Saçma Sapan Bir Flört - İzci Bey

     Bundan sonra aklıma geldikçe saçma sapan flört maceralarımı anlatacağım. Okurken ne kadar şanslı olduğunuzu düşünürsünüz belki de eğlenirsiniz bilemiyorum. Benim için yazmak eğlenceli olacak. 


     Ah okul ah..

     Okul dolayısıyla bir eğitimde görevliydim. Arkadaşımla birlikte görevi icra ederken hocalardan birine yardım ediyorduk. O hoca da etkinliklere yanında bir asistanla geliyor. Yeşil gözlü, uzun saçlı, yakışıklı bir çocuk. İzci bey. O esnada dikkatimi çekmiyor ama. Görev esnasında ben ölmüş bitmiş, eve dönmek için fırsat kollarken biri 'şu çocuk da sürekli sana bakıyor' diyor. O zaman dikkatimi çekiyor. Arkaya bakarken bile sağda solda olanı görebilirim öyle denince dikkat ediyorum, evet bakıyor. Yine gereksiz yüklenmiş bir misyon. 

     Çocuk bir ara gelip konuşmaya çalışıyor bizle, salak salak davranıyorum. Bakmıyorum, kaçıyorum. Uzun zamandır flört meselelerine uzak olduğumdan ne konuşacağımı bilmiyorum. Bir de tipim bozuk. Akşama kadar o kadar yorulmuşum ki muhtemelen aynaya baktıktan sonra yorganın altına girip kendi tipimi unutmaya çalışacağım. Bir de bu tiple çocuğun hafızasında kazınmak istemiyorum. Neyse efenim biz ara sıra etkinliklerde yeniden karşılaşıyoruz, sadece uzaktan bakışlar ama. 

     Yoğunluğum nedeniyle görevden ayrılıyorum. Çocukta acayip bir karizma var uzaktan bakınca, piç tipi var. İşte kilit nokta orası, "kesin nerde akşam orda sabah bir tip bana gelmez "diyorum unutuyorum gidiyor. Yine de bu çocukla belki karşılaşırım o rezalet tipimi hafızalardan sileyim diye acayip süslenip gittiğim bir gün başka birine rastlıyorum, o da "bana mı süslendin" diyor. Onla amansız bir flört macerası başlıyor. O bambaşka bir konu, o tamamen rezillik, sonra anlatırım :)


     Sarmaşığın Başlangıcı

     Olaydan 6 ay falan geçiyor.  O gün karşılaştığım beyle rezil şekilde biten flörtün ardından başımı ellerimin arasına alıp düşünüyorum "bu kimin ahı ola" diye. Aklıma İzci bey geliyor. Geçmiş gitmiş diyorum ama bir yanım da acaba diyor. Tam o sıralar bir arkadaşım o çocuğu beğendim benle yapar mısın diyor. Diyemiyorum da olayın aslını. Neyse arkadaş için çiğ tavuk yenir, utangaç da bir kız kendi yapamaz, ben mutlu olamadım onlar mutlu olsunlar. İç sesim de diyor ki bu kız her gün birine yazıyor bunu unutur gider ben ekleyeyim de kenarda dursun :) 

     Çok iyi tanıdığım arkadaşlarım dışında kimseyi eklemem sosyal medyada. Ama İzci beyi eklemeye karar veriyorum. Yüzünü de çok iyi hatırlayamıyorum malum instada da profil resmi çok küçük. Bunun adını yazınca bir profil çıkıyor, faceini inceliyorum, yüz aynı, tip aynı, saçlar nerdeyse aynı, meslek aynı okul aynı. Tamaaan doğru kişi. Ama eklemiyorum önce bir deneyeceğim. Çocuğa arkadaşımın fake hesabından zibilyon tane msj atıyorum, neler neler. Etkilemek için. Geri dönüş yapmıyor. Ekliyorum, eklemiyor. Aşırı gözüm tutuyor tabi tanımadığı kadınlarla ekleşmiyor adam, yavşayanlara da cevap vermiyor. Hemen kendi hesabımdan ekleyip, konuşmaya başlıyorum ama her zamanki gibi odun odun konuşmalar. Arkadaş olmaya çalışıyorum çünkü benim için arkadaş olmak öncelik. Zaten arkadaşıma ayarlayacağım ya kendimi asla katmıyorum. Konuşması sarıyor.





