Son Yazılar

29 Kasım 2016 Salı

Uzak Durulması Gereken Tutarsız Erkek Tipleri



     Önce sizden hoşlandığını cümle aleme ilan edip, sonra hiç bir şey olmamış gibi davranan tip ; en kıl edici ve liste başı tip budur. Tabiri caizse bir deli bir akıllı denilenlerden. Bir gün can ciğer kuzu sarması olup diğer gün ezeli düşmanınız olabilir. Türk filmlerindeki bir seviyorum bir sevmiyorum diyen erkek modelleri baş kahramanlarıdır. Öyle bir noktaya getirirler ki karşılarındakini sanki kadın hoşlanıyormuş, onca adımı kadın atmış da kendisi yüz verip vermemeyi düşünüyormuş moduna sokarlar durumu. Sorsanız ne istediklerini kendileri de bilmezler.

     Size başka arkadaş çevresine basla konuşan tip ; en sık kullandıkları cümleler 'ben öyle demek istemedim, ben mi dedim, ne zaman dedim'dir. Söyledikleri her şeyi 5 dakika sonra unutma yahut inkar etme potansiyeline sahiptirler. Arkanızdan konuştuklarıyla yüzünüze konuştukları asla birbiriyle örtüşmez.

    Kendini hatırlatma ihtiyacı duyan tip; sizi sevmiyordur fakat sizin onu sevmemeniz düşüncesine tahammül edemez. Aklınızdan çıkması ya da hiç girememiş olmasını kendine yediremez. Sürekli olarak ortak arkadaşlarınızla haber yollar, mesaj atar, ben varım'cılık oynarlar. Geri dönüş yaparsanız pişman ederler, kesinlikle dönmeyin. Çünkü bu hareketlerinin sebebi yalnızca egodur, yüksek ego. Herkes beni sevsin, benim bekar olduğumu bilsin, tüm kızlar bekar kalsın, kendimi hatırlattıklarım da beni aklının bir köşesinde tutsunlar düşüncesi bünyelerini esir almıştır.

     Sosyal medyadan çıkmanızı isteyip kendisi aktif olan tip ; istediği resmi koymakta özgürdür, öylesine takılıyordur, yalnızca arkadaşları vardır hesabında gayet normaldir. Ama size gelince sosyal medya tü kaka'dır. Sizin de yalnızca arkadaşlarınız vardır ama ne gerektir, siz neden buna ihtiyaç duyasınızdır, zaten sosyal medyada paylaşım yapmak saçmadır. Bir dedikleri ötekini tutmaz çünkü mantığı yoktur, kendileri de bilir. Beyinlerinin derin katmanlarına inerseniz 'ben erkeğim o kadın' düşüncesini rahatlıkla bulabilirsiniz.

Kimim?



     İnsan bazen ben gerçekte kimim diye düşünüyor. Ailemin yanındaki, en yakın arkadaşımın yanındaki, okuldaki, sokaktaki, konserdeki, akraba yanındaki, komşu yanındaki ben miyim ben? Hepsi ne kadar da farklı bir ben? Tek bir karakter olup da insanlar tarafından farklı farklı tanınan biri nasıl olur ki insan?

     Ailenin yanında en çok kendinmiş gibi hissedersin fakat ailen dahi bir yerden sonra seni tanıyamaz gerçek manasıyla. Aşık olduğunda ne hissettiğini ne düşündüğüni ne zaman ağladığını bilirler mi? Yanlarında sokakta dans eder misin? Onları utandıracak bir hareket yapar mısın? Yapmazsın. Onların yanında dahi yüzde yüz kendin olamazsın yani. 

     Komşular ve akrabalar desen, onların yanında çoğunlukla olman gerektiği gibisindir zaten. Mutlaka içlerinde lafçı ya da kötü niyetliler olur. Pek çoğu seni hanımefendi bilirken bir kısmı da iflah olmaz bir çatlak olduğunu düşünebilir. 

