Son Yazılar

16 Kasım 2016 Çarşamba

Mutlu Olmanın Yolu



     Eğer ailen hayattaysa ya da seninleyse bugün onları daha çok sevmeye ve onlarla daha çok vakit geçirmeye başla. Çünkü hayatta hiç kimse -seni en çok seviyor sandıkların bile- ailenden çok sevmeyecek. Onlara sarıl, sevdiğini söyle, annene çiçek ya da babana güzel bir hediye al. Onlar için çabala, en az onların senin için çabaladıkları kadar.. Haklarını ödeyemezsin bu kesin ama en azından başında bekledikleri ve sana destek oldukları her an için onları mutlu edebilir, kendilerini değerli hissettirebilirsin.

     Mutlaka dost edin. Hemcinsin en yakın arkadaşın olsun. Öyle bir dost seç ki kendine, seni senden iyi tanısın, dünyadaki herkesten daha çok güvenebileceğin biri olsun. Sana karşı hiç bir kötü niyet ve ksıkançlık duygusu beslemesin. Sır tutmayı bilsin, senin arkadaşın değil ailen olsun. Her zorluğunda sana destek, kafan karışıkken akıl hocan olsun. Sana zarar vermesin, kötü alışkanlıklar edinmene değil olgun ve sağlam karakterde biri olmanı sağlasın. Dost senden bir şeyler götüren değil saima sana bir şeyler katandır, unutma. 


     Ve bir kaç tane de karşı cinsinden dostlar edin. Bu seni özgüvenli kılar. Ne olursa olsun onları dost olarak gör ve yan gözle bakmayı aklından dahi geçirme. O dostların senin gelecekteki teminatın olacaklar. Karşı cinsle ilişkilerinde ve bocaladığın yerlerde daima sana destek olacaklar. Empati duygusu kazanmanı sağlayacaklar. Üç beş abazanın kadından dost olmaz ya da erkekten dost olmaz safsatalarını takma. Kişi kendinden bilir işi misali onlar kendi zayıf karakterlerine kılıf uyduruyorlar, takma. Dostun cinsiyeti olmaz, bunu da unutma.

     Mutlaka güzel vakit geçirmeni sağlayacak bir hobi edin. Ebru, çini, heykel gibi dallarla ilgilenebilirsin. Kurslara gidebilir, yeteneklerini bir üst seviyeye çıkarabilirsin. Resmin çok kötü olabilir boş ver, pahalı boyalara ya da tuvale de ihtiyacın yok hayal gücünü ortaya çıkarmak için. Bir kurşun kalem ve A4 kağıdı yeter. Başla çizmeye, çizgiler insana daima huzur verir. İçinden dökülenler seni rahatlatır. Hem çize çize de gelişir insan, ilk başta Cin Ali çizdiğin kağıtlar bir bakarsın Ressam Bob eseri oluşlar. :) Sesin de kötü olabilir, boşver. Bu şarkı söylemene mani değil. Olmamalı. Üzgünken kendi kendine mırıldanmaz mısın hiç arabesk bir şeyler, mutlu olduğunda da yap bunu işte. Hatta mutlu olman için aracı kıl. Aç güzel bir müzik bağıra bağıra söyle, tempoya ayak uydur, çekinme. Kim duyarsa duysun mühim değil, mühim olan senin o anki duygularına birilerinin melodilerle tercüman olmuş olması. Habire dokunaklı şeyler dinleyip ağlıyorsan bu olayı bırak. Dünyanın en faydasız işi, seni daima geriye götürür bu eylem. Aç bir Ajdar ya da Serdar Ortaç, iki dakika dinle bak bir şeyin kalıyor mu?

     Mutlaka dans et. Danssız bir hayat düşünemiyorum ben. İnsanın su gibi yemek yemek gibi ihtiyacı dans. Ruhunu doyurması için şart. Eğer şimdiye dek dansa hiç ilgi duymadıysan ya da en azından denemeye çalışmadıysan çok büyük yanlış yapmışsın demek ki. Dans et derken kimse sana git Tango yap demiyor. Hah Tango, Vals, Çaça kurslarına gidersen yeme de yanında yat olur tabi ama şimdi onun için de sevgili falan bulman gerekir boş ver. Bu yazının konusu kimseye ihtiyacın olmadan mutlu olmak. O yüzden ikinci şahısları katmayalım. Sen aç müziğini başla yerinde sallanmaya, zamanla kulağın müziğe iyice alıştıkça ritme kaptırırsın kendini, bir bakmışsın içinden Tan Sağtürk çıkmış. Olmaz deme neler oluyor dünyada, olur. :)

     Kararlarını kendin ver. Hangi okula gitmek istediğine, hangi mesleği seçeceğine, kimi sevmek istediğine kendin karar ver. Büyüklerinin tavsiyelerini dinle, arkadaşlarının uyarılarını da. Dinleyeceksin biliyorum ama mutlaka kendi kafandakini yapacaksın yine. Yap. Aynen öyle yap. Kafanın dikine git ve kendi hatanın bedelini kendin öde. Kimse sana bir şey yaptırmış olmasın. Eğer hayat boyu birini suçlayacak bir şey yapacaksan en azından suçlayacağın kişi kendin olmalısın. Yanlış yapmadan doğruyu bulamazsın zaten, her yanlış seni doğruya daha da yakınlaştırır. Üzülmeden mutlu olamaz, olgunlaşamazsın. 25 - 30 yaşlarına geldiğinde seni o günki sen yapanın 17'nden sonra yaptığın hatalar ve tanıdığın insanlar olduğunu göreceksin. Hata yapmaktan, olgunlaşmaktan, sevmekten, sevilmekten ve mutsuz olabilme ihtimalinden korkma. Çok düşünerek yaşayamazsın, geride keşke yapmasaydım değil de acaba öyle yapsam nasıl olurdu'lar bırakma. Çünkü o sorunun cevabı yok, yaşamak istediğin anın da geri dönüşü yok. 