     Rezillik Kat Sayım

     Bir müddet konuştuktan sonra "ya sen X hocanın öğrencisi değil miydin" diyorum hayır diyor. Sorular soruyorum ne sorsam "hayır ben o değilim, bahsettiğin kişileri tanımıyorum" diyor. Tabi ki inanmıyorum böyle bir tesadüf olması mümkün değil. Daha sonra anlaşılıyor ki bu İzci bey değil. Bu bambaşka bir adam. O kadar da konuştuk şimdi listeden kim çıkarak, ayıp da oldu. Kafamda tek soru işareti; ya bu rezilliğimi birine anlatırsa? Çünkü bir popülaritem var benim okulda, iyi tanınıyorum. Çok zekiyim, şöyle böyle hatasızım diye ortalarda dolanıyorum, bu öğrenilmemeli. Çocuğa bunu uygun bir dille izah ediyorum. Diyor ki "kimseye söylemem ama bir şartla kahve içersek"Olay iyice sarpa sarıyormuş gibi hissediyorum, daha önce hiç netten tanıştığım biriyle buluşmadım. Böbrekçi midir, deli midir,  yapışır mı bilemiyorum ki. Ama sırf kimseye anlatmasın da arkadaşlarım benimle dalga geçmesin diye buluşmayı kabul ediyorum. Bir de merak ediyorum. İzci bey olmadığına hala inanmıyorum çünkü beni kandırmış olabileceğini düşünüyorum. Belki eğlenmek için korkutmak istemiştir beni. Herkesi kendim gibi sanıyorum.





     Buluşma Günü

     Ne giydiğim hakkında en ufak bir fikrim yok çünkü bu bana göre flörting bir buluşma değil. Işığa doğru yürüyormuşum gibi. :) Bahçeli 35'te sürekli gittiğim bir cafe var, buluşma mekanı olarak orayı belirliyoruz, ben hep orada oturuyorum meğer o da hep oraya takılıyormuş. İlginç şekilde hiç karşılaşmamışız. Oturup tezle uğraşıyorum zaten inanılmaz stresli bir dönem, kendime bile vakit ayıramıyorum. Kafamda bin bir sorun, ben şimdi bu adamı nasıl tanıyacağım? Yakasına kırmızı bir karanfil istesem iyiydi :) Sosyal medyada tanışan insanlar instada başka gerçekte başka diye anlatıyorlar ya hep. Ben shop mop yapmıyorum fotolarıma tamam ama ya beni tanıyamazsa, ya "senin neren benziyor fotodakine" çıkışı yaparsa? Yoğun stres altında cama yapışık masalardan birine oturmuş bekliyorum. Ona da şu masada oturuyorum diye bildiriyorum. Birazdan gelip karşıma oturuyor. Kıvırcık saçı epey uzun, küpeli, uzun boylu, neşeli yakışıklı bir tip. Zaten tek tip adamları beğeniyorum sanırım. Yani bu çocuğu koy bir vitrine derler ki bizim kızınki. Neyse ne konuşacağımı ilk 5 dk bilmiyorum, tezden konuşuyorum. Normalde erkek arkadaşlarım kızlardan çoktur, her ortamda oldukça rahatımdır ama geriliyorum. Sigaradan nefret ederim sigara kokuyor diye dışarıda oturmamışken dışarıda oturalım mı diyor, sigara içiyormuş. Noluyorsa ondan sonra oluyor. Kafamın içinde herifi değerlendirmeye başlıyorum. İç sesim "sigara içiyormuş neyse hadi iyisin baştan eledin" diyor. Dışarıda oturuyoruz.




    Alalım Bakalım

     Kahveleri ben ısmarlayacaktım, bu arada hesap ödeme olayları benim için hiç mühim değildir yanlış anlaşılmasın. Kahve almaya kalktığımızda orda şekerlemeleri görüp "bana bundan al" diyor. Aşırı garipsiyorum. Samimi tavır hoşuma gidiyor ama bir şey de beni rahatsız ediyor. Ne olduğunu bilmiyorum, tek bildiğim bu hareketin bünyemde rahatsızlığa sebep olduğu. 

