Son Yazılar

14 Ekim 2016 Cuma

Her Telden


     Uzun zamandır yazmıyorum biliyorum. O kadar zamanı tek bir konu üzerine toplamam pek olanaklı olmadığından bu yazı bir nevi günlük yazısı gibi olacak. Üst üste yolculuklardan yorgunum. Daha önce de kuzenimi evlendireceğimizden bahsetmiştim. İşte o meşhur düğündeydim. Önce Konya'da bir kına gecesi yapıldı, ardından Ankara'da düğün. Kına gecesi boyunca pek sıkıldım, zaten hiç sevmem kına gecelerini. Kınanın sonunda bir horona kalktık biraz döktürdük, erkek tarafının şaşkın bakışları ve alkışları eşliğinde oturduk. Her zamanki gibi mekandaki en yavşak en kıl olduğum çocuk bana asıldı, kaçacak delik aradım, çektiğim her videoya kendini sokuşturmaya çalıştı, sinir stres harbi yaşadım, bir dakika rahat nefes alamadım kendimi boğulmuş gibi hissettim falan.

     Bu da yetmezmiş gibi orada grip salgını varmış, e herkese sarılınca kaptım gribi tabi. Hafif bir kırgınlıkla Ankara yolculuğu yapıp düğüne katıldık. Tabi orada da her şey yolunda gitmedi. Kuaför 2 saate saçlarımızı yaptı, makyöz suratımı mahvetti eve gelip kendi makyajımı yeniden kendim yapmak zorunda kaldım. Kuyruklu upuzun bir şey giydim giymesine ama alırken öyle gelmedi gözüme, herkes giyinince tek göğüs dekolteli olan ben kaldım. Öyle olunca biraz da dekoltemi diktim ince ince, yüzde yüz kapatmadım ama 2 cm falan toparladım. Düğün günü bir de onla uğraştım yani. Düğün başladı, herkes evden çıktı, en son ben çıktım koştura koştura.

     Düğün alanı da epey uzaktaymış park yeri de sorun oldu 10 cm topuk kuyruklu abiyeyle yürü babam yürü. Tabi klasımdan ödün vermeyeceğim ya sözde tek kelime söylemiyorum. Neyse gittik oturduk, erkek tarafı epey oynadı. Kaşıkla oynamaları hele saatler sürdü. Karadeniz kızı olarak haliyle misket pek sevdiğim söylenemez, profesyonel oynadığım da. Pek anlamlı da gelmez ama kuzendir oynanmalıdır diye düşünerek hiç oturmadım. Normalde horon beklemiyordum tabi erkek tarafı saatlerce kaşıkla oynayınca böyle biter diye düşündüm. Kameraman mıydı çalıgıcı mıydı tam hatırlamıyorum o adam kınada babamla amcama hayran kalmış, gidip gelip söylüyor baktık hemen girdi bir kemençe havası. Hepimizde en az 10 cm topuk bir de uzun giymişiz topladık elbiseleri Allah ne verdiyse. Çal çal çal bitmiyor ayağımızın altında yeni bir ayak oluşmuş gibi hissetmeye başladık artık 20 dakika falan oldu çıktım ben, bizimkiler hala devam. Babet getirmeyi nasıl hiç birimiz akıl edemediysek, hayret edilesi. Yine bir alkış kıyamet tebrik, halk oyunu ekibinden misiniz dedi orada bir aile ne ekibi beyefendi böyle ekip mi olur kız tarafıyız biz dedim. Demek öyle sanıp alkışladılar, kıyamam. Ne tuhaf. Güler misin ağlar mısın? 


     Zaten kına günü ne kadar Yozgatlı teyze varsa öpmekten sarılmaktan sohbet etmekten mahvoldum, düğünden sonra iyice perte çıkmış gibi hissettim. Aman ne yorucuymuş bu işler, kuzenimde bu kadar yorulduysam ablamınkini hayal bile edemiyorum. 