     Arkadaşı çoktur insanın, dostu az. Arkadaşlarının yanında da mümkün olduğu kadar kendin gibi davranmaya çabalasan da bazen kendi çizginden ödün vermen gerekebilir. Her ortamda kalkıp dans edemezsin, avazın çıktığı kadar bağıramazsın, onu bunu eleştiremez her düşündüğünü ulu orta söyleyemezsin. Muhakkak içlerinde çekemeyen ya da yapacaklarını çok da anlamlı bulmayanlar olacaktır. En yakın dost, sırdaş, kardeş dediğin istisna tabi. O senin hislerini süzgeçsiz bilir. Ona anlatmaktan çekindiğin bir şey kolay kolay olmaz. Kafandan geçenleri bilir hatta, aynı yöne bakarken aynı şeyleri düşünür, bakışlarla anlaşır hale gelirsiniz bir müddet sonra. Ama o da bilmez birini sevince nasıl olduğunu. Nasıl baktığını, ne kadar acı duyduğunu, ne derece mutlu olabildiğini. Yüzde doksan diyelim hadi ona da.

      Sevdiğin, sevmeye layık gördüğün-göreceğin adam. İşte seni yüzde yüz tanıyan bir insan. Neye üzülür neye sevinirsin neye kıymet verir neye bozulursun arkadaşlarınla sorunların nelerdir hangi hediyelerden hoşlanırsın kime nasıl davranırsın, bunları sadece diğer yarın bilir. Tabi onu bulabildiysen. Her sevgili, her eş diğer yarısı değildir insanın çünkü..

21 Kasım 2016 Pazartesi

Size Bir Omurga Lazım



     Anlamlandıramadığım bir kız grubu var o da hayatına biri girince kendini tamamen kaybedenler. Biriyle çıkmaya başladığında, nişanlandığında ya da evlendiğinde kendisine ait hiç bir şey bırakmayıp tamamen karşıdaki insan olanlar. 

     Nasıl yani diyeceksiniz? Hayatına giren adamın takımını tutar hemen bu tipler, siyasi görüşleri değişir tamamen o insanın görüşünü savunmaya başlarlar. Onun sevdiği renkleri sever, sevmediklerini sevmezler. Sevdiği sanatçıları dinlemeye başlar, sevmediklerine söverler. Benim hayatta en dikkat ettiğim şeydir istikrar ve kendin olabilmek. Sen olabilmek. Böyle kızlar görünce gerçekten o kadar üzülüyorum ki onlar adına anlatamam. 'Ya sen kimsin, nesin, ne olmak istiyorsun, şimdiye kadar mı yalandın şimdiden sonra mı yalansın?' demek istiyorum. Karakterin mi oturmamışlığı, özentilik mi, öyle yapınca daha mı çok değer göreceklerini sanıyorlar bilemiyorum. Bence insan omurgalı olmalı. Bir duruşu, kendine ait düşünceli, bir yaşam şekli olmalı. Başkasıymış gibi davranmayı bırakmalı çünkü bu çok iğrenç.

     Bizim yurtta bir kız vardı her hafta bir sevgili değiştirirdi ve hepsinin takımlarını tek tek tuttu. Kiminle çıkarsa ona göre şekil aldı. Bana göre o insan hayattaki en karaktersiz tip, omurgasız. -Mış gibi davranarak karşısındaki insanları aldattığını sanan bir asalak. Kaşısındakileri mutlu etmek için yaptığını sanmıyorum ya ben tamamen naptığını bilmemekten kaynaklı bir durum bu. Erkekler de bu durumdan bir mutlu oluyor anlatamam, ulan kız 20 sene delirmiş gibi tuttuğu takımdan vaz geçiyor nasıl güveniyorsun 2 gün sonra senden vazgeçer. Bunu nasıl düşünmüyorlar aklım almıyor. Ben olsam benim için kendini tamamen değiştiren birini sevmeyi bırak ondan nefret ederdim, sen onu öyle sevmişsin kendisine dair hiç bir şey kalmayıp tamamen sen olduğunda kendinle çıkıyormuş gibi olacaksın. Üstelik her şeyden kolayca vazgeçen bir insanın senden de kolay vazgeçeceği gerçeğiyle sızlana sızlana sessizce sonu bekleyeceksin. Bu çok anlamsız, çok.

     Benim de sevdiğim bir insan oldu. Hiç bir zaman takımını tutmadım, onun gibi bir inanç sistemim de düşünce sistemim de olmadı. İnsanlar farklılıklarıyla güzeldir, ben oydum ve öyle sevilmeliydim. Farklı olmak beni kötü kılmazdı, yalnızca farklı kılardı o kadar.  Umarım hiç bir zaman birileriymiş gibi davranmaz hep kendim olarak kalırım. Büyük konuşmak da istemiyorum ama en nefret ettiğim davranış şekli bu. Kimse onlara baskı da yapmıyor, bu kadar yanar döner olmayı nasıl başarıyorlar ben anlamıyorum. Sanırım hiç bir zaman da anlayamayacağım. 

