Galiba Evreka!


     Ne isteyip ne istemediğimizi kafamızda netleştiremediğimiz zaman her şey ne kadar güzel giderse gitsin huzuru yakalayamadığımızı fark ettim. Güldüğün anlarda bile sürekli kafanı meşgul eden o napacam ben hissi yakanı bırakmıyor. Cevabını bilmediğin soruları kendine tekrar tekrar sormaktan yorgun düştüğünü anlayamıyorsun ta ki uykuya huzurla dalamadığını hissedene dek.

     Aksi giden her şeye kader deyip geçiyorsun belki ama kader de gayrete aşık. Yaşadığın her şeyde biraz payın var, seçme hakkın var çünkü. Karşımıza çıkan bizi yoran, kıran, kızdıran insanları da biz seçiyoruz nihayetinde. Tamam bilmeden seçiyoruz ama tamamen kendi irademiz işte. Kaderi, Yaratıcı'yı, şansı suçlamanın anlamı yok.

     Kariyer mi istiyorsun çalış, her şeyin doğru zamanı var. Aşk mı istiyorsun önce istişare et ardından istihare. Aklında düşün, aklına yatana kalbinle yön ver. Gerçi biz hep tersini yapıveriyoruz, aklımıza uymayanı kalbimize sokmaya çalışıyoruz ya da kalbimize girmeyeni sırf mantığımıza yatıyor diye hayatımızın bir yerlerine dahil ediyoruz. Kötü özellikleri varsa düzelir diyoruz, görmek istemediklerimizi görmezden geliyoruz. İkisinin sonu da hep hüsran.

     Senelerdir yazıyorum burada bilirsiniz az çok tanıyorsunuz aşk mevzusu zaten tırınım yani ona hayır buna hayır doğru gelecek diye diye kimsenin kafamı karıştırmasına bile izin vermedim senelerce. Kariyeri demiyorum. Kafama pisleyen kuşlara inat dönmeyen şansımdan hiç bahsetmeyelim :) Son günlerde kafam biraz karışıktı sanıyorum birini sevme ve güvenme ihtiyacını ilk kez bu kadar yoğun derecede duymuştum. Yakında aşkı bulacaksın diyen fallar sağ olsun biraz da onlar gaza getirdi sanıyorum. Yıllardır baktırdığım her falda Ekim 2018 kainatın görebileceği en büyük aşkı yaşayacaksın diyen falcılar aah siz ölmeyin e mi :) Kafam boşuna hallaç pamuğu oluvermiş oysa fala da hiç inanmam hep dalga geçerim ya neyse. 

     Bugün çok düşündüm. Sadece kendi adıma değil kadınlar olarak ciddi ciddi ne istiyoruz onu düşündüm. Erkeklerin itham ettiği gibi yüzlerce şey istemiyoruz aslında, hiçbir şeyden memnun olmaz bir tavrımız da yok. (Aşkı arayan kadınlar adına konuşuyorum tabi diğer kesim istediğini arayabilir) Sevgi, romantizm, ilgi hepsi çok önemli tabi de bizim sorunumuz galiba güven. Bozulan şu devirde Mecnun değil en azından Mecnun'un yanından geçmiş bir zata rastlasak o bile içimize su serper diyebilecek haldeyiz. Su-i zanda bulunmak istemem lakin çoğunluk ipin ucunu kaçırmış durumda. Yüreğe dokunmak isteyen yok. İnsan sevdiğine dokunmak ister'i duyar gibiyim amenna. Dokunursun ama önce bir yüreğine dokun, aşık ol, ruhunu doyur beden en son iş. 

     Binlerce insan var çoğunu elde etmek alabildiğine kolay artık. Beden odaklı düşünürsen zaten o kadar kolay ki. Ki buna alışmış güruh artık aşktan da anlamaz hale geliyor. Erkek için kadın, kadın için erkek et parçası olmaktan öteye gidemiyor. Peki bunca günübirlik ilişki peşinde insan içinden ruhumuzu arşa ulaştıracak insanı nasıl bulacağız işte esas hayat savaşı bu galiba. 