     Düğün mevzusu öyle geçti gitti işte. Tamam dinlenirim artık gezerim diye düşündüm ki bayağı fena kapmışım grip virüsünü ilaç ıhlamur mıhlamur kar etmiyor resmen 1 haftadır grip virüsüyle kavgalıyız, bakalım ne zaman defolup gidecek. Bundan sonra sarılanı döveceğim artık. Geçen sene de böyle olmuştu, kendime çok iyi bakıyorum kim gripse gelip sarılıyor benim onca emek nakavt. Yazık günah be.


     Bir de 1 haftadır eski erkek arkadaşımı görüyorum rüyamda. Devamlı bir yerlere gidiyorum onunla fotoğraf çekiliyoruz her yere o fotoğrafları koyuyor ben kaçıyorum. Ne anlamı var bilmiyorum, 1 haftadır aynı rüya. Kolumdan tutup çeviriyor uyanıyorum. Peşine de keçi sakallı bir çocuk beni istemeye geliyor. Tabiri de yok. Rüyalarına aşırı inanan ve rüyaların bir şeyler anlattığını düşünen biri olarak kafama bunu taktım. Psikolojik olarak olumsuz etkilendim umarım sadece yorgunluktan görüyorumdur. Birini istemsiz düşünüyor ya da rüyanda görüyorsan seni düşünüyordur ya da o da seni görüyordur çıkarımına inanmıyorum. Başka bir sebebi olmalı, sanıyorum beyin ve beden yorgunluğu bilinçaltını etkiliyor. İnsanın en azından uyurken dinlenmesi gerekir, ben tam aksi uyuduğumda daha çok yoruluyorum. 


    Bir de şöyle bir durum var; sanırım yanlış dua ediyorum devamlı, başıma bela mı oluyor ne. Bundan 3 4 ay önce ben çok gezen biri istiyorum inşallah eşim çok gezmeyi seven biri olur dedim. Bir çocuk beğenmiş beni, arkadaşları aracılığıyla açıldı gibi bir şey oldu işte. Biraz inceledim çocuğu, o kadar çok geziyor ki ne zaman nerede olduğu belli değil. Kimle belli değil. Hemen dilimi ısırdım. Bana dediklerinde direk ilk bu özelliğini söylediler zaten düşünmeden istemiyorum dedim. Demek ki istediğim bu değilmiş. Peşine sosyal medya hesabı olmayan biri istiyorum dedim hatta whatsappı olmayan adamla direk evlenirim innnşallah dedim. Çok zaman geçmedi sosyal medya hesabı kullanmayan birine denk geldim. Kafamda bir değerlendirdim ki sosyal medya hesabı kullanmaması dışında neredeyse hiç bir şeyi bana uymuyor. Bu defa da neden kullanmıyor diye kafamda düşünüp durdum. Manyak mıyım neyim? İstediğim şeyler aslında istemediğim şeyler mi? Tüm özellikler tek bir insanda bulunamıyor da neden herkeste teker teker oluyor? Ya da ne istesem vaz mı geçmem gerekiyor, kendim için yanlış şeyler mi istiyorum? Çözemedim. 


      Bu arada Toefl'a girmeyi düşünüyorum ama listening sıfır. Kasımda olur sanıyorum atamalar o zamana kadar Toefl'ı da bir denesem en azından aklımda kalmamış olur diye düşünüyorum. Fakat hiç Toefl deneyimim yok, deneyimi olan varsa aşağı yorum bırakırsa çok sevinirim. En azından listening geliştirebileceğim kaynaklar biliyorsanız yazarsanız çok sevinirim. 


      3 gündür sağlam şekilde çalışmaya başladım. Dün hayatımda ilk kez 10 saat çalıştım peşine de sabah 7 de kalkıp çalışmaya koyuldum kahvaltı yapayım dedim iki parça bir şey atıp ağzıma yeniden çalışmaya koyuldum. Tabi midem sızdı, bünye de ders çalışmaya hele ki o kadar çalışmaya alışık değil, düzgün kahvaltı da yapmayınca bir anda başım dönmeye başladı. Bağırdım evdekiler de duymadı sandım sonrasını hatırlamıyorum. Bayılmışım. Korkunç bir baş dönmesi ve midemde ağrı hissettiğimi hatırlıyorum. Hep sorardım millete bayılmak nasıl bir şey rüya görüyor musunuz falan diye.

