren başlayın yazmaya. Gün gün yazmak zorunda değilsiniz, kendinize dair bir şeyler karalar en azından. İlerde iyi yazmışım der gülümsersiniz. Ya da üşeniyorsanız varsa benimki kadar sabırlı bir dostunuz her gün beynini yediğiniz mesajlaşmalarınızı saklayın. :)

19 Ekim 2016 Çarşamba

Enteresan Bir Durum



     Bundan epey bir müddet önce bir rüya görmüştüm, şimdi isim vermek istemediğim biri bir troyla nette bir sitede samimiydiler mesajlaşıyorlardı falan. Hatta yattıkları gibi bir şey görmüştüm orayı tam net hatırlayamıyorum. Rüyalarım da nettir kesindir direk anlatır bana. Sabah kalktığımda yakın arkadaşlarım o insanla ilgili aynı dediğim gibi bir şey görmüşler bana da gösterdi üzerine de o insana lakap takarak epey bir müddet dalga geçtiler. Hala bahsetmeleri gerekirse isminin sonuna -oş getiriyorlar.  


     Şimdi uzun zaman sonra artık bilinç altı mı yoksa başka bir sebepten mi bilmiyorum yine rüyamda gördüm. Ya tuhaf olan şu insanın aklı almakta biraz zorlanıyor hani çok erkeğe benziyordu yani. Erkek gibiydi. Yani bu kadar kadın varken, biraz ilginç gelmişti pek beklediğim bir şey değildi aklıma gelecek bir şey değildi. Sonuçta bu tarz durumlar eğilim göstergesidir. Belki olayın farklı bir aslı vardır diyeceğim de sanmıyorum ya o kadar yoldan çıkmış ya da o zaman has erkektir şimdi değişmiştir bilemiyorum. Ama insan biraz ilginç hissediyor beni nasıl sevdi hissettirdi diyor yani nedir acaba bu olayın aslı nasıl düşmüş o yola insan merak ediyor yokluk mu fazla alkol mu düşmüş mü hakkaten yanlış anladığımız bir şey mi var ne bileyim yani. 


     Biri bana olayların tamamen tesadüf olduğunu o insanın normal olduğunu söylesin ya da tam tersiyse artık yani sonuçta benden bir beklentisi olamayacağına göre konuşurum. Yani ne bileyim direk var oluşu geçmiş falan düşer. O şiddete eğilim gibi şeyler de acaba ? Neyse. Yani. Ne diyeceğimi bilemediğim bir konu. Sanırım biri çıkıp bu durumun farklı olduğunu ispatlayana kadar da öyle söylemeye devam edecekler.


     Şaka bir yana durumun böyle olmamasını isterdim biraz utanç verici. Insanlara hani çok büyük bir aşktı şöyleydi böyleydi diye anlattıģın bir olayın kahramanı söz konusu olunca 'hadi ulan...' deyip peşine çok çirkin cümlelerle dalgaya almalarına sebep oluyor. Sen de tuhafsıyorsun sana kalan üç beş tane güzel anı da geçerliliğini yitiriyor yok oluyor gibi. Ama diyecek bir şey de yok yani ne kadar pis bir durumda olduğu zaten aşikar bu da normal olabilir yoldan çıkmak denen şey zaten böyle bir şey değil mi ? Ya ben çok pişmanım valla ve kötü olan bu pişmanlığın hiç geçmiyor olması. Bu kadarı da fazla diyorsun ama hep daha fazlası geliyor. Tuhaf, sinir bozucu.

14 Ekim 2016 Cuma

Her Telden


     Uzun zamandır yazmıyorum biliyorum. O kadar zamanı tek bir konu üzerine toplamam pek olanaklı olmadığından bu yazı bir nevi günlük yazısı gibi olacak. Üst üste yolculuklardan yorgunum. Daha önce de kuzenimi evlendireceğimizden bahsetmiştim. İşte o meşhur düğündeydim. Önce Konya'da bir kına gecesi yapıldı, ardından Ankara'da düğün. Kına gecesi boyunca pek sıkıldım, zaten hiç sevmem kına gecelerini. Kınanın sonunda bir horona kalktık biraz döktürdük, erkek tarafının şaşkın bakışları ve alkışları eşliğinde oturduk. Her zamanki gibi mekandaki en yavşak en kıl olduğum çocuk bana asıldı, kaçacak delik aradım, çektiğim her videoya kendini sokuşturmaya çalıştı, sinir stres harbi yaşadım, bir dakika rahat nefes alamadım kendimi boğulmuş gibi hissettim falan.