     Sevgili kızlar, canım hemcinslerim; lütfen ama lütfen kendinize bunu yapmayın, insanların arkanızdan 'bukalemun' demelerini sağlamayın neyseniz o olun, Sizi olduğunuz gibi sevsinler. İnanın öyle yapınca daha kıymetli olmuyorsunuz sadece karşınızdakinin sizi her geçen gün başkalaştırmasına kapı açmış oluyorsunuz. Eğer böyle bir alışkanlığınız varsa lütfen bunu hemen şimdi bırakın çünkü çok çirkin. Çok anlamsız. Mevzu takım ya da görüş meselesi değil her konuda kendiniz olun kimseye kendinizi beğendirmek için şekil değiştirmek zorunda değilsiniz, lütfen.

16 Kasım 2016 Çarşamba

Mutlu Olmanın Yolu



     Eğer ailen hayattaysa ya da seninleyse bugün onları daha çok sevmeye ve onlarla daha çok vakit geçirmeye başla. Çünkü hayatta hiç kimse -seni en çok seviyor sandıkların bile- ailenden çok sevmeyecek. Onlara sarıl, sevdiğini söyle, annene çiçek ya da babana güzel bir hediye al. Onlar için çabala, en az onların senin için çabaladıkları kadar.. Haklarını ödeyemezsin bu kesin ama en azından başında bekledikleri ve sana destek oldukları her an için onları mutlu edebilir, kendilerini değerli hissettirebilirsin.

     Mutlaka dost edin. Hemcinsin en yakın arkadaşın olsun. Öyle bir dost seç ki kendine, seni senden iyi tanısın, dünyadaki herkesten daha çok güvenebileceğin biri olsun. Sana karşı hiç bir kötü niyet ve ksıkançlık duygusu beslemesin. Sır tutmayı bilsin, senin arkadaşın değil ailen olsun. Her zorluğunda sana destek, kafan karışıkken akıl hocan olsun. Sana zarar vermesin, kötü alışkanlıklar edinmene değil olgun ve sağlam karakterde biri olmanı sağlasın. Dost senden bir şeyler götüren değil saima sana bir şeyler katandır, unutma. 


     Ve bir kaç tane de karşı cinsinden dostlar edin. Bu seni özgüvenli kılar. Ne olursa olsun onları dost olarak gör ve yan gözle bakmayı aklından dahi geçirme. O dostların senin gelecekteki teminatın olacaklar. Karşı cinsle ilişkilerinde ve bocaladığın yerlerde daima sana destek olacaklar. Empati duygusu kazanmanı sağlayacaklar. Üç beş abazanın kadından dost olmaz ya da erkekten dost olmaz safsatalarını takma. Kişi kendinden bilir işi misali onlar kendi zayıf karakterlerine kılıf uyduruyorlar, takma. Dostun cinsiyeti olmaz, bunu da unutma.

     Mutlaka güzel vakit geçirmeni sağlayacak bir hobi edin. Ebru, çini, heykel gibi dallarla ilgilenebilirsin. Kurslara gidebilir, yeteneklerini bir üst seviyeye çıkarabilirsin. Resmin çok kötü olabilir boş ver, pahalı boyalara ya da tuvale de ihtiyacın yok hayal gücünü ortaya çıkarmak için. Bir kurşun kalem ve A4 kağıdı yeter. Başla çizmeye, çizgiler insana daima huzur verir. İçinden dökülenler seni rahatlatır. Hem çize çize de gelişir insan, ilk başta Cin Ali çizdiğin kağıtlar bir bakarsın Ressam Bob eseri oluşlar. :) Sesin de kötü olabilir, boşver. Bu şarkı söylemene mani değil. Olmamalı. Üzgünken kendi kendine mırıldanmaz mısın hiç arabesk bir şeyler, mutlu olduğunda da yap bunu işte. Hatta mutlu olman için aracı kıl. Aç güzel bir müzik bağıra bağıra söyle, tempoya ayak uydur, çekinme. Kim duyarsa duysun mühim değil, mühim olan senin o anki duygularına birilerinin melodilerle tercüman olmuş olması. Habire dokunaklı şeyler dinleyip ağlıyorsan bu olayı bırak. Dünyanın en faydasız işi, seni daima geriye götürür bu eylem. Aç bir Ajdar ya da Serdar Ortaç, iki dakika dinle bak bir şeyin kalıyor mu?