     Havadan sudan konuşurken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Gayet eğlenceli geçiyor. Çok kafa çocuk. O da kariyer konusunda benim gibi biriymiş. Çok fazla gezen eğlenen, anı yaşayan bir tip. Sorumsuz, tasasız. Eski bene aşırı benziyor. Mizahşör de bir tarafı var. Oturduğum süre boyunca aklımda tamamlamam gerekenler dolaştığından çok da yoğunlaşamıyorum. Kalkmam gerek deyip kalkıyorum. Tam kalkarken birbirimizde numaramız olmadığını fark ediyoruz. Orda numaramı istiyor, isterken de tlf kilidini gözümün önünde açıyor. Minik detaylar ama hoş. O zamana dek numaramı ısrarla istememiş olması, gözümün önünde tlfnu açması, konuşma boyunca tlfnunun hiç çalmaması ya da msjlaşmaması daha doğrusu tlfla hiç oynamamış olması, masaya odaklanması kafamın içinde pozitif puan olarak kalıyor. Ama kalkar kalkmaz diyorum ki "bu o değil". Onun tüm pozitif izlenimlerime rağmen doğru insan olmadığını hissediyorum, sebebim yok ama içimden bir his ona güvenmemem gerektiğini söylüyor. 


     Stalk

     Tüm sosyal medya hesaplarını didikliyorum, açık saçık hesaplar eklememiş, swarmda millete yürümek amacıyla bin kişiyi takip etmemiş. En azından dışarıdan öyle gözüküyor. İnstası zaten çok acemi, artistik fotoları yok. Konserden konsere koşan gezenti bir tip olmasının getirisiyle bir dolu konser zamazingosu var. Arkadaşımın kartlarıyla tarot bakıyorum, kötü bir şey çıkmıyor. Ama rüya görüyorum, onun hayal kırıklığına uğratacak bir karakter olabileceğini yorumladığım rüyalar. Bilinçaltımdır belki diyorum ama hissediyorum, bu çok düzgün gözüken adam gözüktüğü gibi değil.

     Bu adamda beni şaşırtan şu. Ne düşündüğünü asla bilmiyorum. Arkadaş mı olmaya çalışıyor flört mü ediyor. Benimle flört etmek çok zordur, ben ne hissettiğimi düşündüğümü asla belli etmem. Ta ki ciddi manada bir adım alana kadar. Karşımdakinden emin olana kadar arkadaş olmaya çalışırım. Çünkü bana uygun biri değilse ama iyi biriyse kaybetmek istemiyorum, arkadaşım olsun işte o daha kıymetli diye düşünürüm. Ben zaten ne idüğü belirsiz hareketler yapan bir tipim karşımdaki de öyle olunca anlamsız bir şey oluyor. Çok da yanlış bir zamanda karşılaştık, aynaya bakacak vakti zor buluyordum. 

     Çok ilgisiz bir adam gibi. Bir sorar bir sormaz. Bir ara denemek istedim kıskandığını fark ettim. Hiç alışık olduğum bir erkek tipi değil, benim tanıştığım adamlar hep çok ilgili üzerime düşen adamlar oldu. Yeni nesil erkekler gerçi değişti, kadınlar yazıyor hep, bunlara da onun güveniyle bir rahatlık çökmüş. Bir yazıyor bir yazmıyor. İç sesim sana yazmıyorsa başkasına yazıyordur diyor. Bana göre bir erkek senden gerçekten hoşlanıyorsa arar, sorar, merak eder, özler, bir şekilde çabalar. Bu sadece erkekler için geçerli değil, kadınlar olarak da duygu yoğunluğuna karşı koyamıyoruz çoğu zaman. Bu adam istekli değil, istekliymiş gibi davranmıyor, o zaman ben de arkadaş statüsüne koyarım diyorum. Bu bir kaç kez görüşmek istiyor ama hep çok geç saatler, koca şehirde ordan oraya gitmek güç, gitsem arabam yok, geri dönmem sorun olacak. 