     Bu da yetmezmiş gibi orada grip salgını varmış, e herkese sarılınca kaptım gribi tabi. Hafif bir kırgınlıkla Ankara yolculuğu yapıp düğüne katıldık. Tabi orada da her şey yolunda gitmedi. Kuaför 2 saate saçlarımızı yaptı, makyöz suratımı mahvetti eve gelip kendi makyajımı yeniden kendim yapmak zorunda kaldım. Kuyruklu upuzun bir şey giydim giymesine ama alırken öyle gelmedi gözüme, herkes giyinince tek göğüs dekolteli olan ben kaldım. Öyle olunca biraz da dekoltemi diktim ince ince, yüzde yüz kapatmadım ama 2 cm falan toparladım. Düğün günü bir de onla uğraştım yani. Düğün başladı, herkes evden çıktı, en son ben çıktım koştura koştura.

     Düğün alanı da epey uzaktaymış park yeri de sorun oldu 10 cm topuk kuyruklu abiyeyle yürü babam yürü. Tabi klasımdan ödün vermeyeceğim ya sözde tek kelime söylemiyorum. Neyse gittik oturduk, erkek tarafı epey oynadı. Kaşıkla oynamaları hele saatler sürdü. Karadeniz kızı olarak haliyle misket pek sevdiğim söylenemez, profesyonel oynadığım da. Pek anlamlı da gelmez ama kuzendir oynanmalıdır diye düşünerek hiç oturmadım. Normalde horon beklemiyordum tabi erkek tarafı saatlerce kaşıkla oynayınca böyle biter diye düşündüm. Kameraman mıydı çalıgıcı mıydı tam hatırlamıyorum o adam kınada babamla amcama hayran kalmış, gidip gelip söylüyor baktık hemen girdi bir kemençe havası. Hepimizde en az 10 cm topuk bir de uzun giymişiz topladık elbiseleri Allah ne verdiyse. Çal çal çal bitmiyor ayağımızın altında yeni bir ayak oluşmuş gibi hissetmeye başladık artık 20 dakika falan oldu çıktım ben, bizimkiler hala devam. Babet getirmeyi nasıl hiç birimiz akıl edemediysek, hayret edilesi. Yine bir alkış kıyamet tebrik, halk oyunu ekibinden misiniz dedi orada bir aile ne ekibi beyefendi böyle ekip mi olur kız tarafıyız biz dedim. Demek öyle sanıp alkışladılar, kıyamam. Ne tuhaf. Güler misin ağlar mısın? 


     Zaten kına günü ne kadar Yozgatlı teyze varsa öpmekten sarılmaktan sohbet etmekten mahvoldum, düğünden sonra iyice perte çıkmış gibi hissettim. Aman ne yorucuymuş bu işler, kuzenimde bu kadar yorulduysam ablamınkini hayal bile edemiyorum. 


     Düğün mevzusu öyle geçti gitti işte. Tamam dinlenirim artık gezerim diye düşündüm ki bayağı fena kapmışım grip virüsünü ilaç ıhlamur mıhlamur kar etmiyor resmen 1 haftadır grip virüsüyle kavgalıyız, bakalım ne zaman defolup gidecek. Bundan sonra sarılanı döveceğim artık. Geçen sene de böyle olmuştu, kendime çok iyi bakıyorum kim gripse gelip sarılıyor benim onca emek nakavt. Yazık günah be.