     Mutlaka dans et. Danssız bir hayat düşünemiyorum ben. İnsanın su gibi yemek yemek gibi ihtiyacı dans. Ruhunu doyurması için şart. Eğer şimdiye dek dansa hiç ilgi duymadıysan ya da en azından denemeye çalışmadıysan çok büyük yanlış yapmışsın demek ki. Dans et derken kimse sana git Tango yap demiyor. Hah Tango, Vals, Çaça kurslarına gidersen yeme de yanında yat olur tabi ama şimdi onun için de sevgili falan bulman gerekir boş ver. Bu yazının konusu kimseye ihtiyacın olmadan mutlu olmak. O yüzden ikinci şahısları katmayalım. Sen aç müziğini başla yerinde sallanmaya, zamanla kulağın müziğe iyice alıştıkça ritme kaptırırsın kendini, bir bakmışsın içinden Tan Sağtürk çıkmış. Olmaz deme neler oluyor dünyada, olur. :)

     Kararlarını kendin ver. Hangi okula gitmek istediğine, hangi mesleği seçeceğine, kimi sevmek istediğine kendin karar ver. Büyüklerinin tavsiyelerini dinle, arkadaşlarının uyarılarını da. Dinleyeceksin biliyorum ama mutlaka kendi kafandakini yapacaksın yine. Yap. Aynen öyle yap. Kafanın dikine git ve kendi hatanın bedelini kendin öde. Kimse sana bir şey yaptırmış olmasın. Eğer hayat boyu birini suçlayacak bir şey yapacaksan en azından suçlayacağın kişi kendin olmalısın. Yanlış yapmadan doğruyu bulamazsın zaten, her yanlış seni doğruya daha da yakınlaştırır. Üzülmeden mutlu olamaz, olgunlaşamazsın. 25 - 30 yaşlarına geldiğinde seni o günki sen yapanın 17'nden sonra yaptığın hatalar ve tanıdığın insanlar olduğunu göreceksin. Hata yapmaktan, olgunlaşmaktan, sevmekten, sevilmekten ve mutsuz olabilme ihtimalinden korkma. Çok düşünerek yaşayamazsın, geride keşke yapmasaydım değil de acaba öyle yapsam nasıl olurdu'lar bırakma. Çünkü o sorunun cevabı yok, yaşamak istediğin anın da geri dönüşü yok. 

Suyunu çıkarmadığın sürece hediyeleşmek de güzel şey. En yakın dostlarınla hediyeleş. Hediye dediğin ille pahalı ya da göz alıcı şeyler olmak zorunda değil. En sevdiği gofreti almak, beğendiğin bir parçayı hediye etmek, sevdiği konsere bilet almak, sevdiği yazarın bir kitabını almak ya da bir kutu tatlıyla evine gitmek de pekala dostuna verebileceğin en şahane hediye. Ya da maddi bir şey alamam ben diyorsan bunları da boş ver. Bugün mesaj at; 'iyi ki varsın' de. Ona değer verdiğini ve yaptıklarını farkında olduğunu bilsin. Yanında olmak için daha çok sebebi olsun.

Seni üzen insanlara bela okumayı bırak. Herkes hak ettiğini yaşar hayatta. İnan bana Allah'ın adaletinin şaştığını hiç görmedim ben. İnsanlar yaptıklarını bırak yaptıklarının 10 katını yaşıyorlar genelde. Bir tek damla gözyaşı, arşa ulaşmış tek bir dua dahi yerini bulmadan geri dönmez. Her gözyaşının bir bedeli var, herkes döktürdüğü göz yaşının bedelini öder, bu konuda tereddüt etme. Bunun bilincinde yaşa ki, kimseyi kıran, inciten, ağlatan biri olma. Eğer sıranın sana geleceği bilincinde olursan zaten kötü biri olamazsın. İnsanların keşke'si olma, iyi ki'si ol.

Şükret, sahip olduğun her şeye şükret. Elindeki kaleme, tıkır tıkır işleyen bedenine, tanıştığın için mutlu olan insanlara, hayalini kurup başardığın işlere.. Aklına gelebilecek her şeye.. Teşekkür insanı mutlu kılar, geliştirir, daha iyilerini yapabilme inancı verir.