Suyunu çıkarmadığın sürece hediyeleşmek de güzel şey. En yakın dostlarınla hediyeleş. Hediye dediğin ille pahalı ya da göz alıcı şeyler olmak zorunda değil. En sevdiği gofreti almak, beğendiğin bir parçayı hediye etmek, sevdiği konsere bilet almak, sevdiği yazarın bir kitabını almak ya da bir kutu tatlıyla evine gitmek de pekala dostuna verebileceğin en şahane hediye. Ya da maddi bir şey alamam ben diyorsan bunları da boş ver. Bugün mesaj at; 'iyi ki varsın' de. Ona değer verdiğini ve yaptıklarını farkında olduğunu bilsin. Yanında olmak için daha çok sebebi olsun.

Seni üzen insanlara bela okumayı bırak. Herkes hak ettiğini yaşar hayatta. İnan bana Allah'ın adaletinin şaştığını hiç görmedim ben. İnsanlar yaptıklarını bırak yaptıklarının 10 katını yaşıyorlar genelde. Bir tek damla gözyaşı, arşa ulaşmış tek bir dua dahi yerini bulmadan geri dönmez. Her gözyaşının bir bedeli var, herkes döktürdüğü göz yaşının bedelini öder, bu konuda tereddüt etme. Bunun bilincinde yaşa ki, kimseyi kıran, inciten, ağlatan biri olma. Eğer sıranın sana geleceği bilincinde olursan zaten kötü biri olamazsın. İnsanların keşke'si olma, iyi ki'si ol.

Şükret, sahip olduğun her şeye şükret. Elindeki kaleme, tıkır tıkır işleyen bedenine, tanıştığın için mutlu olan insanlara, hayalini kurup başardığın işlere.. Aklına gelebilecek her şeye.. Teşekkür insanı mutlu kılar, geliştirir, daha iyilerini yapabilme inancı verir.

Allah'a bırak. Bazen olmaz. Elinden gelen her şeyin en iyisini yaparsın ama olmaz. İstediğin şey olmaz.  Eğer durum böyleyse bil ki olmaması gerektiği için olmuyordur, ibreni çevir. Senin için mutlaka daha iyi seçenekler vardır.

Kendine vakit ayır. Ne kadar yoğun olursan ol bir günde en azından 1 saati kendine ayır. Erkeksen pes at, kankalarınla takıl, halı sahaya git, farklı bir hobi edin; kadınsan bakım yap, gez, alışveriş yap. En sevdiğin filmi izle, en sevdiğin kitabı oku, şarkıyı dinle, en sevmediğin kızı çekiştir. Ne bileyim senin en'in neyse onu yap. Koskoca 24 saatin var. Hızlı geçiyor gibi gözüküyor olabilir, zamanı kendine harcamadığın için öyle geliyordur. Kendine harcamaya başla, gör bakalım nasıl dolu dolu ve keyifli geçiyor o dakikalar.

Görmezden gelme. Apartmanın önündeki darp edilmiş kediye, şiddetin her türlüsüne, aç kalan çocuklara, borçlu komşuna, yardıma muhtaç akrabana, yalınayak yırtık pırtık önlüğüyle ordan oraya savrulan çocuklara, haksızlığa uğrayan iş arkadaşına, iftira mağduru olan komşuna, herkesin düzenini bozan ağzı bozuk yaşlılara, çocukların topunu kesen kötü adamlara sessiz kalma. Sessiz kaldığın her şey toplumsal bir sorun olarak ileride karşına çıkacak. Çığ gibi büyüyen sorunlar toplumda derin yaralar açacak. Sen etkilenmesen de çocukların, sevdiklerin, tanıdıkların etkilenecek.

Sığ düşünceli olma. İnsanlar istedikleri dini, görüşü, geleneği seçmekte özgürdürler, herkesin kendi doğruları vardır. Yaşam şekillerine göre yargılama insanları. Bilemezsin ki belki de doğru olan onlardır da yanlış olan sensindir. Salt doğruyu bilmen, en mükemmel olan olman imkansız. Herkes senin gibi değiştirmeye çalışsa birbirini, nasıl kaos olur düşünsene.

Şiir oku. Şiir sevmiyorum cümlesine inanmıyorum ben. Şiir sevmeyen insan kendisini anlatan şiirle karşılaşmamıştır henüz. En sevdiğin şairi bulana dek şiir okumayı sürdür. Ne kadar sevdiğini göreceksin. Şiir insanı büyütür, ufkunu genişletir, sakinleştirir, ehlileştirir, merhametini ve sevme gücünü arttırır. 

Ve mutlaka yaz. Mutluluklar nasıl paylaştıkça çoğalırsa hüzünler de öyle, paylaştıkça azalır. Neye kızdıysan, kırıldıysan yaz. Kimse okumasın istersen yırt, at ama yaz. İçindeki zehir, öfke dökülsün kağıda. Sakinleş. Birine anlatırsan başkasına anlatabilir ya da öfke anında esip gürlersen pişman olursun. Bunun yerine yazarsan hiç bir şey kaybetmezsin. Kağıt en iyi sırdaştır, seni dinler ve paylaştıkların daima seninle onun arasında kalır. :) 

2 yorum:

  1. Hay kalemine sağlık... Güzel manifesto.. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. İnsanlık manifestosu olmuş resmen. Bravo valla. Dönüp dönüp okumalı. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil

cpm fun 2