Son Yazılar

13 Mart 2017 Pazartesi

Planlar Planlar

     
     Selaaam epeydir yazmıyorum biliyorum hep düğün telaşesinden. İş güç kurs programlar ders derken aldı başını gitti meşguliyetlerim. Bir sürü yazım yığıldı fakat ben önce içimden gelenleri yazmak istedim.

     Evimi barkımı dağıttım geldim. Evet doğru duydunuz malum Ankara'da ablamla yaşıyordum o da 15 Nisan'da evleniyor. (Göksu'da beklerim :)) O evlendikten sonra ya o evde yaşayacaktım ya da kendime yeni bir yol çizecektim. Ben de yeni bir yolu seçtim.

     Ankara'yı sevmediğimi her fırsatta söylerim. İnsanların biri ölse dönüp bakmadığı, yaşlıların bile birbirini itip kaktığı, göçten ötürü aşırı yozlaşmış, aşkları bile yalan olan bir şehir bana göre. Günübirlik ya da haftalık yaşıyorlar aşklarını, bedenleri öylesine kıymetsiz ki. Ruhları da. Hepsi kendi ağızlarıyla söylüyorlar mutlu olmadıklarını. Olamazlar tabi o kadar sahteler ki. Yanınızdan geçen çiftlerin yüzlerine baktığınızda bile anlıyorsunuz birbirlerine aşık olmadıklarını. Kol kola yürüyen sözde kankaların birbirlerine attıkları sinsi bakışları da. Ankara'yı hiç sevemedim ben ya. İnsanlarını sevemedim havasını trafiğini insanlığını kaybetmiş insanları hiç sevemedim. Gerçi Ankara'da Ankaralı tanımadım ben hiç. Hepsi Yozgatlı, Çorumlu, Çankırılı. Belki onların kendi kültürlerini taşımalarından olmuştur böyle, bilemiyorum. Sebep her neyse insanları yargılamadan yapamıyorum orada. Para bozmayan marketler, müşteriler çöpe attıkları kartonaları bile almasınlar diye gizleyen dükkan sahipleri, sokak ortasında küfürleşen kadınlar, banka kuyruklarında ve her otobüste kavga çıkaran çirkef insanlar. Medeniyetin olduğunun söylendiği fakay Güneydoğuda daha çok medeniyet gördüğümü söyleyebileceğim bir il olarak kazındı hafızama. Yardımlaşma, merhamet, komşuluk, sevgi, uzlaşma insana dair olması gereken ne varsa göremedim ben orada. Senelerce de kaldım bu yargıya varmamı yadırgamazsınız sanıyorum.

     Mesleğim gereği Ankara'da kalmak zorundaydım kadrom açılmıyordu. Hala açılmadı bir dahaki dönem açılacak inşallah bekleyişim son bulacak. Ama benim oraya dönesim yok beni o şehre bağlayan hiç bir şey yok. Bekledim sabrettim dedim ki belki aşık olurum o şehirde bana o şehri sevdirir ama yok olmadı aşık da olamadım. Benim doğru adam Ankara'da değil demek ki. Ha meslek diyeceksiniz evet ama dönesim yok işte. Bir kaç gündür kendime şehir araştırıyorum yeni bir şehirde yepyeni bir hayata başlama planım var. Yeni bir aşk yeni bir ortam istiyorum. 

     Geçen dönem Antalya'da mesleğimi yapabileceğim bir teklif almıştım fakat gözüm korkmuştu. Bir yakınım da taşındı geri döndü Antalya'da siyasetin çok olduğunu bezdiğini söyledi. Ben zaten 4 senede yeterince bezmişim şimdi başka yerde aynı sorun olsun istemedim. Huzur arıyorum ben huzur. Kafamdaki tek plan Amasra'ya taşınmak fakat işimi orada nasıl yaparım bilmiyorum. Ha bugün Ankara'ya dönmem gereken bir fırsat çıkar kalkar gider yerleşirim yeniden ama Allah biliyor ya istemiyorum. Ne zaman Ankara'ya gitsem işlerim ters gitmeye başlıyor burnum kanıyor kabuslar görüyorum git burdan diyor içimdeki ses falcılar da öyle diyor senin bu şehirde olmanı engelleyen şeyler var hatta biri var diyorlar. Gerçi onlara da inanmıyorum artık. Fala tövbe edeli çok oldu. Ben bu derece Allah'ı severken onun sevmediği bir şeyi yapmak istemiyorum. O'nun beni sevmesi, benimle olması her şeyden daha mühim benim için.