Allah'a bırak. Bazen olmaz. Elinden gelen her şeyin en iyisini yaparsın ama olmaz. İstediğin şey olmaz.  Eğer durum böyleyse bil ki olmaması gerektiği için olmuyordur, ibreni çevir. Senin için mutlaka daha iyi seçenekler vardır.

Kendine vakit ayır. Ne kadar yoğun olursan ol bir günde en azından 1 saati kendine ayır. Erkeksen pes at, kankalarınla takıl, halı sahaya git, farklı bir hobi edin; kadınsan bakım yap, gez, alışveriş yap. En sevdiğin filmi izle, en sevdiğin kitabı oku, şarkıyı dinle, en sevmediğin kızı çekiştir. Ne bileyim senin en'in neyse onu yap. Koskoca 24 saatin var. Hızlı geçiyor gibi gözüküyor olabilir, zamanı kendine harcamadığın için öyle geliyordur. Kendine harcamaya başla, gör bakalım nasıl dolu dolu ve keyifli geçiyor o dakikalar.

Görmezden gelme. Apartmanın önündeki darp edilmiş kediye, şiddetin her türlüsüne, aç kalan çocuklara, borçlu komşuna, yardıma muhtaç akrabana, yalınayak yırtık pırtık önlüğüyle ordan oraya savrulan çocuklara, haksızlığa uğrayan iş arkadaşına, iftira mağduru olan komşuna, herkesin düzenini bozan ağzı bozuk yaşlılara, çocukların topunu kesen kötü adamlara sessiz kalma. Sessiz kaldığın her şey toplumsal bir sorun olarak ileride karşına çıkacak. Çığ gibi büyüyen sorunlar toplumda derin yaralar açacak. Sen etkilenmesen de çocukların, sevdiklerin, tanıdıkların etkilenecek.

Sığ düşünceli olma. İnsanlar istedikleri dini, görüşü, geleneği seçmekte özgürdürler, herkesin kendi doğruları vardır. Yaşam şekillerine göre yargılama insanları. Bilemezsin ki belki de doğru olan onlardır da yanlış olan sensindir. Salt doğruyu bilmen, en mükemmel olan olman imkansız. Herkes senin gibi değiştirmeye çalışsa birbirini, nasıl kaos olur düşünsene.

Şiir oku. Şiir sevmiyorum cümlesine inanmıyorum ben. Şiir sevmeyen insan kendisini anlatan şiirle karşılaşmamıştır henüz. En sevdiğin şairi bulana dek şiir okumayı sürdür. Ne kadar sevdiğini göreceksin. Şiir insanı büyütür, ufkunu genişletir, sakinleştirir, ehlileştirir, merhametini ve sevme gücünü arttırır. 

Ve mutlaka yaz. Mutluluklar nasıl paylaştıkça çoğalırsa hüzünler de öyle, paylaştıkça azalır. Neye kızdıysan, kırıldıysan yaz. Kimse okumasın istersen yırt, at ama yaz. İçindeki zehir, öfke dökülsün kağıda. Sakinleş. Birine anlatırsan başkasına anlatabilir ya da öfke anında esip gürlersen pişman olursun. Bunun yerine yazarsan hiç bir şey kaybetmezsin. Kağıt en iyi sırdaştır, seni dinler ve paylaştıkların daima seninle onun arasında kalır. :) 

12 Kasım 2016 Cumartesi

Böyle Yazmayacaktım Ya Ben, Neyse..



    'Yürü Ayşenur şu taraftan gidelim çünkü orada mutlu insanlar var..

     Bu tam olarak bugünkü psikolojimi özetleyen cümleydi. Her yer vıcık vıcık mutluluk, dolu dolu aşk kokuyordu. Beresini takınca ahtapota benzeyip, fok balığı gibi ağzını gere gere konuşan o kıza sevgilisinin 'bere takınca sana bir kez daha aşık oldum'u zerre rahatsız etmedi beni. Hı hıı etmedi. Bugün saçını kuleden uzatıp kurtarılmayı bekleyen o zavallı kızdan hallice bir psikolojide olmamla hiç alakası yok tabi. Ya görmüyor musun kızın IQ'su 10 bile değil gel yavrum sen şu tarafa sana bizim kızlardan birini yapalım diyesim geldiyse de içime attım. Bizim kızlar da pırlanta gibi 10 numara 5 yıldız kızlar, hepsi de bekarlar hani. Ne bileyim ille birileri iltifat duyacak ya da mutlu olacaksa onlar olsun bari dedim. Fena mı?