     Bir de 1 haftadır eski erkek arkadaşımı görüyorum rüyamda. Devamlı bir yerlere gidiyorum onunla fotoğraf çekiliyoruz her yere o fotoğrafları koyuyor ben kaçıyorum. Ne anlamı var bilmiyorum, 1 haftadır aynı rüya. Kolumdan tutup çeviriyor uyanıyorum. Peşine de keçi sakallı bir çocuk beni istemeye geliyor. Tabiri de yok. Rüyalarına aşırı inanan ve rüyaların bir şeyler anlattığını düşünen biri olarak kafama bunu taktım. Psikolojik olarak olumsuz etkilendim umarım sadece yorgunluktan görüyorumdur. Birini istemsiz düşünüyor ya da rüyanda görüyorsan seni düşünüyordur ya da o da seni görüyordur çıkarımına inanmıyorum. Başka bir sebebi olmalı, sanıyorum beyin ve beden yorgunluğu bilinçaltını etkiliyor. İnsanın en azından uyurken dinlenmesi gerekir, ben tam aksi uyuduğumda daha çok yoruluyorum. 


    Bir de şöyle bir durum var; sanırım yanlış dua ediyorum devamlı, başıma bela mı oluyor ne. Bundan 3 4 ay önce ben çok gezen biri istiyorum inşallah eşim çok gezmeyi seven biri olur dedim. Bir çocuk beğenmiş beni, arkadaşları aracılığıyla açıldı gibi bir şey oldu işte. Biraz inceledim çocuğu, o kadar çok geziyor ki ne zaman nerede olduğu belli değil. Kimle belli değil. Hemen dilimi ısırdım. Bana dediklerinde direk ilk bu özelliğini söylediler zaten düşünmeden istemiyorum dedim. Demek ki istediğim bu değilmiş. Peşine sosyal medya hesabı olmayan biri istiyorum dedim hatta whatsappı olmayan adamla direk evlenirim innnşallah dedim. Çok zaman geçmedi sosyal medya hesabı kullanmayan birine denk geldim. Kafamda bir değerlendirdim ki sosyal medya hesabı kullanmaması dışında neredeyse hiç bir şeyi bana uymuyor. Bu defa da neden kullanmıyor diye kafamda düşünüp durdum. Manyak mıyım neyim? İstediğim şeyler aslında istemediğim şeyler mi? Tüm özellikler tek bir insanda bulunamıyor da neden herkeste teker teker oluyor? Ya da ne istesem vaz mı geçmem gerekiyor, kendim için yanlış şeyler mi istiyorum? Çözemedim. 


      Bu arada Toefl'a girmeyi düşünüyorum ama listening sıfır. Kasımda olur sanıyorum atamalar o zamana kadar Toefl'ı da bir denesem en azından aklımda kalmamış olur diye düşünüyorum. Fakat hiç Toefl deneyimim yok, deneyimi olan varsa aşağı yorum bırakırsa çok sevinirim. En azından listening geliştirebileceğim kaynaklar biliyorsanız yazarsanız çok sevinirim. 


      3 gündür sağlam şekilde çalışmaya başladım. Dün hayatımda ilk kez 10 saat çalıştım peşine de sabah 7 de kalkıp çalışmaya koyuldum kahvaltı yapayım dedim iki parça bir şey atıp ağzıma yeniden çalışmaya koyuldum. Tabi midem sızdı, bünye de ders çalışmaya hele ki o kadar çalışmaya alışık değil, düzgün kahvaltı da yapmayınca bir anda başım dönmeye başladı. Bağırdım evdekiler de duymadı sandım sonrasını hatırlamıyorum. Bayılmışım. Korkunç bir baş dönmesi ve midemde ağrı hissettiğimi hatırlıyorum. Hep sorardım millete bayılmak nasıl bir şey rüya görüyor musunuz falan diye.