     Yakın zamanda üniversiteden tanıdığım ama çok samimi olmadığım bir arkadaşım açıldı bana. Beni tanıdığını flörte gerek duymadığını evlenmek istediğini bu konuyla ilgili bu ay gelmek istediğini söylemişti. Hissetmedim. Şahane bir adam evet dindar yakışıklı kibar kadın-erkek eşitliğine dibine kadar inanan romantik duygusal bir adam.Tam bir ev babası. O adamın teklifini kafamda değerlendirirken fark ettim ki ben bunu istemiyorum. Ben dünyayı dolaşabileceğim gezebileceğim eğlenebileceğim dilediğimce dans edip koşabileceğim bir adam istiyorum. Üstelik size pek mantıklı gelmeyecek ama bir sebebim de vardı. Evlat edinme fikrine çok uzak olduğunu asla böyle bir şey düşünmediğini öğrenmem. Bunu sormadım tabi öğrendim. Çocuk sahibi herkes olabilir fakat kaç kişi evlat edinebilir ki? Bu benim için çok önemli Hiç anne kokusu duymamış bir çocuğa sarıldığımda onun bu kokuyu duyabilmesini istiyorum. Dizi kanadığında yerinden kalkıp devam etmek zorunda olmasın hiç bir çocuk istiyorum. Soğuk bir yatakhanede ağlayarak değil saçı okşanarak uyusun istiyorum. O çocuklar için herkesin yapması gereken şeyler olduğunu ama kimsenin yapmadığını düşünüyorum. Bu beni üzüyor. Birini sevmek için aranızda kan bağı olması gerekmez. Aşık olduğunuz insanlarla aranızda kan bağı var mı yahut en yakın dostlarınızla? Sevebiliyormuşsunuz demek ki.Keşke onları bir arada tutup koruyabilecek gücüm olsa fakat yok. Ama belki en azından birini korurum. Nolur ki bir evladıma bir evlat daha katılsa. Gözüm doluyor, insanlar neden bu kadar katı, hoyrat anlamıyorum. Oysa kocaman bir kalbimiz var derya deniz, sev sevebildiğin kadar. Belki okuyanlara saçma gelecek belki ben bu hayalimi yapamayacağım ilerde fakat hayalimdeki adam olmadığını hissettim işte. Belki bahaneydi bilmiyorum. Her konuda benim gibi düşünen birine ihtiyacım var. En azından çoğu konuda. 

    Bakın ben o değilim, onlardan olmak istemiyorum. Kuş kadar ömrümüz, bir kişiye faydalı olamamış, dünyaya güzel şeyler bırakamamış mal mülk peşinde hayatını ziyan edenlerden olmak istemiyorum. Ben AHSEN denilince insanların kalbinin derinliklerinde bir ses duymalarını istiyorum. Hayatlarına girmem yetmez, kalplerine ruhlarına zorluklarına sevinçlerine dahil olmalıyım. Aksi halde ne anlamı kalır varlığımın, öylece gelip giden ziyanlardan ne farkım kalır?

     Çok karaktersiz insanlar görüyorum, çok yoz, ahlaksız, insaniyet namına hiç bir değere sahip olmayan adamlar tanıdım. Ölmelerini isterdim elimde olsaydı. Ciddiyim. İlerideki devirlerde daha sağlam erkekler olsun istiyorum adam gibi adamlar. Benim incindiğim gibi kızım incinmesini pişman olmasın, utanç duymasın istiyorum. Kızlarımızın gönüllerinde taht kuracak, pişmanlıkla değil de sevgiyle muhabbetle anacakları şükran duyacakları adamlar olsun istiyorum. Bu yüzden iyi erkek çocuk yetiştirmek şart. Onları belki ben yetiştirebilirim. Ben çok mu mükemmelim hayır, sadece denemek istiyorum. En azından çaba göstermek. İnsanın kainata bıraktığı en güzel şey yaşayan miraslar değil mi; iyi bir evlat, okudukça okunan bir kitap, bir resim, kalbi titreten bir şiir, dilden dile dolanan bir şarkı, bir fidan.. Yaşamasını sağladığınız her güzellik..

     Öyle işte herkesin derdi kendine has, benimki de böyle.

(dipnot : totem yapacağım bu akşam doğru adamdan bir işaret gelsin diye mucize olursa güncelleyip yazarım :D)

3 yorum:

  1. Öncelikle hoşgeldin ablana da Bir boyu mutluluklar dilerim ne güzel yazmışsın​ öyle dilerim herşey güzel gönlüne olur canım benim sevgiler 😁

    YanıtlaSil
  2. Hoş bir düşünce tarzınız var. Çok da rahatsınız kendinizi ifade etmekte, belli ki kendine güvenen birisiniz. çok güzeldir insanın kendine güvenmesi fakat yükü çok ağırdır. Tabii ki benim yaşam tecrübem bu...
    Kısaca hoş bir yazı. Etkilendim. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  3. Öncelikle ablanız için hayırlı olsun mutluluklar dilerim. Mesleğiniz ne bilmiyorum, ben Konyalıyım burada da aynı, herkes kendi telaşında komşuluk vs bitti tabi yine Ankara'ya kıyasla daha iyidir. Küçük şehirler samimiyet için daha mantıklı olabilir.

    YanıtlaSil

cpm fun 2