     Bir büyüğüm "insan yarım elmadır, öteki yarımını bulursa kainata geliş sebebini tamamlamış, özünü bulmuş olur. Yarımına uymayanı bulursa ziyan olur, hiç bulamasa da kararır çürür gider" demişti. Hakikat bu galiba git gide bulmanın zorlaştığı dönemde öteki yarımını bulmak öyle bulmak ki bulduğun sanrısında bir ömrü heba etmek değil, bulduğuna emin olmak. 

      Ne yapmamız gerektiğini bilmesem de yapmamamız gerektiğini biliyorum. Hepimizin kırmızı çizgileri var birini sevmek istediğimizde kendi kırmızı çizgilerimizi çiğneyip geçiyoruz sanıyoruz ki aşk böyle bir şey her türlü farklılığı aşar oysa ki her farklılığı biz tolere edip karşımızdaki cins umursamayınca bizi üzmekten öteye gidemiyor. Kadınlar olarak aşırı fedakar davranmak pozitif düşünmek gözümüze perde çekmek daima kaybettiriyor bize. çok araştırıyoruz bir de. Aslına karşımızdakini tanımak için yapıyoruz bunu sosyal medyada stalk stalk üstüne. Her daim savunduğum bir şey vardır bir insan 1 kez araştırılmalı hayal kırıklığına uğradıysan bir daha bakmayacaksın. Yok yapamıyoruz biz günübirlik ilişkiler peşinde koştuğunu istediğinin biz olmadığını görene dek, hayal kırıklığından darma duman olana dek araştırıyoruz. Kıymetsiz hissettiğimizde, herhangi biri olduğumuzu gördüğümüze sarsılıyoruz. Soğuyup vazgeçene dek özgürlüğümüzü elimize alamıyoruz. Erkekler bizim kadar incinmiyor, umursamıyor. Daima onlar için yeni seçenekler var, biz daha duygusal yaklaşıyoruz olaya. Zor güvendiğimiz için daha derinden sarsılıyoruz. Haliyle toparlanmamız da geç oluyor. 


     Tomris Uyar Cemal Süreyya için "evine bağlı evinde olmayı seven bir adam. Akşamları eve biraz geç gel yahu bir erkek hiç dolaşmaz mı dedim ertesi gün eve altıyı çeyrek geçe geldi. Sonraki gün altı buçuk. Normalde altıda gelirdi. Bir gün toz aldım bezi silkelemek için pencereden eğildim ki kapının önünde oturmuş saatin dolmasını bekliyor. " diyor. İşte kilit nokta burası sanırım evine bağlı, evini, eşini özleyen bir adam.


     Kimisi Cahit gibi sever, Kimi Bahaettin Karakoç gibi. Cahit ölümüne sevmiyor muydu Zehra'sını zehir olsa içerdi ömründen verirdi. "Senin sevinçlerini de hüzünlerini de biriktiriyorum ben" demiş ondan sonra dünya turnesine çıkmış, ordan oraya gezmiş Zehra'yı da kara sevdasında tek başına bırakmış o da yetmezmiş gibi mantığına daha uygun diye başkasıyla evlenmişti. Bahaettin Karakoç öyle mi sevdi, evlendi, 40 yıl aynı yastığa baş koydu of demedi. Biz hep Cahit'i çok seven bildik oysa o incitmeden sevemedi, kıyabildi, silebildi, ziyan edebildi oysa gerçekten seven sevdasını hiç konuşmadığımız Karakoç'tu.

    Herkesin onlarca seçeneği vardır o seçenekler varken yalnızca sizi seven ve isteyendir kıymetli olan. Siz olmayınca hemen başkalarına yönelen insanları değil inatla sizi seveni seçmeniz gerek. Annem hep söyle der: "biri seni seviyorsa bekler, gayret eder, kırmadan incitmeden kokunu içine çekerek kavuşacağı günü bekleyerek sever"

    Üniversiteye gideceğim yıl çocukluk arkadaşım şöyle demişti "tam 9 yıl, tam 9 yıl sevecek misin diye bekledim, kimseye bakmadım seninle yaşayacaklarımız kirlenmesin diye yaşama ihtimalinin üzerine kara çalsaydım bile beni bağışlamanı dileyemezdim sevmedin ama olanda hayır vardır" Hayatımda gördüğüm en muazzam sevgiydi bu, altında ezildim, duyduğum için çok şanslıydım keşke kardeş gibi gördüğüm çocukluk arkaşımdan değil de bir başkasından duysaydım dedim. Arkadaşlarımın da var böyle muazzam hikayeleri. Ben de doğruyu senelerce bekledim aslına bakarsanız, doğru insanın yüzüne bakarken bak ben sen gelene dek sırf boşluk dolsun diye şu kadar yanlışla takıldım ettim dememek için. Yaşayabileceğim güzellikleri ziyan etmek gibiydi.