     Aşk güzel şey aşık çiftleri görüp onlar adına mutlu olmak da güzel şey. Ama dedim ya ben güne kötü başladım sanırım ondan mutlu olan herkes bana bir batıverdi gün boyu. Bir defa Gratis'te yüzde 50 indirim vardı diye gittim dünyayı aldım, kasaya gelince daha uçuk bir fiyatla karşılaştım. Her üründe %50 olan indirim, fişe bakınca nedense yok, her üründe 2 3 lira indirim olmuş. Kasadan dönmek diye bir şey yok tabi lügatımda, gelmişken o ürünler alınır. Gururuma yediremem, aldım ama tüm servetimi döktüm anacım, bundan gayri mutsuzluk sebebi mi olur? Hayır üçün beşin hesabını yapmam sevmem de. Para harcanmak içindir ama insanları kandırmak hoş değil, hadi ben var da veriyorum arkam öğrenci doluydu o insanlar saatlerce sıra beklediler ya merhamet. Önümdeki kızlar aldıklarının yarısını kasada bıraktılar. Mahcubiyete bak. Karaladım Gratis'in üstünü böyle oklava kalınlığında simsiyah bir çizgiyle, bundan sonra varsa yoksa Watsons.

     1 ay sonra da yeni yaşıma giriyorum ve bu ne demek biliyor musunuz? Resmen fazlasıyla büyüdüm ve sabit kalmıyorum. Bu çok korkunç. Ben mümkünse buralarda sabit kalmak her yıl tekrar tekrar bu yaşa girmek istiyorum. Çünkü buradan sonrası anlayamadığım bir hızda ilerliyor. Zaten yakışıklı çocuklar da bizden küçük oluyor hep. E sevgili yapsak kendimizden büyük yapmamız gerekecek. Ne zaman evleniyorsun baskısı da eklenince bunlara...Eyvaaaah amanlar amanlar daha şimdiden çıktı mı suyu bu işin. Mahalle baskısını ilik ilik hissettim her hücremde. 

     Bir de saçma bir şey söyleyeceğim; bundan sonra dışarı çıkarken bana sorun. Hava durumuna falan bakmayın olur mu? Ben lahana gibi giyindiğim gün yaz geri gelir, etek giysem fırtına çıkar, ince giysem kar yağar çünkü. Hava benim dışarıdaki konumumun zıt haline göre şekil almakta. Bu zamana dek hava durumuna göre giyinen ben anladım ki meğer ben ona uymamalıymışım o bana uyuyormuş zaten. O yüzden; ben zaten bu konuda iflah olmaz bir kurbanım, iyisi mi siz kurban olmayın. Ben çıkayım size aktarayım ona göre güzel güzel giyinin. Mont giydim bugün 10 erkekten 15'i şortluydu öyle anlatayım havayı ve sefaletimi.

     Aslında bu bir nefret kusma yazısı olacaktı ama nasıl oldu bilmiyorum sakin sakin yazdım yine. Yorgunluktan çemkirecek halim kalmamış. Eve gelip Tv karşısında ayaklarını havaya diken kırmızı gözlüklü yaşlı emekli öğretmen modundayım. Yarın sabaha sağlam bir psikolojiyle uyanmak istiyorum. Zira en sevdiğim uğruna şarkılar yazdığım gün Cumartesi'yi ziyan etmiş bulunmaktayım, ötekine çok var, hüzünlüyüm..

9 Kasım 2016 Çarşamba

Gibi




     Değişmeyen şeyler vardır hayatta:

 Kaç yıl geçerse geçsin Hercai dinlediğimizde 90'lara özlem duyacak olmamız, 

daima çocukluğumuzu özleyecek olmamız,  

bizi ailemizden daha çok kimsenin sevemeyeceği, 

takmıyormuş gibi gözüktüğümüz anlarda daha çok gülmemiz gerektiği, 

hiç bir zaman keyif süremeyecek daima çalışmak zorunda kalacağımız gerçeği, 

pek çok isteğimizin yalnızca hayallerde kalacağı, 

her gün başka palto giyen insanların varlığına inat her köşe başında çıplak ayaklarıyla yaşam savaşı veren çocukların hep var olacağı ve kimsenin bir şey yapmadan önlerinden öylece geçip gidecekleri, 

yarın günün aynı güzellikte doğup aynı hüzünde batacağı... gibi

cpm fun 2