     Bir insan ortalama hayat boyu 2 kez bayılıyormuş bilimsel araştırmalar böyle diyor. Ben ilk kez yaşayınca korktum tabi. Yere düşünce kafamı yere çarpmışım, uyandığımda başımın arkası korkunç ağrıyordu. Kendimi baş ağrısı dışında kötü hissetmesem de millet panik oldu, kafa travması falan olmasın diye hastahanenin yolunu tutuk. Kafa filmi beyin filmi kalp ekg, parmak kan, kol kan tahlilleri derken kendimi bir anda check up yapılıyor gibi hissettim. Çok şükür bir şey çıkmadı, sadece tansiyonum düşmüş. Boşuna o kadar korkup titremişim. Yoğun baş ağrısı da tansiyonum oynadığı için olmuş, öyle dediler. Hala hafif bir baş ağrım var. Hastahanedeki doktorlar sorun olmadığını söylediler çok şükür, bir doktor arkadaşım tedbir için 24 saat uyumasam iyi olacağını tembihledi. Şükürler olsun tek mesele uyumamak olsun hiç sorun değil, bu gece ayaktayım :) Lütfen kendinize dikkat edin, insan kaybetmeden anlamıyor da sağlık insan hayatındaki en mühim şey.


     Aslında bugün yaşadığım korkunun temel nedeni sanırım stres temelliydi. Herkese olabilecek bir şey tansiyon düşmesi, bayılma falan. Çevremde bayılıp ayılttığım bir çok insan olmasına rağmen kendim yaşayınca ne kadar kötü bir şey olduğunu daha net gördüm. Bir de ailesinin insanı nasıl sevdiğini. Hep görüyorum tabi ki de, böyle zamanlarda insan onlardan güç alıyor. Keşke diye geçirdim içimden, hasta olduğum zamanlarda bir de yanımda sevdiğim adam olsaydı. İnsan sevince sanki her şey daha da kolaylaşıyor hayatta. Yanımda sevdiğim adam yoktu çünkü sevdiğim bir adam yoktu. Hala müstakbel sevdicek adayımı bulamamıştım. Belki de hakikaten piyasada aradığımız adam profili yoktu. Neyse dedim, olmasın. Zaten aşk insanın sağlığına olumlu değil olumsuz etkide bulunuyor. İnsan daha beter sağlığından oluyor, böyle daha iyi. Hemen silkelenip bu düşünceyi kafamdan attım. 


     Şu an bu yazıyı yazarken de Oğuzhan Koç'un yeni çıkardığı Bulutlara Esir Olduk dinliyorum. Şahane olmuş. Barış Uğur'un Sen Yeniden'i var bir de. Sıkılmamak için dinlemediğim, o kadar çok sevdiğim bir minnoş beste. Serçe dedikçe insanı bulutlar üstünde hissettiren. Henüz keşfetmediyseniz koşun. İkisini de dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Günün yorgunluğunu atar, huzur bulursunuz. En azından bir kaç dakikalığına kapayın gözlerinizi, nerede olmak istiyorsanız orada hissedin kendinizi. Sevgiler :)

1 Ekim 2016 Cumartesi

Bana Bunu Yapmayın!


     Bu yazı yüksek derecede öfke barındırır. Sebebiyse sıkıldığım durum.


     Üniversiteden bir arkadaşla ilişkiler üzerine konuşuyoruz boşver dedim zaten düzgün biri deģildi doģru secememişsin demek ki hepimize olur böyle şeyler dedim diye açtı ağzını yumdu gözünü. 'Sen kendi eskine bak escort dolu bilmiyor musun troya bile baktı o çocuk sen hiç konuşma bence. '


     O kadar ağrıma gitti ki yemin ederim anlatamam. O kadar utanç verici bir olay ki. Ya öyle güzel insanlarla çıkın ki utancınız değil güzel anılarınız olsunlar. İnsanlar sizi kötülerle vurmasın karakteriniz isminiz lekelenemesin.


     Ben bilmiyor muyum şu an eli çükünde dolaşan bir erkek orospusu olduğunu, pislik içinde yüzdüğünü şeytandan beter olduğunu. Zavallı halde hiç bir şeye sahip olamayan hiç bir zaman da olamayacak olan benim isminle yan yana koyulamayacak biri. Ben bu halini bilseydim bırak sevmeyi yanından geçer miydim? Anlamıyor insanlar bana rol yaptı o insan rol. Düzgün biriymiş gibi davrandı, ben onu diğerleri gibi zannetmiştim ahlaklı biri sanmıştım bu yüzden kalbimi açmıştım.