     Son görüştüğümüzde niyetini anlıyorum kesinlikle arkadaşlık değil, hoşlanıyor. Lavaboya gittiğimde kimden msj geldiğini görmek için bana msj atmış durup dururken. Dünkü bebeye bak, yer miyiz bunları, neler gördük. Sürekli dokunmaya çalışıyor ama o kadar odun ki bu kafayla bırak ilişkiyi flört edemez bu tip. Zaten vakit de ayıramıyorum, biraz sabretse dönem bittikten sonra vakit ayırırdım ama boşver diyorum bu benim kafamdaki erkek profili değil.

     Şöyle de bir durum var. Eskiden flört mlört yoktu. Direk birinden ya hoşlanırdın ya hoşlanmazdın. Ya çıkardın ya olmaz derdin. Şimdi takılması ayrı çıkması ayrı, flörtü ayrı. Hangisinin ne zaman başlayıp ne zaman bittiği belli değil. Tamam burda kapandı olay diyorsun ama netlik yok ya yarın gidip biriyle görüşsen arada bir şey olsa bu defa bitmemiş olay vardı, aynı anda iki kişiyle mi takıldın olacak. Saçma sapan bir durum ya. Ben netliğin kölesiyim, böyle alengirli işler hiç bana göre değil.





     Karşılaşma

     En son 1 hafta önce görüşmek istediğinde kargo beklediğimden gidememiştim. Dışarı çıkıp arkadaşlarımla buluşana dek bir yerlerde ders çalışmayı düşünüyordum. Tam 1 saat Kızılay'da oturacak yer aradım, kiminin interneti yok kalabalıktan, kiminde gürültü çok, kiminde yer yok. O kadar yoruldum ki aklıma onla oturduğumuz kafe geldi. Zaten o kafenin hep Bahçeli şubesine takılıyorum, bari Kızılaydakine gidip oturayım dedim. Yukarı doğru epey yürüdüm, nefesim kesildi artık oh be nihayet geldim dedim. Dışarda biri oturuyor baktım ama seçemedim. Bu. Yanında bir kadın var. Karşı karşıya değil yanyana oturuyorlar. Çok samimiler. Önce bir afallıyorum. Aaa naber diyor ayak üstü bir konuşuyoruz, ne konuştuğumu tam bilmiyorum, oturmak ister misin diyor yok sağ ol diyorum. Yüzsüzlüğe bakar mısınız? Geçen hafta görüşmek istediğinde görüşseydim ayakta uyuyacaktım demek ki. Belki yeni bir kadındır. Sanmam, erkekler hep kenarda birilerini tutar, tutmuş kızı kenarda, belki de sevgilisi varken benimle konuşuyordu. Beni nasıl böyle bir tufaya getirmeye çalışır? Kafamda bin bir düşünce dolaşırken "arkadaşlarımla görüşmeye geldim görüşürüz" deyip uzaklaşıyorum. Kız da nasıl ezik bir tip anlatamam, beni süzüşü falan bir şey demek istemiyorum ama kız çocukla konuştuğum süre boyunca popoma baktı, parmaklarıma kadar inceledi. 

     Eve doğru giderken kendimle yüzleştim, ondan hoşlansaydım üzülürdüm. İyi ki hiç bir şey hissetmeden deneme aşamasında ne olduğunu görmüşüm. Hissettiğim tek duygu öfkeydi. Ona da değil, başkalarına güvenimi zedelediği için öfke duydum ona. Kendisinden sonra biriyle görüşmek istediğimde aklımdan bu olayın geçecek olması, bana bu şüpheyi miras olarak bırakmasına sinirlendim. Bana hayal kırıklığının nasıl bir duygu olduğunu öğretmesine ihtiyacım yoktu, ben zaten o duyguyu ezelden beri biliyordum. Hepimiz biliyoruz, belki taa ilkokuldan beri. Hiç önemsememişim, bir şey olmamış gibi davransam daha doğru olurdu ama tüm sosyal medya hesaplarımdan çıkarmayı tercih ettim. Çünkü onu ya da onun gibi herhangi birini sosyal medyada görmek istemezdim. Listemde durmasından bile rahatsızlık duyacak kadar öfkeliydim. Gördüğüm şeyi biliyordum, kendi doğrularıma göre hareket etmeliydim. 