     Bir insan ortalama hayat boyu 2 kez bayılıyormuş bilimsel araştırmalar böyle diyor. Ben ilk kez yaşayınca korktum tabi. Yere düşünce kafamı yere çarpmışım, uyandığımda başımın arkası korkunç ağrıyordu. Kendimi baş ağrısı dışında kötü hissetmesem de millet panik oldu, kafa travması falan olmasın diye hastahanenin yolunu tutuk. Kafa filmi beyin filmi kalp ekg, parmak kan, kol kan tahlilleri derken kendimi bir anda check up yapılıyor gibi hissettim. Çok şükür bir şey çıkmadı, sadece tansiyonum düşmüş. Boşuna o kadar korkup titremişim. Yoğun baş ağrısı da tansiyonum oynadığı için olmuş, öyle dediler. Hala hafif bir baş ağrım var. Hastahanedeki doktorlar sorun olmadığını söylediler çok şükür, bir doktor arkadaşım tedbir için 24 saat uyumasam iyi olacağını tembihledi. Şükürler olsun tek mesele uyumamak olsun hiç sorun değil, bu gece ayaktayım :) Lütfen kendinize dikkat edin, insan kaybetmeden anlamıyor da sağlık insan hayatındaki en mühim şey.


     Aslında bugün yaşadığım korkunun temel nedeni sanırım stres temelliydi. Herkese olabilecek bir şey tansiyon düşmesi, bayılma falan. Çevremde bayılıp ayılttığım bir çok insan olmasına rağmen kendim yaşayınca ne kadar kötü bir şey olduğunu daha net gördüm. Bir de ailesinin insanı nasıl sevdiğini. Hep görüyorum tabi ki de, böyle zamanlarda insan onlardan güç alıyor. Keşke diye geçirdim içimden, hasta olduğum zamanlarda bir de yanımda sevdiğim adam olsaydı. İnsan sevince sanki her şey daha da kolaylaşıyor hayatta. Yanımda sevdiğim adam yoktu çünkü sevdiğim bir adam yoktu. Hala müstakbel sevdicek adayımı bulamamıştım. Belki de hakikaten piyasada aradığımız adam profili yoktu. Neyse dedim, olmasın. Zaten aşk insanın sağlığına olumlu değil olumsuz etkide bulunuyor. İnsan daha beter sağlığından oluyor, böyle daha iyi. Hemen silkelenip bu düşünceyi kafamdan attım. 


     Şu an bu yazıyı yazarken de Oğuzhan Koç'un yeni çıkardığı Bulutlara Esir Olduk dinliyorum. Şahane olmuş. Barış Uğur'un Sen Yeniden'i var bir de. Sıkılmamak için dinlemediğim, o kadar çok sevdiğim bir minnoş beste. Serçe dedikçe insanı bulutlar üstünde hissettiren. Henüz keşfetmediyseniz koşun. İkisini de dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Günün yorgunluğunu atar, huzur bulursunuz. En azından bir kaç dakikalığına kapayın gözlerinizi, nerede olmak istiyorsanız orada hissedin kendinizi. Sevgiler :)

3 yorum:

  1. Öncelikle geçmiş olsun hem bayılma için hemde grip için. Bende Konyalıyım ve Konya'da oturuyorum aynı grip beni de buldu 1 haftadır bende hastalıktan kırılıyorum cidden bu ara salgın var herkes hasta. Diğer özel durumunuza gelirsek eğer nasibiniz karşınıza daha çıkmamış öyle düşünün, vakti saati gelince olur. :))

    YanıtlaSil
  2. Sen rüya olayindan vazgecmeye bak �� Rüyalar seni kötü yapıyor bence, geçmiş olsun grip içinde ...

    YanıtlaSil

cpm fun 2