    Insan üzülüyor. Ben 21 sene en iyisi olsun diye bekledim hep. Bir sürü güzel insana olmaz dedim. Sırf evleneceğim adamı bulabilmek için. Iyi olduğunu sandığım birine evet dedim bir tek, o da benim hayattaki en büyük pişmanlığım oldu. Benim tek hatamda ismim karalandı ya ismim. Bu kadar yıl bir duruşum karakterim oldu hep. Bu defa hayatına aldığına bak sen bunla her b.ku yemişsindir oldu. Çünkü karşılarındaki insan öyle biri ki onun düzgün bir ilişki yönetebileceğine inanmıyorlar. Insanlara bu yüzden kızmıyorum. Beni geçmişimle yargılayıp yaraladıkları için kızıyorum. 


     Zamanı geri getirme şansım olsaydı bir tek bunu değiştirirdim çünkü bu çok ağır. Insanların beni bunla vurmaya çalışması çok ağır. Herkesin tiksindiği bir insan olmayı başarmış olması onun problemi benim deģil ki. Kendi kankalarının arkasından karaktersiz dediği birini düşünün Allah'ın dahi sevmediği birini düşünün. Bu insanla anılmak koymaz mı sadece yanlış seçim yaptığın için en yakın arkadaşlarının dahi her seferinde dalga geçer gibi yüzüne vurması vicdansızlık değil mi?


     Ben o insanla güzel şeyler yaşadım sanıyordum ayrıldıktan sonra da nasip deģilmış demeyi bildim. Tüm hatalarına raģmen dirayetli durdum karakterimden ödün vermedim. Yemin ederim görmedim böyle değildi böyleydi de belki göremedim. Ben de isterdim incinmemeyi ama olmadı. Çok pisliklerini duydum neler neler duydum içim ezildi karşimdakilere ezildim rezil olduğumu hissettim biri adına utanmanın ne demek olduğunu gördüm yerin dibine girdim. Yaşadığım her bir güzellik o pisliklerle birlikte yok oldu gitti. Ismi geçince midem bulanır hale geldim. Yemin ederim size o isimde birini bile tvde görünce sinirlerim bozuluyor. Psikolojik olarak çöktüm bir dönem. Insanların böyle yaklaşmasından çöktüm.


     İnsanlar ne hatalar yaparken benim birinin iyi olduğunu düşünmem hata mıydı ki? Gercekten hayatımı mahvetti ondan utanıyorum. Ondan kimseden nefret etmediğim kadar nefret ediyorum. 


     Ona acıyorum ne bu dünyada ne öbüründe gün yüzü görmeyeceği için acıyorum. Hakkımı helal etmeden ölemeyip kıvranacağı için acıyorum. Nasıl öleceğini bildiğim için acıyorum. 


     Beyniyle bir yere gelemediği geldiği yeri yüksek sandığı hayatta hiç bir şey başaramadığı için acıyorum.


     Sağlam bir kız bulamayacaģı için kendi gibilerin peşinde ömrünü tükettiği için acıyorum. 


     Erkeği adam yapan ahlak süsünden ve ağırlığından uzak olduğu için en yakınları dahi arkasından pis pis konuştuğu hiç seveni olmadığı dostu olmadığı için acıyorum. 


     Ablasının kaşarlıklarının yaşadığım ilde dahi duyulmasına rağmen bana laf atan o her şeyden habersiz annesine acıyorum. 


     Ondan nefret ediyorum yalvarırım beni onunla incitmeye çalışmayın çünkü ben onunla değilim o benimle değil. Şuanki onu tanımıyorum. 


     Benim sevdiğim adam çok başkaydı ben eskide kalmış bir adamı sevdim sanıyorum o ölmüş, beni onla yargılayın bunla deģil çünkü bu adam o adam deģil.


     Hayatımda bir gün çok şahane bir adam olacak. Ahlaklı dürüst ağır. Tam benim gibi bir adam. Ona aşık olup aşık kalacağım ve o benim utandıģım değil anılmaktan gurur duyduğum bir adam olacak. Akademisyenlik de başarım olacak. Çok yakında olacak bunlar. Beklesin insanlar beklesinler. Ve beni o zaman yargılasınlar..

cpm fun 2