     Karşılaşma 2

     Ales'e girmek için okul yerine geldim, tee ebesinin hörekesine vermişler. Her zaman yaşadığım semte verirler, bu defa nasılsa şehrin öteki ucuna vermişler. Elimdeki bozuk paraları bırakmak için okulun yanında emanetçi var mı diye bakınırken yan tarafımda bana bakan birini gördüm. Bu, kaldırıma oturmuş bana bakıyordu. Panik olup görmemezlikten gelerek okula doğru yürüdüm. Pişkin pişkin ne oldu beni niye çıkardın tarzı sorular sormasını istemedim. Sınava kadar Ösym'ye sövdüm. Kocaman şehir, o bambaşka bir semtte yaşıyor, ben bambaşka bir semtte yaşıyorum, o okul ne alaka? Dalga geçer gibi. Bunlardan sonra beni neden çıkardın msjlaşmaları oldu ama hatırlamıyorum hiçbirini. Sadece kabahatli değilmiş gibi bir de onu çıkardım diye engellemiş her yerden.


     İntikam


     İsterseniz kınayın, isterseniz tuhaf bulun, hayatım boyunca her kırılışımın, hayal kırıklığına uğrayışımın intikamını aldım. Küçük şeylerle uğraşmıyorum genelde ama bu içime işlemiş. Bir gün bir arkadaşım sevgilisini denemek için insta hesabı açmak isterken benden yardım istedi. Ben de yardım ettim, senin merak ettiğin kimse var mı deyince aklıma bir hinlik geldi.  "Eklemez ama şunu bir ekle" dedim. Hemen ekledi, hemen. Baya tanımadıklarını ekliyormuş, baştaki stalkum yanlış sonuç vermiş. Konuştuk tabi ki. Kendisi yazdı, kendisi buluşmak istedi, hiç kabahatim yok. Benle ve o kızla buluştuğu mekanda görüşmek üzere sözleştik. O zaman şehir dışındaydım, şehir içinde de olsam gitmezdim. Kendisini biraz beklettikten sonra sana bir sürprizim var deyip ses kaydı gönderdim. Tavsiyelerimin olduğu bir ses kaydı. Tabi ondan sonra her yerden engellendim :D Eğer öylece bitseydi bana ne hissettirdiğini asla bilemeyecekti, yaptığının yanına kâr kalmasını istemedim. Onun yaşam biçimi ve hareketi yanında basit bir şeydi, belki intikam bile sayılmazdı ama insanlara güvenimi sorgulamama sebep olmuştu aynısını yaşayıp empati kurmalıydı. Ve hesap burda kapandı. 

      Bu arada bir proje nedeniyle Gerçek İzci Bey ile iletişime geçmemiz gerekti. Onla konuşmadık bile pek bir soğuk nevaleymiş, yanlış İzci Bey bana ders oldu. Her işte bir hayır var işte. :)

     
     

6 yorum:

  1. Altıncı hissin yanılmamış 😀

    YanıtlaSil
  2. Nasıl başladı, nerde bitti! Çok ilginçmiş cidden. İlk başlarda baya güldüm, çok hoş anlatmışsın. Keşke mutlu son olsaymış ama hayat böyle bazen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, umarım mutlu başlangıçlar ekleyebilirim buraya da onları okursunuz :)

      Sil
  3. Uzun yazı okuma sabrım çok azdır ama buna bayıldım ve keyifle okudum, yaşadığın şey keyifsiz olsa da. Böyle tecrübeler olabiliyor. Ama insanlara güvenmekten vazgeçmemek lazım sanırım. Yanlış insanların yaptıklarının bedelini doğru insanlara ödetmemeli. Konuşacak çok şey var bu konular üzerine ama uzatmayayım yorumu :)
    Paylaştığın için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabrın ve yorumun için çok teşekkür ederim. Ne güzel demişsin yanlışların bedelini doğrulara ödetmemeli.

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.