     Kafam aydınlanırken kendi kendime şöyle dedim babam gibi bir adam bulmayı beklemiyorum dayım, erkek kardeşim ya da dostlarım kadar mükemmel adamlarla dolu değil etraf. Ama Allah'ın adalet terazisine inanıyorum tertemiz tutuğumuz kalbimiz, zihnimiz elbette hak ettiğini bulacaktır. Bir kaç günlük olaylarda harcanacak kadar kıymetsiz değiliz bence hiç olmadık. Erdem Beyazit'ın eşi omzuna başını koyduğunda ulaştığı huzur gibi sonsuzluğa ulaşmamız lazım bizim. Farklı bir şeyler yapmamız lazım, bir öpücük sadece bedende kalmamalı, ruhlar çarpışmalı zihinde, yer gök şahit olmalı, aşk yalnızlık karşısında rukuda durmalı.
     
Galiba Evreka! Galiba Evreka! Reviewed by Ahsen Simsek on Eylül 09, 2018 Rating: 5

8 yorum:

  1. Kafamda ki sorulara tam burada cevap ararken tekrar kaybolmanın ne demek olduğuna tekrar tekrar okuyarak çözümlemeye çalışıyorum eyvah bana

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaybolduysan kendini bulmana az kalmış demektir :)

      Sil
  2. Kocaman bir tebrikler öncelikle 😊👏❤ benim de kafam da böyle sorular gezip duruyordu ve bir türlü toparliyamiyordum şuan tüm herşeyi öyle güzel yazmışsın ki içimden dökülen tüm sözler senin yazına yansımış gerçekten ...hani derler ya dilime tercüman oldun diye tıpkı onun gibi ...bu yazını bir kaç gün sonra yine okumak için geleceyim 😊 yüreğine kalemine sağlık canım benim sevgiler 😊❤ dilerim herşey güzel gönlünce olur

    YanıtlaSil
  3. İnsan diğer yanım, dediği kişiyi bulduğu zamanda ondan sebep yine bir boşluk yaşıyor içinde. Bu da kadınların erkeklere nazaran daha duygusal oluşundan kaynaklı bence. Siz adına destanlar yazacak halde iken, iki satırlar geçiştirebiliyor her şeyi. İçimiz onun hasreti ile yanıp tutuşurken içten bir özledim kelimesi bile çok görülebiliyor. Sanki bu zamanda bedenin ardındaki ruh unutuluyor. Bize ince düşünen erkekler gerek veyahut ruhumuzu anlayabilecek. Gerçi hoş ben buldum. Şimdi ne yazsam boş.

    YanıtlaSil
  4. Tertemiz tuttuğunuz kalbinize emin olun öyle bir kalp nasip edecek Rabbim. Ama benden tavsiye bundan ötesini beklemeyin. Gelirse ne ala. Sizden şanslısı olmaz. Şairle evli olmak da kolay değildir. Şiddetli bir aşk olmasa çekilir iş değil. Aşık olduğum adamla evliyim şu an. Ama her aşk başladığı gibi devam edemiyor bu da bir gerçek.

    YanıtlaSil
  5. swon yazımdasıın ciciş :)

    YanıtlaSil
  6. Ne güzel anlatmışsın anlatılamayanları. Doğru diye inandığımız yanlışlardan kendimiz sorumluyuz. Acılardan da..

    YanıtlaSil
  7. Kendi yazgımızı kendimiz belirleriz. Bazen bilerek, bazen farkında bile olmadan. Yaşamın kurgusu arayış ve beklenti. Beklentilerimizi karşılamak için ararız. Bulduk mu diğer yarımızı, hayatın anlamıdır bulduğumuz. Çok güzel bir anlatım, emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.